Kapat

Kategoriler

  • Basın Açıklamaları
  • Genel
  • İl Programları
  • Söyleşiler
  • TBMM Grup Konuşmaları
  • Videolar
Müsavat Dervişoğlu

Müsavat Dervişoğlu
İYİ Parti Genel Başkanı

Türlü hukuksuzlukların, bitmeyen utanmazlıkların, doymak bilmeyen hırsızlıkların son bulması için; milletimizden aldığımız güçle mücadele etmeye devam edeceğiz.

Müsavat Dervişoğlu Resmî Web Sitesi
  • ANA SAYFA
  • HAKKIMDA
  • İÇERİKLER
    • Basın Açıklamaları
    • Genel
    • İl Programları
    • Söyleşiler
    • TBMM Grup Konuşmaları
    • Tv Programları
    • Tüm Videolar
  • İLETİŞİM
Müsavat Dervişoğlu
Müsavat Dervişoğlu

‘’Bize yeni anayasadan önce nüfus yasası gerekiyor”

26Haz’24

  • TBMM Grup Konuşmaları
WhatsApp'ta Paylaş
‘’Bize yeni anayasadan önce nüfus yasası gerekiyor”
Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu; 5,3’lük doğum oranıyla 10 milyondan fazla sığınmacı ve kaçağın Türkiye’de kalıcı hale gelmesi durumunda, sayılarının önümüzdeki 10 yıl içinde 20 milyona yaklaşacağını söyledi.“A

Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu; 5,3’lük doğum oranıyla 10 milyondan fazla sığınmacı ve kaçağın Türkiye’de kalıcı hale gelmesi durumunda, sayılarının önümüzdeki 10 yıl içinde 20 milyona yaklaşacağını söyledi.“Artık sorun sadece dışarıdan gelenler değil, gelip burada üreyenler ve türeyenlerdir” diyen Genel Başkanımız; “İYİ Parti olarak tüm siyasi partilere, tüm sivil toplum kuruluşlarına bir çağrıda bulunuyorum: Türkiye’nin ve Türk milletinin geleceği için bu varoluşsal milli güvenlik tehdidine karşı ortak bir akıl ve ortak çözüm önerileri ile müşterek bir zeminde bir araya gelelim. Çünkü bize yeni bir Anayasa’dan önce, devlet ve millet arasında bir sözleşme olan Anayasa’nın, hangi millet için geçerli olduğunu belirleyen bir nüfus yasası gerekmektedir!” dedi.

Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, 26 Haziran Çarşamba günü partimizin TBMM grup toplantısında konuştu.

Mardin’in Mazıdağı ve Diyarbakır’ın Çınar ilçelerinde yaşanan yangın felaketleri ardından Tarım Politikaları Başkanımız Kadir Ulusoy ve Mardin İl Başkanımız Süleyman Akar öncülüğündeki heyetin bölgeye giderek incelemelerde bulunduğunu hatırlatan Genel Başkanımız; “1700’e yakın hayvanın telef olduğu, 60 bin dekar tarım arazisinin yandığı bu yangında, 2024 yılında Mardin Devlet Hastanesi’nde yanık ünitesi olmadığı da ortaya çıkmıştır. Yaralılar önce Kızıltepe’ye sonra da Diyarbakır’a taşınarak, büyük bir zaman kaybı yaşanmıştır. Yangından etkilenen köylerimizin; ‘Afet Bölgesi’ kapsamına alınması, zararların tespit ve tazmini, Mardin Devlet Hastanesi’nin yetersizlikleri hakkında Meclis Grubumuz tarafından gerekli teklif ve önergeler verilmiş, süreç tarafımızca titizlikle takip edilmektedir” dedi.

Vergi düzenlemesi çalışması üzerinden “Vergimatik Mehmet” dediği Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e yüklenen Genel Başkanımız; “O ışıltılı gözlerin sahibi Nurettin Nebati’yi anacağımız, saray damadına üzüleceğimiz hayatta aklımızdan geçmezdi. Sayın Şimşek, sağ olsun daha tasarruf tedbirleri genelgesinin mürekkebi bile kurumadan jet hızıyla vergi cebirleri genelgesine geçmeye karar verdi. Malum Londra ve Ankara arasında jetle uçmayı pek sever kendileri. Ancak Sayın Bakanın, tıpkı diğer icraatlarında ve paketlerinde olduğu gibi, bu yenisinden de ne çıkacağı belli değil. Âdeta milli piyango gibi! Daha ziyade gayrı millî piyango.” şeklinde konuştu.

Yurt dışına çıkış harcına yapılması planlanan zam oranına işaret eden Genel Bakanımız; “Yurt dışına çıkış harcını neredeyse yurt dışına gidiş-geliş uçak biletine eş değer hâle getiren bu düzenleme ile elde edileceği varsayılan 12.5 milyar TL nerede kullanılacaktır? Emekliye, işsizlere yani milletimize mi harcanacaktır? Yoksa doymak bilmeyen yandaşlarınıza mı dağıtılacaktır? Ülkedeki kaçaklara destek fonuna mı dönüşecektir?” diye sordu.

Tasarruf tedbirleri üzerinden da Bakan Şimşek’e tepki gösteren Genel Başkanımız; “Ne oldu o iş Sayın Şimşek? O son model, 3 kollu yıldız armalı lüks aracınız o paketten önce mi alınmıştı yoksa sonra mı açıklar mısınız?” sorusunu yöneltti.

“TASARRUF ETMESİ GEREKEN TEK KİŞİ ERDOĞAN”

Cumhurbaşkanlığı makamının, Mayıs 2023’teki 316 milyon 831 bin liralık harcamasının Mayıs 2024’te yüzde 265 artışla 1 milyar 158 milyon 804 bin liraya yükseldiğine vurgu yapan Genel Başkanımız; “Ama Mehmet Şimşek’e göre tasarruf edilecekse, Hazine’ye gelir yaratılacaksa kalın camlı gözlüklerinin arkasından gözlerini çevirdiği yer: Milletin kamburlaşmış sırtıdır. Milletimizin artık verebileceği herhangi bir varlığı, sırtlanabileceği fazladan bir yükü kaldırabilecek dermanı kalmamıştır. Bu ülkede öncelikle tasarruf etmesi gereken tek bir kişi vardır: O da Recep Tayyip Erdoğan’dır.” değerlendirmesini yaptı.

“BU DEVLETİ ÇÖKERTEMEYECEKSİNİZ SARAY BEYLERİ”

İbni Haldun’un; “Unutmayalım; bir devlet çökerken vergiler yüksek gelirler düşük olur” şeklindeki sözlerini hatırlatan Genel Başkanımız; “Bu devleti çökertemeyeceksiniz saray beyleri! Bu millet saltanatınıza diz çökmeyecektir! Çünkü karşınızda biz varız; iyiler var, cesurlar var. 50 asırlık tarihi ve 3000 yıllık devlet geleneğiyle Türk milleti var!” ifadesini kullandı.

“SAYIN ERDOĞAN’I UYARIYORUM!”

“Hükûmet ve Cumhurbaşkanı, Temmuz 2023’te çalışanlara refah payı adı altında 8.077,00 TL ek ödeme yapmaya başlayıp emeklilere bu parayı vermemekle çok açık bir şekilde Anayasa’yı çiğnemiştir” diyen Genel Başkanımız; “Tam bir yıldır; ha bugün ha yarın denilerek emeklilerimizin yasal alacakları ertelenmiş ve kendileriyle düpedüz alay edilmiştir. Buradan Sayın Erdoğan’ı uyarıyorum: Hükûmet, her bir emeklimize geçen bir yıl için 96.824 TL borçludur. Ayrıca Temmuz ayından itibaren de 8.077 TL refah payı vermek zorundadır. Herkes iyi bilsin ki emeklilerimiz sahipsiz değildir. İYİ Parti onların haklarını sonuna kadar savunacaktır” dedi.

Salondaki emeklilerin sloganlarına sessiz kalamayan Genel Başkanımız; “Emekliler o kadar dertli ki ozana dönmüşler. Bu kadar besteyi ancak dert sahibi ozanlar yapar” diye ekledi.

“TÜRKİYE DEMOGRAFİK BİR DÖNÜŞÜME TESLİM KALACAK!”

10 milyondan fazla sığınmacı ve kaçağın yüzde 5,3’lük doğum oranıyla Türkiye’de kalıcı hale gelmesi durumunda, sayılarının önümüzdeki 10 yıl içinde 20 milyona yaklaşacağını belirten Genel Başkanımız; “Eğer kaçaklar acilen ülkelerine geri gönderilmeye başlanmazsa, bunun için de Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve Suriye hükümetiyle bir iş birliğine gidilmezse, 2053 yılına geldiğimiz zaman Türkiye’nin- illeri ilçeleri, mahalleleri, kentleri, köyleri ve sahil şeritleri demografik bir dönüşüme ilelebet teslim kalacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

“BİZE YENİ ANAYASADAN ÖNCE NÜFUS YASASI GEREKİYOR”

Tüm siyasi partilere ve sivil toplum kuruluşlarına çağrıda bulunan Genel Başkanımız; “Türkiye’nin ve Türk milletinin geleceği için bu varoluşsal millî güvenlik tehdidine karşı ortak bir akıl ve ortak çözüm önerileri ile müşterek bir zeminde bir araya gelelim. Çünkü bize yeni bir Anayasa’dan önce, devlet ve millet arasında bir sözleşme olan Anayasa’nın hangi millet için geçerli olduğunu belirleyen bir nüfus yasası gerekmektedir! Sözde yeni anayasa, normalleşme ve yumuşama turları, günahkâr ve riyakâr iktidarın bir kere daha meşrulaştırılması, onun gafletine ortak çıkılması değil; bu ülkenin, devletin ve vatanın kimin olduğunun bir kere daha gösterilmesi gerekmektedir!” dedi.

“BURADA HEDEF ALINAN LOZAN’DIR”

Fatih Kaymakamlığına bağlı bir azınlık kilisesi yöneticisinin, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da bulunduğu toplantıya bir devlet başkanı gibi katılıp imza atması ile yeniden gündeme gelen Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasına değinen Genel Başkanımız; “Lozan ile siyasi ve idari faaliyetlerine son verilerek sadece dini vecibelerine izin verilen patrikhanenin ekümenik sıfatını kullanmasına iktidarı süresince ‘One Minute’ diyemeyen Sayın Erdoğan sana sesleniyorum: Bil ki adalet timsali olan ve senin dilinden düşürmediğin ecdad da patrikhaneye ekümeniklik yetkisi vermemiştir! Yetkisini Osmanlı toprakları ile sınırlandırmıştır. Kaldı ki sen iktidara gelene kadar, Cumhuriyetimizin milli devlet politikası kapsamında sıkı bir denetime tabi tutulan patrikhanenin şımarık tavırlarına asla izin verilmemiştir! Sen ise şimdi kalkmış, müfredatını, eğitim-öğretim dilini, öğrenci ve öğretmenlerini seçemediği için Anayasamıza bağlılığı reddeden, Heybeliada Ruhban Okulu’nu kendi elleriyle kapayan Fener Rum Patrikhanesi’nin ruhbanlık hayallerinin peşinden gidiyorsun. Herkes aklını başına devşirsin. Bu mesele sıradan bir mesele değildir. Al imamı, ver papazı meselesi hiç değildir. Burada hedef alınan Lozan’dır. Hedef tahtasına koyulup, yok edilmek istenen de Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve büyük Türk milletidir.” ifadesini kullandı.

‘’ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI TEHLİKESİNDEN DEĞİL, TÜRK’E EKLEMEYİ HAYAL ETTİĞİNİZ İYELİKTEN ENDİŞE DUYUN’’

Genel Başkanımız konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Siz saray beyleri! Üçüncü dünya savaşı tehlikesinden değil, Türk’e eklemeyi hayal ettiğiniz iyelikten endişe duyun. Türkiyelilik hezeyanlarınıza Türk’ün göstereceği tepkiden korkun. Çünkü hiçbiriniz o zaman, Türk’ün kasırgasını durduramazsınız! Türk milleti büyüktür, Türkiye Cumhuriyeti büyüktür. Türk milleti, bu coğrafya üzerinde kurduğu bu büyük devleti binlerce yıldır yaşatmaya muvaffak olmuş büyük bir cesaret abidesidir. Türk milleti ile oyun oynamaya kalkışanlara sesleniyorum; bir gün gelecek ve bu yaptıklarınızın hesabını bu millete elbette vereceksiniz. Bu büyük millet de ‘Ne mutlu Türküm’ ifadesini sonsuza kadar söylemeye devam edecek.’’

Grup Konuşmasının Tamamı:

Sayın milletvekilleri,Saygıdeğer misafirler,Hepsi birbirinden kıymetli aziz dava arkadaşlarım,Sevgili gençler ve basınımızın güzide temsilcileri,Hepinizi en içten duygularımla,Sevgi saygı ve muhabbetle selamlıyorum.Haftalık grup toplantımıza hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.Geçtiğimiz hafta;Mardin Mazıdağı ve Diyarbakır Çınar’da yaşananYangın felaketinde hayatlarını kaybeden;Yücebağ Köyümüzdeki 10,Köksalan Köyümüzdeki 2,Ve Yazçiçeği Köyümüzdeki 3 vatandaşımıza Allah’tan rahmet,Kederli ailelerine ve milletimize de başsağlığı diliyorum.Olayın hemen akabinde,Partimiz tarafından bir heyet görevlendirilerek bölgeye gönderilmiş,Tarım Politikaları Başkanımız Sayın Kadir UlusoyVe Mardin İl Başkanımız Sayın Süleyman Akar öncülüğünde,Aileler ziyaret edilmiş, acılar paylaşılmış,Gerekli incelemeler yapılarak hazırlanan rapor genel merkezimize ulaşmıştır.Emeği geçen dava arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.1700’e yakın hayvanın telef olduğu,60.000 dekar tarım arazisinin yandığı bu yangında,2024 yılında Mardin Devlet Hastanesi’nde yanık ünitesi olmadığı da ortaya çıkmıştır.Yaralılar önce Kızıltepe’ye sonra da Diyarbakır’a taşınarak,Büyük bir zaman kaybı yaşanmıştır.Yangından etkilenen köylerimizin;“Afet Bölgesi” kapsamına alınması,Zararların tespit ve tazmini,Mardin Devlet Hastanesi’nin yetersizlikleri hakkında,Meclis Grubumuz tarafından gerekli teklif ve önergeler verilmişSüreç tarafımızca titizlikle takip edilmektedir.Değerli dava arkadaşlarım;İşbaşındaki iktidar,Adı Adalet ve Kalkınma Partisi olsa da,Her icraatı ile “adalet yoksunu ve kalkınma düşmanı” olmaya,Zengini daha çok zengin,Fakiri daha da çok fakir yapmaya var gücü ile devam etmektedir.Mayıs 2023 seçimlerinden itibaren,Dikkatle ve esefle “mış gibi” yapılanEkonomi politikalarını takip ediyoruz.Acaba diyoruz;Eylemlerinin ve söylemlerinin odak noktasına,Ücretli çalışanları,Emeklileri,İş arayan gençleri,Kamu emekçilerini koyarlar mı?Hakça bölüşülen,İnsanca yaşanan bir düzenin oluşmasınaVesile olurlar mı?Bir kesimin değil,Herkesin refahını arttırmayı amaç edinirler mi? diyeMerakla bekliyoruz.Ama devri iktidarlarındaVatandaş hep hüsranla karşılaşıyor.Artık millet olarakBeklentilerimizi en alt seviyeye indirdik,Artık bırakın bir şeyleri kazanabilmeyi,Elimizdekini kaybetmiyorsakKendimizi şanslı sayıyoruz.Gelinen noktada milletimizEndişe içerisindedir.Çünkü DÜN nefretleriyleYARINLARIMIZI finans kuruluşlarınaİpotek eden yeteneksizler,Milletimizin bugününe de el koymuşlardır!Peki nedir milletimizin endişesi?“Bir zamanlar her sabah bayrak önünde,Varlığımızı varlığına armağan ettiğimize and içtiğimiz vatanımızın,Rantçı ve doymaz bir çete tarafından ele geçirilmesi sonucu,Elde kalan son 3-5 kuruşlaKendimizi ve ülkemizi nasıl koruruz” endişesidir.Ve bu endişe içerisinde,AKP iktidarından öğrendiğimiz tek bir şey vardır:O da “atasözlerinin” ne kadar doğru,Ne kadar anlamlı olduğudur.Bugüne kadar,Cumhurbaşkanı’nın atadığı her bakan,“Gelen Gideni Aratır” atasözününNe kadar doğru ve anlamlı olduğunu göstermiştir.Saray damadı bakan en son,Dolar 10 lira olacak diyenlerle dalga geçiyordu,Doların 33 lira olduğu bu günleri önceden görmüş olsa gerek,Görevden affını isteyip,Yerine gözlerdeki ışıltı ile ekonomiyi nurlandıranNurettin Nebati gelince,O gideni bile arar olmuştuk.Ekonomiye güven yerine ışıltı veren Nebati’denDaha kötü bir dönem olamaz diyeKendimizi avuturken de,Cumhuriyet Türkiye’sinin bakanı değil,Uluslararası para baronlarının mümessili gibi çalışanHazine ve Maliye Bakanı ŞimşekVergimatik Mehmet geldi.Çünkü gelen o kadar kötü,Milletimize karşı da o kadar acımasız ki,O ışıltılı gözlerin sahibi, Nurettin Nebati’yi anacağımız,Saray damadına üzüleceğimiz hayatta aklımıza gelmezdi…Sayın Şimşek, “sağ olsun”Daha “tasarruf tedbirleri” genelgesininMürekkebi bile kurumadan,Jet hızıyla,Vergi cebirleri genelgesine geçmeye karar verdi.Malum Londra ve Ankara arasındaJetle uçmayı pek sever kendileri…Ancak Sayın Bakanın,Tıpkı diğer icraatlarında ve “paketlerinde” olduğu gibiBu yenisinden de ne çıkacağı belli değil!Adeta milli piyango gibi!Daha ziyade “gayrımilli piyango”.Vergi düzenlemesinin ne olacağı,Kamu hazinesine ne kadar katkı sunacağı gibiAsıl soruların cevapları,Milletimizle dalga geçer bir şekildeİletişim Başkanlığı’nın nabız ölçümlerine göre belirleniyor.Ben kendilerine,Bu yaratıcı propaganda süreçleriyleKamuoyunun nabzını ölçmek yerine,Sokaktaki vatandaşınBir kereliğine olsunSabrını ölçmelerini tavsiye ediyorum!Vatandaşla dalga geçen cin fikirlerinEn son örneğini,Arttırılmak istenen“Yurt Dışına Çıkış Harcı Tutarında” görüyoruz!Hazine ve Maliye Bakanlığı’nınResmi açıklamasına göre150 TL olan ilgili harç tutarı 3.000 TL’yeYani 20 katına çıkarılmak istenmektedir.Böylece devletin kasasına da12.5 milyar TL ek gelir oluşturulacağı iddia edilmektedir.Eğer bu olmazsa da 1.500 TL ye çıkarılmak istenmektedir.Milletimizin aklı ile alay edenSöz konusu bakanlık açıklamasını görünce,Şu soruları sormakBoynumuzun borcu haline gelmektedir.Soru bir:Yurt dışına çıkış harcını,Neredeyse yurt dışına gidiş-geliş uçak biletineEş değer hale getiren bu düzenleme ile,Elde edileceği varsayılan 12.5 milyar TLNerede kullanılacaktır?Emekliye, işsizlere yani milletimize mi harcanacaktır?Yoksa doymak bilmeyen yandaşlarınıza mı dağıtılacaktır?Ülkedeki kaçaklara destek fonuna mı dönüşecektir?Soru İki:İddia ettiğiniz 12.5 milyar TLSizin için önemli bir gelir ise,2023 yılında affedilen188 milyar TL tutarındaki“Yatırım fonu ortaklıkları kazanç vergisi” ileVe yine affedilen,119 milyar TL tutarındaki“Menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası gelir vergisini”Nasıl açıklayacaksınız?Soru üç:Vergi sistemindeAdaletli davranmayarak,Acımasızca daha çok vergi koyarak,Milletimizin iliklerine kadar yaşadığı ekonomik kriziNasıl sona erdirmeyi planlıyorsunuz?Soru dört:Pasaport harç bedeliVe defter bedeli adı altında alınanÜcretlerin karşılığında,Bu ülke pasaportuna nasıl hizmet ediyorsunuz da,Bir de yurt dışı çıkış bedeli diyeKöprüyü geçen mi? geçmeyen mi? misaliDeli dumrul vergisi istiyorsunuz?SahiBir de tasarruf tedbirleri demiştiniz.Ne oldu o iş Sn. Şimşek?O son model, 3 kollu yıldız armalı lüks aracınızO paketten önce mi alınmıştı yoksa sonra mı açıklar mısınız?Tasarruf deyince,Ay yıldızlı formayı terletenlerin gölgesine sığınıp,Başka tasarruf örnekleri sergileyen gruplar da var!“İtibardan Tasarruf” olmaz diyen Cumhurbaşkanı’nıÖrnek alan bu grup,Türkiye Futbol Federasyonu’nunBirtakım sözde temsilcileridir.Ülkemizin itibarını düşündüklerinden,Almanya bizi kıskanıyor dedirtmek için olsa gerek,Avrupa Futbol Şampiyonası’naEn çok misafir götüren “bizim” federasyon olmuştur.Fransa 27, İsviçre 14, İspanya 40,Portekiz 33 misafir götürürken,“Bizimkiler” TAM 613 MİSAFİR” götürmüştür.Başta Gençlik ve Spor Bakanı olmak üzere,Hiçbir iktidar temsilcisi de bu aymazlığa dur diyememiştir.Çünkü içlerindeHemşerileri vardır,Yeğenleri vardır,Çoluk, çocukları vardır!Bu arada!Turnuvaya katılan 24 ülkeden23’ünün vatandaşlarıHerhangi bir vize almadan rahat rahat Almanya’ya giderekFutbolun tadını çıkarabiliyorken,Sadece Türk vatandaşları vizeye gereksinim duymaktadır!Ve pasaportunun itibarı kalmamışken,Vergimatik Mehmet,Brics toplantılarındaEtrafına gülücük saçmaktadır!Yerli ve milli namınaİçinde hiçbir şey kalmamış iktidarın bakanı!Saraydaki patronunuzun bir zamanlar,“paranız yoksa borç verelim deyip”Racon kesme rolleri yaptığı IMF’nin,İnsan cismindeki timsali gibisiniz.Bu da partinizinMilletimize son hizmeti olsa gerek!IMF ile stand-by anlaşması devri bitti!Şimdi devir, Bay-Şimşek devriÇarşıda gök gürültülü sağanak yağışMutfaklarda fırtına…Biraz insaf ve insaniyet Sn. stand-by-şimşek!Biraz milletimizin arasında yaşamakVe milletimizin derdini görmek için gayret!Milletimizin sırtına binerek,Cebindekine,Boğazındakine göz dikerekNe hazineye gelir elde edebilirsiniz,Ne de kamuda tasarruf edebilirsiniz.Mayıs/2023’te,316 milyon 831 bin lira harcayan Cumhurbaşkanlığı makamıMayıs 2024’te 1 Milyar 158 milyon 804 bin harcadı.Yani 1 yılda tam %265 oranında artış.Ama Mehmet Şimşek’e göreTasarruf edilecekse,Hazine’ye gelir yaratılacaksa,Kalın camlı gözlüklerinin arkasındanGözlerini çevirdiği yer:Milletin kamburlaşmış sırtıdır!Milletimizin artık,Verebileceği herhangi bir varlığı,Sırtlanabileceği fazladan bir yüküKaldırabilecek dermanı kalmamıştır.Bu ülkedeÖncelikle tasarruf etmesi gerekenTek bir kişi vardır:O da Recep Tayyip ERDOĞAN’dır.Sayın Cumhurbaşkanı;Kendisinin ve makamının harcamalarını kestiği günMilletimizin tasarruf etmesine gerek kalmayacaktır.Sayın Erdoğan ve avanesi;Bu ülkeyi ve insanını,Bir grup rantçının,Kupon arazi ve ihale peşinde koşan bir grup simsarınVe uluslararası tefecilerin eline düşürmüştür.Sayın Erdoğan,Söz konusu grupları korumak ve kollamak için,Yüzbinlerce emekliyi, ücretliyiTek bir saniye düşünmedenFeda edebilmektedir.Zat-ı devletlerinin devri iktidarlarındaMilletimizi rahmetli Kemal Sunal’ın“Orta Direk Şaban” filmindeki gibiZam ile yaşamaya mahkum etmektedir.Peynir çoktan bitmiştir,Zeytinse artık müzeliktir!Köftelik olacak bayat ekmekKıymayı unuttuğundan,Mutfağın Mona Lisa’sı gibidir.Maaş zammından bahseden yoktur amaZamlı etiketlerin değişmediği,Vergi artış oranının konuşulmadığı,Bir gün dahi yoktur…Orhan Veli’ninBedava yaşıyoruz şiirine nazire yaparcasınaVergisiz yaşamadığımız bir gün yoktur.Hava vergiyle, su vergiyle,Hürriyet hala kelle fiyatınadır.Size bir hatırlatma yapayım Saray beyleri!İbni Haldun şöyle der:“Olgunluk döneminde artan bolluk ve zenginlik,Devletin lüks, gereksiz ve gösterişe dönük harcamalar yapmasına yol açmakta,Bu da vergi gelirlerinin,Kamu harcamalarını karşılayamaz hale gelmesine sebep olmaktadır.Devlet yöneticilerinin,Gereksiz ve lüks harcamalarını terk etmeyerek,Bunun yerine üreticileri ağır vergi yüküne maruz bırakması,Vergi mükelleflerini çalışmaktan ve üretmekten vazgeçirecek,Ve hatta mükellefler ellerindeki servetleri satarak,Vergi borçlarını ödemeye çalışacaktır.Fakat ağır ve yüksek oranlı vergiler,Yöneticilerin beklediklerinden daha az vergi tahsilatına yol açacaktır.Unutmayalım;BİR DEVLET ÇÖKERKENVERGİLER YÜKSEK GELİRLER DÜŞÜK olur.”Bu devleti çökertemeyeceksiniz Saray Beyleri!Bu millet saltanatınıza diz çökmeyecektir!Çünkü karşınızda biz varız İYİler var CESURlar var…50 asırlık tarihi ve 3000 yıllık devlet geleneğiyle Türk milleti var!Aziz milletim;Her ay insanımızın buzdolabındanEn az 1 kalıp peynir,En az 5 şişe süt,Yarım kilo kıyma eksilmektedir!Eskiden “vatandaşın vergileriyle”Kamu hizmetleri finanse edilirdi!Şimdi hepsine vatandaş para ödüyorYol yapıyoruz diyorlar, paralı!Hastane paralı!Okul zaten paralı!Peki bu vergilerle ne yapılıyor?Kentsel dönüşüm?Paralı!Depreme hazırlık?Yeni sigortalar icat ediliyor?Sınır güvenliği?Yolgeçen hanı!Vergi borçları silinenler?Peki gelir vergilerini ödemeyenler?Bu ülkenin taşından, toprağındanİnsanından zenginleşip, üzerine yatanlar?Hepsinin kim olduğu bellidir!Peki serveti ve sermayesi silinenler?Dolaylı vergiler üzerine yüklenenler?Hem bu ülkenin şerefli vatandaşı,Hem bu ülkenin şerefli sanayicisi, üreticisi, tüccarıdır.Ve bu ortamda,Vergilerin, harçların, haraçtan beter olduğu,Milletimizin bayram tatilineMemleketine bile gidemediği ülkemizde,Yurtdışı çıkış harcına 20 kat zam düşünülürken,Temmuzda maaşlara zam yapılsın mı diyeUtanmadan soru sorulmaktadır!Size çok temel bir şey söyleyeyim:“Mış” gibi yaptıkları şeyler de,Lütuf diye sunup, sonradan parasını kestikleri şeyler de,Hepsi sizin hakkınızdır!Milletimizin ak sütü gibi helal hakkıdır!Anayasa’nın 10. Maddesi:“Herkes,Dil, ırk, renk, cinsiyet,Siyasi düşünce, felsefi inanç,Din, mezhep ve benzeri sebeplerleAyırım gözetilmeksizinKanun önünde eşittir.”“Hiçbir kişiye, aileye, zümreyeVeya sınıfa imtiyaz tanınamaz.Devlet organları ve idare makamları,Bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarakHareket etmek zorundadırlar.“ der.Hükümet ve CumhurbaşkanıTemmuz 2023’de çalışanlara,Refah payı adı altında,8.077,00 TL ek ödeme yapmaya başlayıp,Emeklilere bu parayı vermemekle,Çok açık bir şekilde Anayasa’yı çiğnemiştir.Gerçi Tayyip Erdoğan için Anayasa’yı tanımamakGelenek haline gelmişse de,Bizler tüm emeklilerimiz adınaYaptığı hatayı düzelttirmeyi de biliriz.Bugün bırakın düz memur ve işçi emeklisini,En yüksek emekli bürokratın maaşı bileTÜİK rakamları ile yoksulluk sınırının altındadır.Tam bir yıldır,Ha bugün, ha yarın denilerekEmeklilerimizin yasal alacakları ertelenmiş,Ve kendileriyle düpedüz alay edilmiştir!Buradan Sayın Erdoğan’ı uyarıyorum:Hükümet,Her bir emeklimize geçen bir yıl için 96.824 TL borçludur.Ayrıca Temmuz ayından itibaren de,8.077 TL refah payı vermek zorundadır!Herkes iyi bilsin ki,Emeklilerimiz sahipsiz değildir.İYİ Parti onların haklarınıSonuna kadar savunacaktır.Değerli dava arkadaşlarım;Sayıları çok seven Erdoğan’ın yönettiği Türkiye’de milletimiz,Ne TÜİK verilerine,Ne de göç idaresinin açıkladığı sığınmacı ve kaçak sayılarına inanmıyor.Örneğin,Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu,Sadece İstanbul’da,2,5 milyon sığınmacı ve kaçak olduğunu söylerken;İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nınİstanbul Valisi olduğu dönemde bu sayı 1 milyon 179 bin,Bakanlığı döneminde, göç idaresince1 milyon 87 bin olarak açıklanmıştır.Yani,Eğer göç idaresi verilerine bakarsanız,Türkiye’de neredeyse her aySığınmacı sayısınınYÜZ BİN azaldığını görürsünüz.Ancak sokaktaki vatandaşa,Esnafa, pazarcıya,Gence, yaşlıya sorarsanız,Ya da bizzat siz,O malum mahallelerde, sokaklardaArtık sığınmacı gettosuna dönmüş ilçelerde10 dakika tur atarsanız,BirininKesinlikle yalan söylediğini anlarsınız.Şüphesiz ki yalan söyleyenVatandaşımız değil,Biz de değiliz.Bakınız!Cumhurbaşkanı Erdoğan’ınVaroluşsal tehdit diye açıkladığı,Türk vatandaşlarının nüfus artış hızı yüzde 1,5 iken,Nüfus artış hızı yüzde 5,3 olan Suriyeli sığınmacıların sayısı,Her ay nasıl yüzer bin azalmaktadır?Bu şaibeli veriler,Hükümetin Türkiye’deki yabancıların sayısı hakkındaApaçık yalan söylediğini göstermektedir.Biz hükümeteSığınmacı sayısı kaç diyoruz?AKP ve medyası,“Onlar olmazsa çoban bulunmaz” diyor.Bunlar için bütçeden harcadığınız rakam nedir, diyoruz?Onlar,“Ucuz iş gücü piyasasında sayelerinde ayaktayız” diyor.Arkadaşlar, kendinize gelin!Türkiye’yi göz göre göre bir uçuruma sürüklediniz!Şimdi o uçurumdan düşmesiniSıcak koltuklarınızda aymazca izliyorsunuz!Bakınız,Birleşmiş Milletler verilerine göre konuşuyorum;Dünyada bulunan toplam mülteci sayısının yüzde yirmisi,Yani beşte biri yalnızca tek bir ülkede Türkiye’dedir.Vatanımız,Tam 97 ülkenin nüfusundan daha büyük olan bir yabancı nüfusu,Beslemeye ve barındırmaya,Batı kapılarında dilencilik yaparakSaray ekonomisini sürdürmeye çalışanBu meczup iktidar tarafındanCebren ve hile ile mecbur bırakılmıştır.10 milyondan fazla sığınmacı ve kaçak5,3’lük doğum oranıylaŞayet Türkiye’de kalıcı hale gelirlerse,Önümüzdeki 10 yıl içindeSayıları 20 milyona yaklaşacaktır.Eğer kaçaklarAcilen ülkelerine geri gönderilmeye başlanmazsa,Bunun için deBirleşmiş Milletler, Avrupa BirliğiVe Suriye hükümetiyleBir iş birliğine gidilmezse,2053 yılına geldiğimiz zamanTürkiye’nin- illeri ilçeleri, mahalleleriKentleri, köyleri,Ve sahil şeritleriDemografik bir dönüşümeİlelebet teslim kalacaktır.Artık bu sessiz ve saklı bir işgal de değildir.Gürültülü, patırtılıAçık, aleniTopyekûn bir yıkımdır.Çünkü artık sorun,Sadece dışarıdan gelenler değil,Gelip burada üreyenler ve türeyenlerdir.Değerli dava arkadaşlarım,Bu noktada bize düşen görev,Atatürk’ün mirasına sahip çıkmak,Cumhuriyeti’ni ve istiklali muhafaza ve müdafaa etmektir.Mevcudiyetimizin ve istikbalimizinYegâne temeli olanEn kıymetli hazinemizden,Yani vatanımızdanBizi mahrum etmek isteyenlerinTopyekûn yıkım planınıOrtadan kaldırmak mecburiyetindeyiz!Egemenlik hakkımızı Saray’danTopraklarımızı yağmacılardanNüfusumuzu ise sığınmacılardanKurtarmak ve arındırmak mecburiyetindeyiz.Şehirlerimizin her tarafında,Yabancı gettolar oluşuyor,Gettoların içinde selefiliğin,RadikalleşmeninVe potansiyel bir terörün tohumları büyüyor.2030’lu yıllardaSığınmacı ve kaçakların sayısı20 milyonu bulduğunda,Siyasi hak ve taleplerleTürkiye’nin vilayetleriBu gettolar tarafından ele geçirildiğinde,Vakit çok geç olacak.Dolayısıyla,Hemen şimdi,Ortak bir çözümVe ortak bir siyasi irade ileHarekete geçmeliyiz.Bu sebeple;İYİ Parti olarak tüm siyasi partilere,Tüm sivil toplum kuruluşlarına bir çağrıda bulunuyorum:Türkiye’nin ve Türk milletinin geleceği içinBu varoluşsal milli güvenlik tehdidine karşıortak bir akıl ve ortak çözüm önerileri ileMüşterek bir zeminde bir araya gelelim.Çünkü,Bize yeni bir Anayasa’dan önce,Devlet ve millet arasında bir sözleşme olan Anayasa’nın,Hangi millet için geçerli olduğunu belirleyenBir nüfus yasası gerekmektedir!Sözde yeni anayasa,Normalleşme ve yumuşama turları,Günahkar ve riyakar iktidarınBir kere daha meşrulaştırılması,Onun gafletine ortak çıkılması değil,Bu ülkenin, devletin ve vatanınKimin olduğununBir kere daha gösterilmesi gerekmektedir!Çünkü,Sığınmacı ve kaçak sorunuArtık yalnızca bir sınır güvenliği meselesi değil,Türk milletinin,Bu topraklardaki varlığınıMuhafaza etme meselesidir.Ve bugün artık bunu muhafaza etmek için,Önce onu müdafaa etmeye ihtiyacımız vardır!Sığınmacı ve kaçak sorunu gerçek beka meselesidir.Ekonomi, kültür,Dil ve inanç meselesidir!Gelecek meselesidir, hayat-memat meselesidir!85 milyonun ürettiğiyle100 milyonu doyurmak meselesidir!85 milyonun alın terinden, vergisinden100 milyonun yararlanma meselesidir!Yani hürriyet meselesidir,Yani istiklal meselesidir!Çağrım!KendilerineYeni bir millet yaratma hayalinde olanlara karşıTürkiye Cumhuriyeti Devleti’ninAsıl, asil ve kurucu evlatları olarakParti ve siyasi fikir ayırt etmeksizin,Tüm siyasi partilerin bir araya gelmesi,Ve Türk milletinin egemenlik hakkı için birleşmesidir!Değerli dava arkadaşlarım;Milli benliğine ve milliyetine,Hissen, fikren ve fiilenSaygı ve aidiyet beslemeyen bir iktidarın sonu hüsrandır.Tek adam,Ve onun rejiminin türettiği tek adamcıklar,Milli benliklerini unuttular…Ama bizim değil,Onların sonu hüsrandır!Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi,Milli benliğini unutmuş bir iktidar,Başka milletlerin iktidarlarına ancak yem olur.Bir zamanlar, demokrasi trenine,İndi-bindi yaparak,Ava gideceğini sanan,Erdoğan ve saray rejimi,22 yıllık iktidarın sonunda,Dünya milletlerinin,Kendi stratejik çıkarlarını önemsedikleri satranç tahtasındaZavallı bir av haline gelmiştir.Ey muktedirler,Gaflet uykunuzdanUyanın artık!Av oldunuz,Av!Bilinsin istiyorum:Saray rejiminin her başı sıkıştığında,Çirkin emellerini sürdürmek uğruna,Türk milletinin milli kimliğinden,Benliğinden, tarihsel kazanımlarından,Koparıp, sökerek verdiği rüşvetlerMilletimizin sabır taşını çatlatmıştır!İktidarın,Bop eş başkanlığıyla başlayan teslimiyet süreci,Film şeridi gibiGözlerimizin önündeyken,Şimdi de kalkmış,Yüce Atatürk’ün:“Türk ulusuna karşıYüzyıllardan beri hazırlanmışBüyük bir yok etme girişiminin yıkılışınıBildirir bir belgeVe siyasi bir zafer.”Olarak nitelediği,Adeta tapu senedimiz olan,Lozan Antlaşması üzerinden,Dış güçler dedikleri,Hasım pozları kestikleri “Hısımlarına”Alenen rüşvet veriyorlar.Fatih Kaymakamlığı’na bağlıBir azınlık kilisesi yöneticisinin,Dışişleri Bakanımızın bulunduğu toplantıya,Bir devlet başkanı gibi katılıp,İmza atmasına sessiz kalınması,Rüşvet değilse nedir?Kaldı ki,Yine aynı konu kapsamında,İktidarınSözde “ikinci reform dalgası” ismini verdiği,Program içerisindeHeybeliada Ruhban Okulu’nun açılması da gündemdedir.Lozan ileSiyasi ve idari faaliyetlerine son verilerek,Sadece dini vecibelerine izin verilen patrikhanenin,Ekümenik sıfatını kullanmasına,İktidarı süresince “One Minute” diyemeyen,Sayın Erdoğan sana sesleniyorum:Bil ki,Adalet timsali olanVe senin dilinden düşürmediğin Ecdad daPatrikhane’ye ekümeniklik yetkisi vermemiştir!Yetkisini Osmanlı toprakları ile sınırlandırmıştır.Kaldı ki,Sen iktidara gelene kadar,Cumhuriyetimizin,Milli devlet politikası kapsamında,Sıkı bir denetime tabi tutulan,Patrikhanenin şımarık tavırlarına,Asla izin verilmemiştir!Sen ise şimdi kalkmış,Müfredatını,Eğitim-öğretim diliniÖğrenci ve öğretmenlerini seçemediği içinAnayasamıza bağlılığı reddeden,Heybeliada Ruhban Okulu’nu kendi elleriyle kapayan,Fener Rum Patrikhanesi’ninRuhbanlık hayallerinin peşinden gidiyorsun.Herkes aklını başına alsın.Bu mesele sıradan bir mesele değildir.Al imamı, ver papazı meselesi hiç değildir.Burada hedef alınan Lozan’dır.Hedef tahtasına koyulup,Yok edilmek istenen de Türkiye’dir.Ey muktedirler,Sesimize kulak verin:Bu aziz millet, Altaylardan Tuna’yaKafkaslardan Orta Doğu’ya,Üç kıta yedi iklim üzerineÇağları aydınlatmıştır.Karanlıkların üzerine bir güneş gibi doğmuştur.Türk milleti,Çelikten ve sarsılmaz iradesi sayesinde,Benliğine ve öz kimliğine yabancılaşmış,Her türlü siyasete ve sözde stratejik aymazlığa,Hangi çağ ve dönemde olursa olsun,Er ya da geç, son vermeyi başarmıştır.Bugün de,Türk milleti olarak,Bu topraklara ve bu cumhuriyeteKanıyla, teriyle, aklıyla ve inancıyla,Hayat suyu verenler olarak,Yine aynı azim ve kararlılıkla,Milli benliğini unutan,Saray rejimine,Son vereceğimizi biliyoruz.Çünkü,İYİ Parti olarak biliyoruz ki,“Türk, çetin işler başarmak için yaratılmıştır!”Ve yegane servetimiz TürklüğümüzdürÇünkü Türk, inanıyoruz ki;Dünyayı aydınlatan Güneş’tir.”Türklük, etnik bir işaretleme değil,Siyasal bir tanımlamadır.Türk devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türk’tür.Ve siz saray beyleri!Üçüncü dünya savaşı tehlikesinden değil,Türk’e eklemeyi hayal ettiğiniz “iye”likten endişe duyun.Türkiyelilik hezeyanlarınıza Türk’ün göstereceği tepkiden korkun.Çünkü hiçbiriniz o zaman,Türk’ün kasırgasını durduramazsınız!

  • Etiketler:
  • TBMM
  • Grup Konuşması
  • İYİ Parti

Bu içeriği paylaş

© 2026 | by TeMiZ

  • www.musavatdervisoglu.com.tr