Kapat

Kategoriler

  • Basın Açıklamaları
  • Genel
  • İl Programları
  • Söyleşiler
  • TBMM Grup Konuşmaları
  • Videolar
Müsavat Dervişoğlu

Müsavat Dervişoğlu
İYİ Parti Genel Başkanı

Türlü hukuksuzlukların, bitmeyen utanmazlıkların, doymak bilmeyen hırsızlıkların son bulması için; milletimizden aldığımız güçle mücadele etmeye devam edeceğiz.

Müsavat Dervişoğlu Resmî Web Sitesi
  • ANA SAYFA
  • HAKKIMDA
  • İÇERİKLER
    • Basın Açıklamaları
    • Genel
    • İl Programları
    • Söyleşiler
    • TBMM Grup Konuşmaları
    • Tv Programları
    • Tüm Videolar
  • İLETİŞİM
Müsavat Dervişoğlu
Müsavat Dervişoğlu

“Utanın beyler utanın”

05Haz’24

  • TBMM Grup Konuşmaları
WhatsApp'ta Paylaş
“Utanın beyler utanın”
Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, vekil transferi tartışması üzerinden sert ifadeler kullandı. Milletvekili transferlerinin “Güneş Motel” pazarlıklarını aratmayacak bir arsızlıkla ve siyasi ahlaktan nasiplenmemi

Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, vekil transferi tartışması üzerinden sert ifadeler kullandı. Milletvekili transferlerinin “Güneş Motel” pazarlıklarını aratmayacak bir arsızlıkla ve siyasi ahlaktan nasiplenmemiş bir pervasızlıkla yapıldığını belirten Genel Başkanımız; “Utanın beyler utanın! Bir milletvekilinin partisi ile bağını koparmadan, kendisine siyasi ikbal aramak üzere başka bir partinin kapısında istikbal dilenmesi ne kadar ayıp ise bir siyasi parti genel başkanının böyle bir işe çanak tutmak için plan kurması da aynı derecede ayıp ve utanç vericidir.” dedi.Genel Başkanımız; “Muhalefeti tek elde toplamaya çalışıp iktidar ile oturacağı pazarlığın heyecanını normalleşme diye satanların iyice yumuşacık olup iktidara yaktıkları yeşil ışıkları görüyoruz. Mustafa Kemal Atatürk’ün aziz hatırasının kendilerini gizleyeceğini sanarak ortaya saçtıkları kirli pazarlıkları biliyoruz. Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz! Hepsine buradan sesleniyorum: Git söyle Kayser’ine: Ufukların süsüyüz; baykuştan pervamız yok, biz şahinler sürüsüyüz” şeklinde konuştu.

Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, 5 Haziran Çarşamba günü partimizin TBMM grup toplantısında konuştu.

Siyasette normalleşme sürecine dair Genel Başkanımız; “Ak Parti iktidarı; sendikalarda, sivil toplum kuruluşlarında, üniversitelerde, demokrasinin en önemli güçlerinden olan medyada kendine bağlı, el pençe divan duran yapılar oluşturma stratejisiyle, muhalefeti de bu kervana katmak hayaliyle, arka fonda çatallı bir sesten uzlaşma türküsüyle milletimize yumuşama masalı anlatıyor.” dedi.

“HODRİ MEYDAN! HAYDİ NORMALLEŞELİM”

İktidara “Hodri meydan! Haydi normalleşelim!” diye seslenen Genel Başkanımız; “Türk milletinin akılda, hukukta ve inançta birleşerek el ele kurduğu bu Gazi Meclis’in; kanun yapabildiği, idareyi denetleyebildiği ve sizlerden hesap sorabildiği bir parlamenter sistem kurmak için çabalayın, normalleşelim. Başımıza ördüğünüz belaların en karanlığı olan Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nden vazgeçin, hukukun üstünlüğüne kuvvetler ayrılığına dönün, normalleşelim!” ifadesini kullandı.

“BU UCUZ FİLM İYİ PARTİ SAYESİNDE GÖSTERİMDEN KALKTI”

“Bunları yapmayacaksanız; bizi, milleti, yeni anayasa oyunlarıyla, yeni çözüm tuzaklarıyla, bitmeyen yargı reformlarıyla, tasarruf martavallarıyla, uzlaşmacı, demokrat pozlarıyla oyalamayın!” diyen Genel Başkanımız; “Karşılıklı çay içmelerle ben normalleştim, sen uzlaştın tiratlarıyla; milletin mağduriyetleri üzerinden içi boş hamasetinizle, emeklinin onuruyla, işçinin emeğiyle, çiftçinin ürünüyle, memurun göreviyle, gencin umuduyla, kadının namusuyla; çocuğun geleceğiyle, öğretmenin mesleğiyle, öğrencinin eğitimiyle, hayvanın canıyla, ülkenin itibarıyla, vatanın hudutlarıyla, mülkün temeliyle, devletin saygınlığıyla oynadığınız bu ucuz film artık İYİ Parti sayesinde gösterimden kalkmıştır.” diye konuştu.

“VEFASIZLARA MAKAM VE MEVKİ VERMİŞİZ”

Vekil transferi tartışması üzerinden sert konuşan Genel Başkanımız; “Onlarca liyakat sahibi arkadaşımız, sorumluluk üstlenmek üzere görev beklerken biz bu sorumluluğu taşıyamayacak vefasızlara makam ve mevki vermişiz. Bu vefasızları önce Allah’a ve kendilerini bir makama getirmek için emek sarf edip ter akıtan dava arkadaşlarımızın tertemiz vicdanlarına havale ediyorum. Bizi ilgilendiren asıl mesele; milletvekili transferlerinin, Güneş Motel pazarlıklarını aratmayacak bir arsızlıkla ve siyasi ahlaktan nasiplenmemiş bir pervasızlıkla yapılmış olmasıdır.” değerlendirmesini yaptı.

“BİR SİYASİ PARTİ GENEL BAŞKANININ PLAN KURMASI AYIP VE UTANÇ VERİCİ”

Söz konusu tartışma üzerinden yapılan açıklamalara işaret eden Genel Başkanımız; “Suçlulukları psikolojilerine yansımış olacak ki bir de utanmadan mazeretlerini sıralıyorlar. Yok, yerel seçimlerde şu oldu; yok, Bilecik’te şöyle böyle oldu türünden gerekçeler yaratarak güya bir haklılık oluşturmaya çaba sarf ediyorlar. Utanın beyler utanın! Bir milletvekilinin partisi ile bağını koparmadan, kendisine siyasi ikbal aramak üzere başka bir partinin kapısında istikbal dilenmesi ne kadar ayıp ise bir siyasi parti genel başkanının böyle bir işe çanak tutmak için plan kurması da aynı derecede ayıp ve utanç vericidir. Biz bu utanca asla düşmeyeceğiz.” şeklinde konuştu.

“BİR DALI BIRAKMADAN BAŞKA BİR DALI TUTMAK MAYMUNLARIN STRATEJİSİDİR”

“Ancak grup başkanvekili aracılığıyla, TBMM’de siyaset yapmak yerine avlanmaya çıktıysanız,O başka tabii!” diyen Genel Başkanımız; “İşte o zaman siyasi ahlak kurallarıyla bağdaşmayacak bu davranışınıza göstereceğimiz tepkiyi en başından kabullenmiş olacaksınız. Bir dalı bırakmadan başka bir dalı tutmak maymunların hareket stratejisidir. Yüzleşmeden helalleşenlerin, helalleşip yine tekrar edenlerin iktidardan aldığı dönem ödevinin farkındayız.Muhalefeti tek elde toplamaya çalışıp, iktidar ile oturacağı pazarlığın heyecanını normalleşme diye satanların iyice yumuşacık olup iktidara yaktıkları yeşil ışıkları görüyoruz” dedi.

“BÖYLE BİR MESELEDE DAHİ BİR ARAYA GELEMİYORSAK…”

Küçükçekmece’de 3 katlı bir binanın çöktüğünü hatırlatarak olası İstanbul depremine karşı “birlik olma” çağrısında bulunan Genel Başkanımız; “Başta İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı olmak üzere ne kadar paydaş varsa herkesin amasız-fakatsız-lakinsiz bir araya gelerek vatandaşımızın can güvenliğini, ülkemizin geleceğini merkeze alan ve İstanbul’umuzu gelecek kuşaklara bırakılması gereken en değerli emanet olarak gören bir anlayışla aynı masanın etrafına toplanmak zorundayız. Böyle bir meselede dahi bir araya gelemiyorsak ve ortak bir akılla milletimize kalıcı çözüm önerileri sunamıyorsak asıl yıkımı çoktan yaşamışız ve farkında değiliz demektir.’’ diye konuştu.

“HER ŞEY OLDUNUZ AMA BİR TEK TÜRK OLAMADINIZ”

Ruanda’dan Türkiye’ye göçmen gönderileceği iddialarına değinen Genel Başkanımız, hükûmet yetkililerinin konuya ilişkin sessiz kaldığına dikkat çekerek; “Avrupa ülkelerinden aldığınız 3 kuruş rüşvet fonuyla bu kara deliği kapatamazsınız! Bu konuda artık Türk milletinin verebileceği hiçbir şey kalmamıştır. Burası kimsenin hurda deposu değildir. Bu topraklar hiçbir devletin tampon bölgesi değildir. Bu devlet milletini ikinci plana atarak birilerine peşkeş çekilecek bir devlet değildir. 22 yıllık iktidarınızda her şey oldunuz ama bir tek Türk olamadınız. Artık Türk olun! Türk!” ifadesini kullandı.

“ÜLKEMİZ NÜFUS YIKIMI TEHDİDİ ALTINDADIR”

“Toprak, nüfus ve egemenlik” kavramlarının devleti var ettiğine işaret eden Genel Başkanımız;“Türkiye Cumhuriyeti Devleti de bu üç şeyle kaimdir. Yani Türk vatanı, Türk milleti ve onun egemenlik hakkı. Bu üç sac ayağından bir tanesi tökezlediğinde, eğildiğinde ya da kırıldığında zemin de oraya doğru kayar. Bu kayan zemin de gerçek bir beka tehdidi oluşturur.Türkiye’nin beka sorunu, nüfustur ve topraktır. Yabancılaşan, yaşlanan ve yoksullaşan nüfusudur! Beton dökülen, ağacı kesilen sınırları kevgire dönen topraklarıdır; Türkiye’nin beka sorunu. Ve altını çizmek isterim bu sorun, hümanist vicdan bahaneleriyle örtülemez.Klavyelerin çarpıştığı bir akşam eğlencesi olarak da küçültülemez. Ülkemiz cebren, hile ya da umursamazlıkla geri dönülemez noktaya giden bir nüfus yıkımı tehdidi altındadır.’’ diye konuştu.

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI’NIN MEZUNİYET TÖRENİ GENELGESİ

Millî Eğitim Bakanlığı’nın mezuniyet töreni genelgesine dair Genel Başkanımız; “Mezuniyet töreni söz konusu olunca gençlerimizin gelişim seviyeleri ve pedagojik kriterleri aklına gelen Bakanlık, müfredat hazırlarken niçin bu kriterler aklına gelmemektedir? Millî Eğitim Bakanı; kendi iktidarları, hangi organizasyonunda şatafattan kaçmıştır ki gençlerimize şatafat konusunda öğüt vermektedir?” diye sorarak; “Sayın Bakan, ‘İtibardan tasarruf olmaz’ diyerek milyonlarca lirayı boşa harcamaktan çekinmeyen bir Cumhurbaşkanı ile çalıştığının ya farkında değildir ya da fark ettiklerini söyleyecek cesarete sahip değildir.” diye ekledi.

“ASGARİ ÜCRET BEKAR BİR GENCİ BİLE AÇ BIRAKIYOR”

17 bin 2 liralık asgari ücretin Mayıs ayında, açlık sınırının 1.967 lira gerisinde kaldığına işaret eden Genel Başkanımız; “Bugün çalışanların yaklaşık yarısının aldığı asgari ücret, değil bir aileyi, bekar bir genci bile aç bırakıyor. Sonra da Sayın Erdoğan, yeterince çocuk yapmıyoruz diye dertleniyor. Sayın Erdoğan, eğitim kurumlarının hali ortada, hastanelerin hali ortada, devletin kurumlarının hali ortada; ülke hakimlerin, son model yabancı arabalarıyla, silah koleksiyonlarını sergilediği bir yer haline gelmiş. Sen hala bu ülkede onuruyla, gururuyla yaşamaya çalışanların çocuk yapmamasına dertleniyorsun? Asıl ülkeye doluşturduğun milyonlarca düzensiz göçmenin beş çocuk yapmasını dertlen!” şeklinde konuştu.

Suriye’nin kuzeyinde terör yapılanması

Suriye’nin kuzeyindeki terör devleti girişimine ilişkin endişelerini dile getiren Genel Başkanımız; söz konusu tehdidin Ak Parti’nin yanlış politikaları neticesinde ortaya çıktığını savundu. Genel Başkanımız; “Suriye merkezî hükûmetinin, bölgedeki pkk terör örgütü varlığını meşru bir siyasi yapı olarak tanıması ihtimali, Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bekası açısından çok büyük bir tehdittir. Bu bıçağın iki yüzü vardır. İlk yüzü: emperyalizm eliyle, sınırlarımıza müzahir bir terör devleti projesi; ikincisi ise, Suriyelilerin geri gönderilmesine engel teşkil edecek şekilde, Türkiye’nin kalıcı bir ‘hendek ülke’ haline gelmesidir. Bizim bu iki ihtimali de kabul etmemiz asla mümkün değildir.” dedi.

“YA KIYAMET YA ADALET DİYE HAYKIRIYORUM”

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın, Çin’de yaptığı temaslardan bahsettiğine işaret eden Genel Başkanımız; “Çin’e gidip Çin’in Gazze’ye verdiği desteği anlatıyor ama zulüm altında inleyen Doğu Türkistan’dan tek kelime bile bahsetmiyor. Dünyadaki tüm mazlumların yanında olduğumuz gibi Doğu Türkistanlı soydaşlarımızın da sonuna kadar yanında olacağız. Onlar için de diyorum ya kıyamet ya adalet diye haykırıyorum” şeklinde konuştu.

HAKKÂRİ BELEDİYESİ’NE KAYYUM

Hakkâri Belediyesi’ne kayyum atanmasına da Genel Başkanımız; “Hakkâri Belediye Başkanı seçilen kişi tam 10 yıldır yargılanıyormuş. Hem de terör suçundan. Kimse bu kişinin neden aday gösterildiğini tartışmıyor. Sanki bugünler düşünülmüş planlanan vadede toplumsal bir kargaşaya vesile olacak şekilde beklemişler, beklemişler, beklemişler” dedi.“Dava sonlanmadıysa bu kayyumu neden atıyorsunuz da memleketi karıştırıyorsunuz?” diye soran Genel Başkanımız; “Devletin yetkilerini kötüye kullandıkça, idarenin takdir yetkisiyle iktidarın inadı birleştikçe, işte gerçek devlet itibarını ortadan siz kaldırıyorsunuz. Yetkilerinizi o kadar kötüye kullanıyorsunuz ki terör çemberinde cirit atanlar dahi sayenizde masumiyet karinesine yaslanabiliyorlar.” ifadesini kullandı.

“TÜM SAMİMİYETİMLE İKAZ EDİYORUM”

Grup toplantısının sonunda “Türk milleti” diye haykırmaktan çekinenlere seslenmek istediğini ekleyen diyen Genel Başkanımız; şöyle devam etti: “Yırtılmıyor, gözlerinizdeki dalaletten perde, karanlığın işgal ettiği zihinleriniz, aydınlanmıyor. Geceniz gündüze dönmüyor, üstünüze ne sabah oluyor ne de güneş doğuyor! Yıllardır iktidarın, reform adı altındaki sözde çalışmalarında, özellikle de her anayasa çalışması söz konusu olduğunda, ülkemizin gündemine bile isteye derç edilen ‘milletin çeşitliliği’, ‘yerel halk’, ‘Anadoluluk’, ‘Türkiyelilik’ gibi garabet timsali ve ucube kavramların yanına her gün bir yenisi daha ekleniyor. Ama şu bilinsin istiyorum: Onlar, barışın, doğruluğun, adaletli olmanın ve birliğin adı olan Türklüğe kefen biçtikçe, biz titreyip, kendimize geliyoruz. Onlar, milletimizin köklü tarihini, yeni müfredatlar, yargı reformları, Anayasa çalışmaları ve demografimizi tehdit eden göçmen istilaları üzerinden unutturmaya çalıştıkça, biz ‘Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa’ etmenin önemini daha derin kavrıyor, milli direncimizi daha da yükseltiyoruz. Tüm samimiyetimle ikaz ediyorum, hiç kimse kabul olmayacak duaya âmin demesin. İktidar sahiplerinin bir Türk tanımına ihtiyaçları varsa, kendilerine, Yüce Atatürk’ün: “Türk, bütün adamların birliğidir!” sözünü, mihenk taşı olarak alsınlar.”

Grup Konuşmasının Tamamı:

Aziz milletim;Kıymetli dava arkadaşlarım,Değerli konuklarVe saygıdeğer basın mensuplarıGrup toplantımıza hoş geldiniz, şeref verdiniz.Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.Sözlerime başlarken,Devam ettirdikleriMuhteşem galibiyet serisinden dolayı,Kadın Milli Voleybol TakımımızıTebrik ediyor,Bize yaşattıkları gurur ve sevinç içinPartim ve milletim adına bir kez daha teşekkür ediyorum.Ne diyelim?Kendi avaneleriyleBir öğle yemeğine gitmek içinÖzel uçak kiralayanlar,Gönüllerimizdeki yeri cihana sığmayan Cumhuriyet kadınlarını,Bir karış koltuk mesafesinde13 saat uçuranlar utansın.Değerli dava arkadaşlarım,Siyasette muhalefet olmak,Partilere vatandaşın yüklediğiÖnemli ve onurlu bir görevdir.Bu görev,Bazen sadeceVatandaşın derdini dinlemekVe tarihe not düşmekle neticelenebilir.Ancak aklen ve vicdanenMillet yolunda olmaktan bizi ayırmaz.CumhuriyetVe demokrasi görevi olarakMuhalefette olmak,İktidaraMillet adına soru sormakOndan yanıt almak,Onu denetlemek,Ve ona hatalarını söylemek,Gerektiğinde deMilletin ortak çıkarları adınaOna yol göstermektir.Ama unutulmamalıdır ki;Kasten ve bilerek memleketiYanlış yollara saptıranlara,Bataklığa çekenlereHerhangi bir şekildeYol arkadaşlığı etmekOnlara ip uzatmakAsla değildir…Görüyoruz ki;Özellikle 2024 yerel seçimlerinden sonraTek adam rejimi,GüdümlüVe sözde bir muhalefet yaratmak içinCanhıraş şekildeDurmadan çalışmaktadır.İstediği şey,Varlığını, millet yerine muktedirlere borçlu olan,Görevini milletten değil, saraydan alan,Bu başıbozuk düzenin,Neferi ve hınk deyicisi olmaktan başkaHiçbir görevi olmayan,Bir meclis dolusu kalabalık yaratmaktır.Yaratmaya çalıştığıBu siyasetçi kalabalığının görevi,Her gün bir yenisi yaşananTürlü hukuksuzluklar,Bitmeyen utanmazlıklar,Doymak bilmeyen hırsızlıklar karşısında,Milletin çığlıklarını bağırtılarla susturmaktır.Milleti,“Türkiye Yüzyılı” masallarıylaÖlüm uykusundan uyandırmaması,“İyi günler ileride” nakaratıylaKader diye pazarladıkları karanlığaMahkum bırakmasıdır.İşte bu garabete de“Normalleşmek” diyorlar.AK Parti iktidarı,SendikalardaSivil toplum kuruluşlarında,Üniversitelerde,Demokrasinin en önemli güçlerinden olanMedyada,Kendine bağlı,El pençe divan duran yapılar oluşturma stratejisiyle,Muhalefeti de bu kervana katmak hayaliyle,Arka fonda çatallı bir sesten uzlaşma türküsüyleMilletimize yumuşama masalı anlatıyor.Anlıyoruz ki,Anormallikleri kendilerine bileŞaşırtıcı hale geldiğinden,Normalleşmeden bahsediyorlar.Buradan iktidar ve avenelerine sesleniyorumHodri meydan.Haydi normalleşelim!Yargıda, emniyette, jandarmadaDevletin tüm kurumlarındaCemaatleri tarikatları söküp atın,Normalleşelim!Türk vatandaşlığınıTasfiye halindeki butik vitrini misali,Yerli ve milli pazar malı olmaktan çıkartın,Normalleşelim!2011 yılından beriAçık kapı politikanızlaKevgire dönmüş hudutları koruyun.Anlatmak içinGafletin yetersiz kaldığı,Nüfus mühendisliğinizi bitirin,Ve bu ihaneti nasıl temizleyeceğinizi anlatınNormalleşelim!Mitinglerde Kur’an sallamayı,Şehit tabutunu vaaz kürsüsü yapmayı,Meydanlarda ölü çocukları yuhalatmayı,Her sözünüzle milletin kimliğiyle,Fikriyle, zikriyle oynamayıOnu bölüp, kutuplaştırmayı bırakın,Normalleşelim!Kapı arkalarında görüştüğünüzTeröristlerle ve terör örgütleriyleYaptığınız pazarlıklarınMillete hesabını verin,Normalleşelim!Sınavlarda değilReferanslarda yarıştırdığınız,Mücadele edeniMülakatlarla elediğiniz,Liyakati değil,Dayısı olanı işe aldığınızKamu yönetimini düzeltin,Normalleşelim!Türk milleti adınaAdil karar veren,Cübbesine düğme dikmeyen,O “abi”nin,Bu “hoca”nın,Şu “siyasi”nin değil,Türk milletinin hâkimlerini,Cumhuriyetin savcılarını,Hak ettikleri makamlara getirin,Normalleşelim!Türk milletininAkılda, hukukta ve inançta birleşerekEl ele kurduğu bu Gazi Meclisin,Kanun yapabildiği,İdareyi denetleyebildiği,Ve sizlerden hesap sorabildiği,Bir parlamenter sistem kurmak için çabalayınNormalleşelim!Başımıza ördüğünüz belalarınEn karanlığı olanCumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ndenVazgeçin,Hukukun üstünlüğüneKuvvetler ayrılığına dönün,Normalleşelim!Bunları yapmayacaksanız,Bizi, milleti,Yeni anayasa oyunlarıyla,Yeni çözüm tuzaklarıyla,Bitmeyen yargı reformlarıyla,Tasarruf martavallarıyla,Uzlaşmacı,Demokrat pozlarıylaOyalamayın!Karşılıklı çay içmelerleBen normalleştim,Sen uzlaştın tiratlarıylaMilletin mağduriyetleri üzerindenİçi boş hamasetinizle,“Emeklinin onuruyla,İşçinin emeğiyle,Çiftçinin ürünüyle,Memurun göreviyle,Gencin umuduyla,Kadının namusuyla,Çocuğun geleceğiyle,Öğretmenin mesleğiyle,Öğrencinin eğitimiyle,Hayvanın canıyla,Ülkenin itibarıyla,Vatanın hudutlarıyla,Mülkün temeliyle,Devletin saygınlığıyla”Oynadığınız bu ucuz film artık gösterimden kalkmıştır.En tepede tek adam,Altında ise onlarca,Yüzlerce küçük adamcıklarla,Gece vakti yayımlanan Resmi Gazete ileYeni tek adamcıklar tedavüle girerken,“Affedilerek” oyunundan çıkarılanlar,ATM kartlarını kullanabilmeleri içinBüyükelçi unvanıyla tatile atanıyorlar.Devletin içinde örgütlerin,Sokaklarda çetelerin,Medyada trollerin,Piyasada baronların başrol olduğu bu oyunda,Biz yevmiyeli figüran olmayız…Milletimizle birlikte bu oyunu da başınıza yıkarız!Artık çoktan devrilmiş bu davanızı kaldıramaz,Kararmış ampulünüzü tamir edemez,O çürümüş geminizin hurdasıyla da,Türkiye’yi bir yere götüremezsiniz.Değerli dava arkadaşlarım;İYİ Partimiz 7 yaşındadır…Onu oluşturan bizler de,Yarım asra yakın deneyimlerimiz ile buradayız.Partimizin yüksek siyasi ahlakının kaynağı da bu tecrübelerimizdir.Bugün sizlere;Olanı değil, olması gerekeni anlatacağım.Bir milletvekilinin parti değiştirdiğineİlk kez şahit olmuyoruz.Ayrıca bu zamana kadar partimizden ayrılıp,Başka partilere intisap eden kişilerle ilgili,Olumsuz beyanlarda da bulunmadık.Suçu hep kendimizde ve tercihlerimizde aradık.Şimdi de aynı noktadayız…Onlarca liyakat sahibi arkadaşımız,Sorumluluk üstlenmek üzere görev beklerken,Biz bu sorumluluğu taşıyamayacak vefasızlara makam ve mevki vermişiz.Onları Allah’a ve kendilerini bir makama getirmek içinEmek sarf edip, ter akıtan dava arkadaşlarımızınTertemiz vicdanlarına havale ediyorum.Bizi ilgilendiren asıl mesele,Milletvekili transferlerinin,Güneş Motel pazarlıklarını aratmayacak bir arsızlıkla,Ve siyasi ahlaktan nasiplenmemiş bir pervasızlıkla yapılmış olmasıdır.Suçlulukları psikolojilerine yansımış olacak ki,Bir de utanmadan mazeretlerini sıralıyorlar.Yok, yerel seçimlerde şu oldu,Yok, Bilecik’te şöyle böyle oldu türündenGerekçeler yaratarak,Güya bir haklılık oluşturmaya çaba sarf ediyorlar.Utanın beyler utanın!Bir milletvekilinin partisi ile bağını koparmadan,Kendisine siyasi ikbal aramak üzere,Başka bir partinin kapısında istikbal dilenmesi,Ne kadar ayıp ise,Bir siyasi parti genel başkanının böyle bir işeÇanak tutmak için plan kurması da,Aynı derecede ayıp ve utanç vericidir.Ancak grup başkanvekili aracılığıyla,TBMM’de siyaset yapmak yerine avlanmaya çıktıysanız,O başka tabii!İşte o zaman,Siyasi ahlak kurallarıyla bağdaşmayacakBu davranışınıza göstereceğimiz tepkiyi,En başından kabullenmiş olacaksınız.Bir dalı bırakmadan başka bir dalı tutmak,Maymunların hareket stratejisidir.Yüzleşmeden helalleşenlerin,Helalleşip yine tekrar edenlerin,İktidardan aldığı dönem ödevinin farkındayızMuhalefeti tek elde toplamaya çalışıp,İktidar ile oturacağı pazarlığın heyecanını,Normalleşme diye satanların,İyice yumuşacık olup,İktidara yaktıkları yeşil ışıkları görüyoruzMustafa Kemal Atatürk’ün aziz hatırasınınKendilerini gizleyeceğini sanarak,Ortaya saçtıkları kirli pazarlıkları biliyoruz.Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz!Hepsine buradan sesleniyorum:“GİT SÖYLE KAYSER’İNE: UFUKLARIN SÜSÜYÜZ;BAYKUŞTAN PERVAMIZ YOK, BİZ ŞAHİNLER SÜRÜSÜYÜZ!”Aziz milletim,Değerli dava arkadaşlarım;Bugün 5 HaziranDünya Çevre günü…Bu münasebetle çevrenin öneminden,Doğanın anlamından bahsetmeyeceğim.Zira bu gibi konular bizdeGenellikle nahif bir siyasetin konusudur.AncakNahifilik yapılmayacak bir yön vardır ki,Bunu anlarsak ve hatırlarsak,Partimizin sembolü olan güneşin,Ne manaya geldiğini;Bu partinin kendine hangi ilkeleriRehber edinerek kurulduğunu,İyilerden ve cesurlardanNeyi kastettiğimizi daha iyi anlatmış olacağım.Bizim meselemiz,O adalet güneşinin altında yaşayanİki hayati unsurdur:İnsanımız ve toprağımızdır.Milletimiz ve vatanımızdır.Sebebi ise basittir:Millet bizim için,Mensubiyeti parayla satılan bir mal,Dil sürçmesiyle değiştirilecek bir kıyafet değildir.Vatan toprağı bizim içinNe kupon arazidir,Ne de sadece bir çevre sorunudur.Malumunuz,Daha birkaç gün önceKüçükçekmece’de bir bina çöktü.Ve yine insanlarımız öldü.İktidar ve medyasının dilindeHer olaya münferit dendiği gibi,Buna da münferit bir olay deyip geçebiliriz.Ancak bu münferit değil müteselsil bir olaydır!Hadiseden hemen sonraBinanın 1,5 katının sonradan eklendiğiniVe inşaatta da deniz kumu kullanıldığını öğrendikCinayet silahları hemen ortaya çıktı aslında.Affedilen cinayet silahları!Zat-ı şahanelerinin iktidarında“Modası geçmeyenler” listesinin başında “af” geliyor.Özellikle de 3 alanda kaçakçılık ödüllendiriliyor.Kaçak inşaatlar,Kaçak vergiler,Ve son olarak da“Sarayın kaçak atanmışları”“affediliyor”.Bu aflar devam ettikçe de,Kentsel dönüşüm rantın ve talanınAlışılmış bahanesine dönüşüyor.Geçtiğimiz yılın sonunda yapılan“Rezerv alan yasası”Sarayın gündem oyunları içerisindeHafızalarda geriye düştü!Uygulama yönetmeliği de,Cambaza bak oyunları arasındaSessiz sedasız çıkartıldı.Cumhurbaşkanı’nınİki dudağının arasına bırakılan“rezerv alan” ilanınıArtık bakanlık da yapabilir hale geldi.Dahası da var:İhtar süreleri 15 güne düşürüldü.Ev sahibi15’inci gün tebligatı imzalamazVe ortak karara katılmazsaPayı açık artırmayla satılıyor.Kentsel dönüşümünü karşılayacakEkonomik gücü olmayanların mülklerine bakanlık,TOKİ eliyle hissedar olacak.Sahibini ise mülkten çıkaracak!Kentsel dönüşümü bileBir mala çökme,Mülkiyet hakkını alenen gasp etme işine çevirdiniz.Hayati sorunlaraKalıcı çözümler bulmak,Lügatinizde bile yok!Bu yollarla,İktidarınızı koruyabileceğinizi sanıyorsanızYanılıyorsunuz!Yıkılan binalardaHayatlarını,Yakınlarını,Hayallerini ve hatıralarını kaybedenlerinAhı üstünüzdedir.Bizim de yakın takibimizdedir.Bu ah üzerinizdeyken,Deprem çanları çalmaya devam ediyor.Üzerinize kalacak yeni ahlarıYaşanacak yeni acıları çağırıyor.Bakın deprem konusundaÜlkemizin önde gelen bilim insanlarındanProf. Dr. Naci GÖRÜR,Küçükçekmece’deki yıkıma ilişkin,“Bugün binalar kendiliğinden çökerseYarın depremde ne olur onu düşünemiyorum bile.” diyor.Doğa uyarmaya devam ediyor.Sadece doğa değil;Ülkemizin bilim insanları,Sivil toplum kuruluşları,Yerel yönetimler uyarıyor.Ama ne yazık kiBu uyarılara kulak verecek olanBir tane hükümet yetkilisi bulunamıyor,Aradığımız kişilere de onlar istemedikçe ulaşılamıyor.İstanbul’da deprem gerçeği bir parti meselesi değildir;Siyasi konulara çerez yapılacak bir mesele değildir;Makam sahiplerinin güç gösterisi yapacağıEgolarını çarpıştıracağı bir mesele hiç değildir.Bu mesele;Vatandaşlarımızın can güvenliğinden,Ülkemizin ekonomik ve sosyal bağımsızlığına kadarEtki edebilecek hayati önemde bir meseledir.İktidar sahiplerininKendi iktidarları korumak içinİşlerine gelmeyen her şeyiBEKA meselesi ilan ettiklerine hiç benzemeyen,ÜLKEMİZİN GERÇEK BEKA sorunudur.İstanbul depremindenKaçabilmemiz mümkün değildir;Ama depremiEn az can kaybı ileEn az maddi hasarlaEn az ekonomik kayıp ile atlatmak mümkündür.Bunun için yapılması gerekenİlk ve en önemli şeyBİRLİK OLMAKTIR,Uymadan değiştirmek istediğinizAnayasa’nın özü de budur.“İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür!İşte o birlik ve bütünlük,Tam da bu işler için gereklidir.Ayrışmadan,Vatanı ve mülkiyet hakkınıRanta kurban etmeden,Bir normalleşme lazımsa,Uzlaşma lazımsa,Buyurun işte size fırsat.Başta İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı,Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı olmak üzereNe kadar paydaş varsa,Herkesin amasız-fakatsız-lakinsizBir araya gelerek,Vatandaşımızın can güvenliğini,Ülkemizin geleceğini merkeze alan,Ve İstanbulumuzuGelecek kuşaklara bırakılması gerekenEn değerli emanet olarak gören bir anlayışla,Aynı masanın etrafına toplanmak zorundayız.Böyle bir meselede dahi bir araya gelemiyorsakVe ortak bir akılla milletimizeKalıcı çözüm önerileri sunamıyorsakAsıl yıkımı çoktan yaşamışızVe farkında değiliz demektir.Yerel yönetimler ve merkezi idareninBirbirlerini görmezden geldiği,Daha da acısıİktidar uğruna rekabet halinde olacağı eşik,Çoktan geçilmiştir.Artık önümüzde iki yol vardır:Ya iktidarınızın hammaddesi kutuplaşmaya devam edilecek,Ranta hırsınıza ram olacak,Bilimin ışığı yerine ampulün cılızlığındaMalum sonu bekleyeceksiniz.Ya da aynı masanın etrafında buluşupKalıcı ve gerçekçi çözümler üretipHızla hayata geçireceğiz.İYİ Parti,Bu konuda her türlü desteğe hazırdır.Değerli dava arkadaşlarım;Avrupa, Ukrayna, Ortadoğu…Dünyanın dört bir yanındaGöçmen problemi,Nüfus problemi,Başka bir ifade ileMillet olma problemi yaşanmaktadır.Bir zamanlar küreselleşme rüzgârı ileMilli devletler zamanı bitti deniliyordu.O rüzgâr bir işe yaramayınca,Fırtına aşamasına geçtiler.Komplo teorilerinden,Dünyayı yöneten gizli yapılardan değil,Acı gerçeklerden bahsediyorum.Bugün yaşanan vize problemi bileBununla ilişkilidir.Ve altında hiç de gizli olmayanGayet açık mesajlar vardır.Bugün Türkiye’ninÜniversite hocası,Milli sporcusu,İş insanları,Avrupa ülkelerinin konsolosluk binaları önündeGünlerce sıra bekliyor.Arabulucu şirketlere,Binlerce lira para veriyor yine de reddediliyorsa,Adeta baldırı çıplak,Bir kabile kaçkını muamelesi görüyorsa,Sebep,Türk vatandaşlığınıT.C. pasaportunuBu hale getirenlerdir.Peki bu yapılana karşı,Türk diplomasisi, Dışişleri Bakanı,Ve elbette saray beyefendisiNe yapmaktadır?Bu durum umurlarında mıdır?İnsanımız endişelidir.Her olayda başına nasıl yeni belalar açılacağını düşünmektedir.İktidar kanallarının adeta dalga geçtiğiParanoyaklık diye adlandırdığı,Bu had bilmezlerin,Kimliksiz muhterislerin,İktidarcılık oyunuyla başı dönenlerin dalga geçtiği şey,Türk insanının vize kuyruğunda gördüğü muameledir.Bunlar yaşanırken geçtiğimiz haftaBir Ruanda meselesi patlak verdi.İngiltere’nin ülkesindeki kaçak göçmenleriSorgusuz sualsizRuanda’ya göndereceğinin açıklandığı tarihteİktidar,Ruanda ile yapılan antlaşmayıResmî Gazete ’de yayımlayarak yürürlüğe koymuştur.Hükümetin her hareketiMilletimiz nezdinde kapanmaz yaralar açtığı için;Milletimiz bu yaşanan durumunTesadüf olmadığı,Ve yeni bir göç dalgasınınHabercisi olduğu düşüncesine kapılmıştır.Her krizde olduğu gibiBu krizde deToplumda ortaya çıkan korkuyu giderecek,Milletimizin endişeleriniOrtadan kaldıracak hükümet yetkilileriÜç maymunu oynamışlardır.Konu rant ve para değil ki ortaya çıksınlar,Konu paylaşılacak makamlar değil ki ortaya çıksınlar,Konu dağıtılacak,Peşkeş çekilecek kamu kaynakları değil ki ortaya çıksınlar.Konu ecdadın mirası bu topraklar,Bu devletin varlığı iseEn iyi bildikleri işi yapmışlar,Kör, sağır, dilsiz kesilmişlerdir.Avrupa ülkelerinden aldığınız 3 kuruş rüşvet fonuylaBu kara deliği kapatamazsınız!Bu konuda artıkTürk milletinin verebileceğiHiçbir şey kalmamıştır.Burası kimsenin deposu değildir,Bu topraklarHiçbir devletin tampon bölgesi değildir,Bu devletMilletini ikinci plana atarakBirilerine peşkeş çekilecek bir devlet değildir.22 yıllık iktidarınızda her şey oldunuz,Ama bir tek TÜRK olamadınız,Artık TÜRK olun! Türk!Değerli dava arkadaşlarımDevleti var edenÜç şey vardır:Toprak, nüfus ve egemenlik!Türkiye Cumhuriyeti Devleti deBu üç şeyle kaimdir.Yani Türk vatanı,Türk milletiVe onun egemenlik hakkı.Bu üç sac ayağından,Bir tanesi tökezlediğinde,Eğildiğinde ya da kırıldığında,Zemin de oraya doğru kayar.Bu kayan zemin deGerçek bir beka tehdidi oluşturur.Türkiye’nin beka sorunu,Nüfustur ve topraktır.Yabancılaşan, yaşlanan ve yoksullaşan nüfusudur!Beton dökülen, ağacı kesilenSınırları kevgire dönen topraklarıdır.Ve altını çizmek isterimBu sorun,Hümanist vicdan bahaneleriyle örtülemez.Klavyelerin çarpıştığıBir akşam eğlencesi olarak da küçültülemez.Ülkemiz,Cebren, hile ya da umursamazlıklaGeri dönülemez noktaya gidenBir nüfus yıkımı tehdidi altındadır.Maarif meselesi deBir diğer hayati sorundur.İlköğretimden, ortaöğretimeÜniversiteye uzanan tüm alanlardaBaşıbozukluk ve kötü niyetlilikArtık çizgiyi aşmıştır.Öğretmeniyle,Öğrencisiyle,Okullarıyla ilgilenmeyenler,Milli Eğitimi,Ne idüğü belirsiz vakıflara ve derneklereYamamaya çalışanlarınSon aymazlığını da,Geçtiğimiz gün gördük.Bakanlık,Yayınladığı genelge ileOkullarından mezun olan gençlerimizinMezuniyet törenlerine düzenleme getirdi.Gönderilen genelgede;Mezuniyet etkinliklerininMillî, manevi, ahlakiVe kültürel değerlere aykırı olmayacağı belirtilerekTörenlerde şatafata izin verilmeyeceği belirtilmiştir.AyrıcaÖğrencilerin gelişim seviyelerineVe pedagojik kriterlere uygun kutlamalar düzenleneceği,Ve özellikle okul öncesiVe ilköğretim kademelerinde, çocuklarınYaş ve gelişim seviyelerine uygunEtkinlikler düzenlenmesine dikkat edileceği belirtilmiştir.Mezuniyet töreni söz konusu olunca,Gençlerimizin gelişim seviyeleriVe pedagojik kriterleri aklına gelen Bakanlık,Müfredat hazırlarken,Niçin bu kriterler aklına gelmemektedir?Milli Eğitim Bakanı;Kendi iktidarları,Hangi organizasyonunda şatafattan kaçmıştır ki,Gençlerimize şatafat konusunda öğüt vermektedir?Sayın Bakan,“İtibardan tasarruf olmaz” diyerekMilyonlarca lirayıBoşa harcamaktan çekinmeyenBir Cumhurbaşkanı ile çalıştığınınYa farkında değildirYa da fark ettiklerini söyleyecek cesarete sahip değildir.Acaba Sayın Milli Eğitim Bakanı,Mehmet Şimşek’e,Bu çocukların aileleri,Çocuklarının ömürlerinde bir kere yaşayacağıMezuniyet törenine,Gidecek parayı neden bulamıyorDiye sormuş mudur?Çocuklarımızın,Gençlerimizin hayatlarınaKafanıza göre müdahale ederek“onlara kendi deli gömleğinizi giydirmeyi” çalışmaktan vazgeçin.GençlerimizEmin olun kiSizin aklınızdaki dar kalıplara sığmayacak kadar vizyon sahibidir.GençlerimizeBir faydanızın olsun istiyorsanız;OnlaraBaşta Avrupa ülkeleri olmak üzere,Yurt dışındaki akranları ileRekabet şansı verin.O imkanları sunmak için çaba gösterin.Onları mutlu etmek için uğraşın.Ve “milli olmaya”En önce kendinizden başlayın,“Şatafattan uzak törenleri” yapmaktanÖnce siz vazgeçin.Haddinizi bilerek iş yapın!Üniversitelerimizin sorunları daBirinci önceliğimizdir.Bu haftaBoğaziçi Üniversitesi’ndenHocalarımızla bir araya geldik.Boğaziçi’nin ve genel olarakYükseköğretimin sorunlarını görüştük.Liyakatin kalmadığı,Kayırmacılığın kurumları kemirdiğiBir tablo var karşımızda.Kendi kendilerine bölüm kuruyorKriter uyduruyor, atama yapıyorlar.Bu süreçte Boğaziçi’nde60 kadar hocamız istifa etmiş ya da görevine son verilmiştir.Fırsattan istifadeYaptıkları paraşüt atamalar ise100’ü geçmiştir.Türkiye için,161 yıldır nice değerler üreten bu kurum,Gözlerimizin önünde,Diğer birçok üniversitemizVe kurumumuz gibiGün be gün çürütülmektedir.İYİ Parti olarakBu gidişe dur demek boynumuzun borcudur.Ne Türkiye,Ne de üniversitelerimizBöyle yönetilemezBu düzen böyle gitmez!Aziz milletim,BiliyorsunuzHem yeni ekonomi modeliHem de Şimşek’in programı,Enflasyonu, işsizliği, dış ticaret açığınıAynı anda düşürüyordu.Peki ne oldu? Enflasyon düştü mü?Arttı!İşsizlik düştü mü?ArttıPeki dış ticaret açığı ne oldu?Arttı!Ben demiyorum,TÜİK verileri söylüyor.Son dokuz ayınEn yüksek dış ticaret açığı kaydedildi.Peki vatandaşlarınEkonomiye güveniBöyle bir ortamda artar mı?Artmaz.Artmadı da zaten.Ben demiyorumTÜİK verileri söylüyor.Ekonomik güvenUçup kaçacağımızı söyledikleriMayıs ayında düştü.Peki başka ne arttı benim güzel ülkemde?Açlık ve yoksulluk sınırı arttı.Bakın TÜRK-İŞ verilerine göre,Mayıs ayında açlık sınırı 18 bin 969 liraya, Yoksulluk sınırı ise 61 bin 788 liraya yükselirken;Bekar bir çalışanın yaşama maliyeti de24 bin 609 lira oldu. Böylelikle 17.002 liralık asgari ücret deMayıs ayındaAçlık sınırının 1.967 lira gerisinde kalmış oldu.Bugün çalışanlarınYaklaşık yarısının aldığı asgari ücret,Değil bir aileyi, bekar bir genci bile aç bırakıyor.Sonra da Sayın ErdoğanYeterince çocuk yapmıyoruz diye dertleniyor.Sayın Erdoğan,Eğitim kurumlarının hali ortada,Hastanelerin hali ortada,Devletin kurumlarının hali ortada,Ülke hakimlerin,Son model yabancı arabalarıyla,Silah koleksiyonlarını sergilediği bir yer haline gelmiş,Sen hala bu ülkede onuruyla,Gururuyla yaşamaya çalışanlarınÇocuk yapmamasına dertleniyorsun?Asıl ülkeye doluşturduğunMilyonlarca düzensiz göçmeninBeş çocuk yapmasını dertlen!Sayın Şimşek,Finans lobilerindenGünübirlik kredi koparmaya harcadığınız zamanıVatandaşın ve üreticinin gıda sorununa harcayın!Biz fiyatlamada teşvik priminin artmasını öneriyoruz,Buğdayın fiyatının artması nedeniyleDar gelirlinin ana tüketim maddesi olanEkmek ve makarnanın fiyatlarının yükselmesini istemiyoruz.Aynı düşüncemizArpa için de geçerliArpa sübvanse edilmeli ki hayvan yemi fiyatları yükselmesin.Et ve süt fiyatları yükselmesin.Yani hem üreticiyiHem de tüketiciyiEnflasyonun etkilerinden korumak.Kaynak nerede diyeceksiniz?Hükümet kanunenMilli gelirin %1’ini çiftçiye destek olarak vermelidirAncak şimdiye kadar bu, %0,5’i hiç geçmedi.Sübvansiyon için vereceğimiz kaynak zatenTarım kanununda var!Bizim önerimiz.Ekmeklik buğday15 TL taban fiyatı3 TL primToplam 18 TL.Makarnalık buğday16 TL taban fiyatı3 TL primToplam 19 TLArpa13 TL taban fiyatı1,5 primToplam 14,5 TL olmalıdır.Böylece hem üreticimizHem vatandaşımızBir nebze karnını doyurabilir.Unutulmasın ki,Ekonomide toparlanmaAncak tarımı ve hayvancılığıAyağa kaldırarak olabilir.Aziz milletim!İYİ Parti olarak,Suriye’nin kuzeyinde yaşanan,Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ninMilli güvenliğini yakından ilgilendiren gelişmeleri deDikkatle takip ediyoruz.Mart 2011’deSuriye iç savaşı başladığında,Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetiİhvancı rüyalarla Türkiye’yiBu savaşın bir tarafı haline getirmişti.Hatta Sayın ErdoğanAğustos 2011’de“Suriye meselesi bizim iç meselemizdir diyerek”Türkiye’yi Orta Doğu’da cereyan edenBir mezhep savaşının içine sürüklemişti.İşte bu yanlış dış politika sonucunda,Suriye’de merkezi hükümet zayıflamış,Suriye’nin kuzeyinden geri çekilmişVe bu bölge terör örgütlerinin inisiyatifine bırakılmıştır.PKK, Suriye’nin kuzeyindeİşgal ettiği bölgelerde (Hasake, Cezire, Afrin)2013 yılında sözde otonom alanlar ilan etmiş,2016 yılının mart ayında ise,Suriye’nin kuzeyininNeredeyse tamamını kontrol altına almıştı.Suriye’nin kuzeyindePKK tarafından istismar edilen “güç boşluğu”Ve bugün karşı karşıya kaldığımız riskler ve tehditlerBizzat Adalet ve Kalkınma Partisi’ninYanlış Suriye politikası neticesinde ortaya çıkmıştır.Geldiğimiz noktada,İç savaşın başlangıcındaöngörüden yoksun politikalarla“Şam’da cuma namazı kılacağız” diyen ErdoğanTürkiye’yi eşi benzeri görülmeyenGüvenlik risklerine maruz bırakmıştır.PKK terör örgütü,11 Haziran Salı günüBölgede sözde bir yerel seçim ikmal ederek,Varlığını meşrulaştırmak istemektedir.Eş zamanlı olarak;Terör örgütüne yakın sözde medya kuruluşlarında,Suriye merkezi hükümetinin yakın gelecekte,Suriye’nin kuzeyindekiPKK YPG varlığını tanıyacağına yönelikSpekülasyonlar yapılmaktadır.Suriye merkezi hükümetinin,Bölgedeki PKK terör örgütü varlığınıMeşru bir siyasi yapı olarak tanıması ihtimali,Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bekası açısındanÇok büyük bir tehdittir.Bu bıçağın iki yüzü vardır.İlk yüzü:Emperyalizm eliyle,Sınırlarımıza müzahir bir terör devleti projesi,İkincisi ise,Suriyelilerin geri gönderilmesine engel teşkil edecek şekilde,Türkiye’nin kalıcı bir “hendek ülke” haline gelmesidir.Bizim bu iki ihtimali de kabul etmemiz asla mümkün değildir.Yanlış ve artık kasıtlı olduğunu düşündüğümüzSuriye politikasının bu haliyle devam etmesi durumunda,Türkiye Cumhuriyeti ve Türk milleti içinVaroluşsal bir kriz kaçınılmaz olacaktır.Geçtiğimiz günlerde,Suudi Arabistan’ın bileSuriye’ye yeniden Büyükelçi atamasıGöz önünde bulundurulduğunda,Suriye merkezi hükümeti ile ilişkileri yeniden tesis etmek,Türkiye açısından artık bir zorunlulukVe milli güvenlik meselesi haline gelmiştir.Hükümete açık çağrımızdır:Derhal İYİ Parti’nin önerdiğiMilli güvenlik politikalarını yaşama geçirin.1997 Adana Mutabakatı’na,Ve 2010 yılında iki ülke arasında imzalanmış,Terör örgütlerine karşı iş birliği anlaşmasına dayanarakSuriye hükümeti ile bir müzakere ve iş birliği süreci başlatın.Bu müzakere sürecinde temel hedefleri;Suriye’nin birliği ve toprak bütünlüğünün korunması,Suriye’de siyasi istikrar ve Suriyeli sığınmacılarınGeri dönüşü olarak belirleyin.BM’nin 2254 sayılı kararında belirtilen,Suriye’nin toprak bütünlüğüne aykırı olarakFırat’ın doğusunda icra edilmek istenenSözde yerel seçimleri derhal engelleyin.Türkiye Cumhuriyeti Devleti,Suriye’nin kuzeyindeBir terör devleti girişimine asla müsaade etmemelidir.Değerli dava arkadaşlarım,Özgürlük ve güvenlik dengesi sağlanmadığında,Hukuksuzluk ve demokrasi krizi başlar.Bunlar da bir kısır döngü içerisinde,Toplumun varlığında yaralar açar.Elbette bu yaralara yerleşenToplumu kemiren kurtlar vardır.Adalet ve hukuk tesis edilmediğinde,Cumhuriyet düzeni bile isteye bozulduğunda,AK Parti iktidarının ruh ikizi olan partiyle birlikteİcra ettiği oyunlar da, asla sona ermez.Kayyum uygulaması,Tam olarak böyle bir hadisedir.Hakkari Belediye başkanı seçilen kişi,Tam10 yıldır yargılanıyor.Hem de terör suçundan…Kimse bu kişinin neden aday gösterildiğini tartışmıyor.Sanki bugünler düşünülmüş,Planlanan vadede toplumsal bir kargaşaya vesile olacak şekilde,Beklemişler, beklemişler, beklemişler…Geçen hafta da söylemiştim ya,Sokak hayvanları yasasıyla ilgili olarak,Aynı şey geçerli…Bekliyorlar… Bekliyorlar… Bekliyorlar…Batak oyununda, kozunu bekletenKahve müdavimi gibi bekliyorlar…En hafif tabir bu çünkü!İdarenin işleri, takdir yetkisini aşıyor.Soruşturmayı açan savcı Fetöcü, yargılanıyor.Dava sonlanmadıysa bu kayyumu neden atıyorsunuz?3 gün sonra davanın karar duruşmasında bunu yapsanız, ne olur mesela?Diyorlar ki,Yurt dışına kaçacakken kızının evinde Van’da yakalandı.Devletin yetkilerini kötüye kullandıkça,İdarenin takdir yetkisiyle, iktidarın inadı birleştikçe,İşte gerçek devlet itibarını ortadan kaldırıyorsunuz.Yetkilerinizi o kadar kötüye kullanıyorsunuz ki,Terör çemberinde cirit atanlar dahi,Sayenizde masumiyet karinesine yaslanabiliyorlar.Çünkü her zamanEn başta yapmanız gerekeni hiçbir zaman yapmayıp,En son yapılacak işi, en başta yapıyorsunuzKayyım yetkisini, KHK ile aldınız15 Temmuz’da icat ettiğiniz yetkiyleO yetkiyle ne yaptınız?5393 sayılı belediye kanununun 44,45 ve 46. MaddeleriKayyımı düzenliyor.Yasanın özü şu:Bir belediye başkanının görevi sona ererse,Belediye meclisi, kendi içinden belediye başkanını seçer.Yani yasanın özü ne?Seçim.Yerel yönetimleri atanmışların değil, seçilmişlerin yönetmesi.Ama 674 sayılı KHK ile buna bir madde eklediler15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra.Terör suçu varsa, merkezi idare,Bir belediye başkanı atar dediler.Şimdi neden bahsediyorum?Terör suçluları belediye başkanı mı olsun, istiyorum?En kolayı bu olacak çünkü.Ve iktidar basını diyecek ki,Hey gidi Dervişoğlu terör sevici olmuş.Belki de manşet atacaklar.Benim sözüm Hakkari dururken,Kandil’den aday atayanlara ve buna müsamaha gösterenleredir.Benim sözüm,Devleti doğru yönetme iradesi sergileyemeyenlere,Devleti haksız, teröristi haklı gösteren gafletin sorumlularınadır.Öyleyse,O manşeti şöyle atın!Hukuku istismar edenlerle,Demokrasiyi istismar edenler,Bir ve aynı kimselerdir…Aynı zihin dünyasına sahip oldukları gibi,Aynı güç ve iktidar saplantısı içindeki kimselerdir.Milletmiş, iradeymiş,İnsan haklarıymış, demokrasiymiş,İkisinin de umurunda değildir.Bu anlamdaAdalet Kalkınma Partisi ile DEM parti birbirine en yakın iki partidir.Onları ayıran şey,Günün koşullarında arızidirÇünkü onları ayıran şeyler değil,Birleştiren şeyler fazladır.Hem de çok fazladır.İki partinin de derdi,Kendilerine örtü ve payanda yaptığı kavramlarla,Ulus devletle ve cumhuriyetle hesaplaşmaktır.Bu konuda en büyük ittifak, işte bu iki parti arasındadır.Geriye ne kalıyor?Hukuksuz devletDemokrasisiz milletKimsesiz CumhuriyetHer fırsatta hatırlatacağım demiştimUnutmayacağız demiştimİşte Dolmabahçe görüşmeleri de bu idi.Oslo görüşmeleri de…Geriye ne kalmıştı?Hukuksuz devletDemokrasisiz milletKimsesiz Cumhuriyet.Ve herkes,Kırmızı çizgilerden bahsederken,Bayrağın kırmızısına gölgeler düşüyor,Vatanın sınır çizgileri kırpılıp doğranıyor.Hayır!Türk milletiDemokrasiyi hak ediyor!Hukuku hak ediyor!Müstevlilere rağmen;Terör sevdalılarına rağmen;Zorbalara ve vandallara rağmen bunu başaracaktır!İsmail Gaspıralı “Milletine hizmet etmek istiyorsan bildiğin işten başla” der.Milletçe gördük ki,Ekonomiden başlayamazsınız,Ortodoksunu da,Heteredoksunu da bilmiyorsunuz!Milli eğitimden başlayamazsınız,Tarihinizi bilmiyorsunuz!Adalet sisteminden başlayamazsınız,Adaleti bilmiyorsunuz,Hakkaniyeti bilmiyorsunuz,Hukuk tanımıyorsunuz.Emeklinin sıkıntısını,İşçinin sorunlarını,Gençlerin umutlarını yitirmesini,Kadınların suskunluğunu,Göçmenlerin yüzsüzlüğünü bilmiyorsunuz!Karagün dostu da değilsiniz…Karadeniz’in çayını, fındığını mısırını,Çukurova’nın pamuğunu,Konya ovasının buğdayını,Zengin coğrafyamızın meyvesini sebzesini,Bitkisini böceğini hayvanını bilmiyorsunuz.Dostumuz değilsinizMillete hizmet etmek değil derdiniz…Yandaşınıza peşkeş çekmekKendinize hizmet etmek tek amacınız!Değerli dava arkadaşlarım,Bir tarafta Türk milletininKendi varlığını yani Milliyetçiliğini,Fransız Devrimi ile keşfettiğine inananlar,Diğer tarafta ise,Türk’ü, Etrak-ı bi-idrak şeklinde tanımlayanlar…Teessürle ifade ediyorum ki,Ülkemiz, eğitimden hukuka,Edebiyattan sanata,Bilimden teknolojiye,Her alanda,Sözde birbirine karşıt sığ bakışlar tarafından,İkili kıskaca alınmak isteniyor.Hatırlamıyorlar…Efsanevi hükümdar Oğuz’u,Aksakalımız Dede Korkut’u,Bilgemiz Kaşgarlı Mahmut’u…Altaylar’dan Tuna’ya;Göllerin, ağaçların, taşların sesleriniİşitmiyor, duymuyorlar…7 bin yıllık kök salmış bir ağacı,Türk’ün şeceresini…Anlamıyorlar,Türk milletinin,Milliyetçiliğine köken arayanlar,Asırlara gözlerini çevirsin…O an görecek, duyacak ve anlayacaklar,Milliyetçiliğimizin, sıradan bir anlayışla inşa edilmediğini…Hakikat bu kadar apaçık ortadayken,Gerçeğin üstünü örten, birbirine diş bileyenler,“Türk milleti” diye haykırmaktan çekinenlerSize sesleniyorum:Yırtılmıyor, gözlerinizdeki dalaletten perde,Karanlığın işgal ettiği zihinleriniz, aydınlanmıyor,Geceniz gündüze dönmüyor,Üstünüze, ne sabah oluyor ne de güneş doğuyor!Yıllardır iktidarın,Reform adı altındaki sözde çalışmalarında,Özellikle de,Her anayasa çalışması söz konusu olduğunda,Ülkemizin gündemine,Bile isteye derç edilen,Milletin çeşitliliği,Yerel halk,Anadoluluk,Türkiyelilik gibi,Garabet timsali ve ucube kavramların yanına,Her gün bir yenisi daha ekleniyor.Ama şu bilinsin istiyorum:Onlar,Barışın, doğruluğun, adaletli olmanın veBirliğin adı olan Türklüğe kefen biçtikçe,Biz, titreyip, kendimize geliyoruz.Onlar, milletimizin köklü tarihini,Yeni müfredatlar, yargı reformları, Anayasa çalışmaları,Ve demografimizi tehdit eden göçmen istilaları üzerinden,Unutturmaya çalıştıkça,Biz,“Türk istiklâlini,Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa” etmenin önemini,Daha derin kavrıyor, milli direncimizi daha da yükseltiyoruz.Tüm samimiyetimle ikaz ediyorum,Hiç kimse kabul olmayacak duaya amin demesin.İktidar sahiplerinin bir Türk tanımına ihtiyaçları varsa,Kendilerine, Yüce Atatürk’ün:“Türk, bütün adamların birliğidir!” sözünü,Mihenk taşı olarak alsınlar.Kaldı ki,Bugün, Balkanlardan Ortadoğu’ya,Kafkaslardan Türkistan’a kadar,Tüm dünya, zincirlerini parçalayan o adamların,Asırlık dev çınarların,Birer birer uyanışına,El ele verişine şahit oluyor.Tüm cihan, beklenen, özlenen, gözlenen,Yüz milyonlarca Türk’ün,Hürriyet meşalesini yakarakİstikbalde kuracakları birliğe,Yeni bir mefkureye hazırlanıyor.Tarih, bizi çağırıyor!Tarihin yüklediği bu sorumluluğu kaldıramayanlara,Coğrafi bir tanım üzerinden,Yeni bir Türklük tanımı hevesinde olanlara,En büyük ceza,Tarihin tozlu sayfaları arasında unutulmak olacaktır.Bilinsin istiyorum,İYİ Parti olarak biz,Türk çağının yüklediği sorumluluğun farkında olarak,İlelebet payidar olacak Cumhuriyetimizin,Temel ilkelerinden güç alarak,Milletimizin, Devlet Güneşi olmak için,“Ne Mutlu Türk’üm diyene” istikametinden,Şaşmadan ve yorulmadan yürümeye devam edeceğiz.Tek millet değil, Türk milleti,Tek devlet değil, Türk devleti,Tek bayrak değil, Türk bayrağı diyerek haykıracağız.Hepinizi en içten dileklerimle,Sevgilerimle ve saygılarımla selamlıyorumSağ olun, var olun, Allah’a emanet olun.

  • Etiketler:
  • TBMM
  • Grup Konuşması
  • İYİ Parti

Bu içeriği paylaş

© 2026 | by TeMiZ

  • www.musavatdervisoglu.com.tr