Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu; “Yıkılsın düzen, yaşasın millet bizim sloganımızdır.” diyerek partimizin yeni dönem sloganını ilan etti.
“Biz bu milletin birleştirici gücü olacağız. Vatanını seven ve uğruna fedakârlık yapmaya hazır olan herkese bağrımızı açacağız. Ayrıştırmayacağız, buluşturacağız! Kovmayacağız, kavuşturacağız! Kutuplaştırmayacak, kucaklaştıracağız! Bu milletin her bir ferdi, çalışarak üretecek ve adaletle bölüşecek Türkiye hayalini gerçeğe dönüştürmek üzere yollara düşecektir. Biz hazırız! Yeni bir Türkiye için herkesi gönül seferberliğine davet ediyorum.” dedi.
Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, 22 Mayıs Çarşamba günü partimizin TBMM grup toplantısında konuştu.
İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin helikopter kazasında hayatını kaybetmesine değinen Genel Başkanımız, gelişmeyle ilgili farklı senaryoların ortaya atılabileceğine dikkat çekerek; “Türkiye, kendi güvenliği ve bekası münasebetiyle, ilgi alanına giren coğrafya üzerindeki, tüm gelişmelere özenle yaklaşmalı, sorunları toptancı bir tarih şuuruyla kavramalı, kendisine yakışan bir devlet aklıyla hareket etmelidir.” dedi.
‘’PARLAMENTER SİSTEMDEKİ ISRARIMIZ, MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN ISRARIDIR.’’
Türkiye’nin içinde bulunduğu durumun Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a ayak bastığı 19 Mayıs 1919 tarihindeki şartlar ile benzerlik taşıdığına işaret eden Genel Başkanımız; “Bugün burada, 105 yıl sonra tekrarlanması ve hatırlanması gereken şey; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün tüm sorunları çözmek için ortaya koyduğu; ‘Millî hakimiyete dayanan, kayıtsız şartsız, müstakil bir Türk devleti tesis etmek’ ülküsüdür. Aslına bakarsanız, parlamenter sistemdeki ısrarımız, Mustafa Kemal Atatürk’ün ısrarıdır. Millî devletteki inadımız da, Mustafa Kemal Atatürk’ün inadıdır.” şeklinde konuştu.
‘’İŞTE BU SİSTEMDİR, DEVLETİ MİLLETTEN KOPARIP MÜLK SAHİPLERİNİN MALI YAPAN.’’Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne yönelik eleştirilerde bulunan Genel Başkanımız; “İşte bu sistemdir; adaleti mülkün, temeli olmaktan çıkartan. İşte bu sistemdir, devleti milletten koparıp mülk sahiplerinin malı yapan. Ve biz, o günden beridir; her işte adaletten yoksunuz. Her işte hakkaniyetten yoksunuz. Her işte hukuktan yoksunuz. Can, mal, namus güvenliğinden yoksunuz.” ifadesini kullandı.
“KARA DÜZENDEN KENDİLERİ BİLE ŞİKÂYETÇİ”“Artık iş öyle bir yere vardı ki bu kara düzenden kendileri bile şikâyet ediyorlar.” Diyen Genel Başkanımız; “Evet, iktidardan bahsediyorum. Olanlara darbe diyor, operasyon diyorlar…İktidar, âdeta kendini yemeye çalışan bir yılan misali kuyruğuyla savaşıyor. Kendi geçmişini unutan bir meczup gibi aynada gördüğü suretine terörist diyor. Albümde gördüğü fotoğrafına darbeci diyor, fetö’cü diyor. Vesayet vesvesine sığınarak millete operasyon çekiyor.” değerlendirmesini yaptı.
“DOLMABAHÇE’DE PAZARLIK EDENLERİ UNUTTURMAYACAĞIZ”
6-7-8 Ekim 2014’te yaşanan olaylarla ilgili iddianamenin 6 yıl sonra yazıldığını davanın ise 7 yıl sonra açıldığını hatırlatan Genel Başkanımız; “Gecikmenin sebebi ayrıntıda gizlidir! Zira; açılım sürecinin tarafları hatırlatılmasını sevmezler ama ben unutturmayacağım. O ağalar Dolmabahçe’de,6-7-8 Ekim’den 4 ay sonra 28 Şubat 2015’te buluşup sonrasında da ‘Barış bildirisi’ okudular. Yani sanıklar ve iktidarın siyasi temsilcileri, önce uzlaşmaya oturdular sonra bozuştular. Mahkemenin gerekçeli kararını merakla bekliyoruz. Ülkemizi ateşe çevirmek isteyenlere verilen cezaları ayrıca değerlendireceğiz. Ama onlarla Dolmabahçe’de pazarlık edenleri de asla unutmayacağız” şeklinde konuştu.
“GELİN, BU UCUBE SİSTEMDEN KURTULMANIN YOLLARINI ARAYALIM”
İYİ Parti için “Bu ülkenin, erken uyarı sistemidir” yorumunda bulunan Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu; “Gelin, yeni maceralar peşinde koşacağınıza, ülkenin gerçeklerini konuşalım. Gelin, erkleri birbirine karıştıran, ülkeyi tek adamın hırslarına ve hevesleri terk eden, bu ucube sistemden kurtulmanın yollarını arayalım. Kuvvetler ayrılığı tam olarak sağlandığı, hukuk devletinin gereklerinin tamamlandığı, demokratik devlet olma şartlarının taşındığı, sosyal devletin vatandaşına gerçekten göz kulak olduğu, insan hak ve hürriyetlerine dayanan bir devleti ortaya çıkartmak için el ele verelim.” çağrısını yaptı.
‘’EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞINI, 21 SENE ÖNCEKİ HÂLİNE GETİRİN VE ASGARİ ÜCRETİN ÜSTÜNE ÇIKARIN!’’
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın, emeklilerin yaz aylarında KYK yurtlarında 1 ay ücretsiz kalabileceğine yönelik açıklama yaptığını hatırlatan Genel Başkanımız; “Önce şunu belirtmek isterim ki garabet daha bir görünür olsun: Yaz tatillerinde, 1 aylığına emeklilerimize açacaklarını söyledikleri yurtlardan Antalya’da 7, Aydın’da 8 ve Muğla’da 4 tane var. Yaklaşık 3800 kişilik de kapasitesi var. 16 milyon emekli olduğuna göre 1.403 emekliden 1 tanesi o yurtlarda 1 gün kalabilir. Belki bu talih kuşu yüzüne gülebilir. Elbette ne biz ne emeklimiz, bu ağlanacak hâle gülmüyor, gülemiyoruz.” dedi.Genel Başkanımız; “Emekli vatandaşlarımızın dertlerini bir nebze olsun çözecekseniz saçma sapan vaatler yerine, en düşük emekli maaşını, 21 sene önceki haline getirin ve asgari ücretin üstüne çıkarın.” diye ekledi.
“TEK SORUMLUSU ERDOĞAN’DIR”
Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu; “Bu memleket; siyasileşmiş cemaatlerin, mafyalaşmış siyasetçilerin ve siyasallaşmış mafyaların devlet içindeki güç mücadelesinden bıkmıştır. Bu millet artık, iktidarın zaaflarından beslenen karanlık güç odaklarından yorulmuştur. Bugün Türkiye’de, bürokrasi ve yargı, şayet devlet içinde yapılanmış ve siyasallaşmış cemaatlerin oyun sahası haline gelmişse ve suç örgütlerinin hakimiyet ve hesaplaşma alanına dönüştüyse bunun bir tek sorumlusu vardır. O da iş bilmez Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı ve Recep Tayyip Erdoğan’dır” diye konuştu.
“HERKESİ GÖNÜL SEFERBERLİĞİNE DAVET EDİYORUM”
“Biz, makus talihini yenen bir milletiz. Bize biçilen role ve dayatılan kadere boyun eğmeyenleriz. İstediğimizde tarihi de, talihi de değiştireceğimizi biliyoruz.” diyen Genel Başkanımız; “Bir tercih yapacaksak da bunu en başından söylemişiz: Yıkılsın düzen, yaşasın millet bizim sloganımızdır. Biz bu milletin birleştirici gücü olacağız.Vatanını seven ve uğruna fedakârlık yapmaya hazır olan herkese bağrımızı açacağız.Ayrıştırmayacağız, buluşturacağız!Kovmayacağız, kavuşturacağız!Kutuplaştırmayacak, kucaklaştıracağız!Bu milletin her bir ferdi, çalışarak üretecek ve adaletle bölüşecek Türkiye hayalini gerçeğe dönüştürmek üzere yollara düşecektir. Biz hazırız! Yeni bir Türkiye için herkesi gönül seferberliğine davet ediyorum.” diyerek sözlerini tamamladı.
Grup Konuşmasının Tamamı:
Aziz Türk milleti,Saygıdeğer milletvekilleri,Değerli dava arkadaşlarım,Kıymetli basın mensupları,Hepinizi en içten duygularımla,Sevgi, saygı ve muhabbetlerimle selamlıyorum.
Grup toplantımıza,Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.
Öncelikle,Bilinen haliyle,Talihsiz bir helikopter kazasındaHayatlarını kaybeden,İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’yeVe refakatindeki devlet ricaline,Yüce Allah’tan rahmet,İran halkına da sabır ve başsağlığı dilerim.
Bu olay,Herhangi bir Avrupa ülkesinde yaşansaydı,Hiç şüphe yok ki, olduğu gibi kabullenilir,Spekülasyonların konusu olmazdı.
Ama takdir edersiniz ki;Yaşadığımız coğrafyanın jeopolitiğinden kaynaklı riskler,Ve emperyalist güçlerin,Bölgemizde sahneye koymak istediği oyunlarınÇeşitliliği münasebetiyle,Rivayetler pek tabiidir ki muhtelif olacaktır.Türlü türlü senaryolar anlatılacak,Suikast veya saldırı ihtimalinden bahsedilecek,Bölge devletlerinin stratejileriyle ilişkilendirilecek,İran’ın iç dengeleri bahse konu edilecek,Emperyal güçlerin plan ve hesapları tartışılacak,Tamamı kabul ya da reddedilemeyen komplo teorileri üretilecektir.
İşin ilginç yanı,Ortaya atılan bu iddialar,Geliştirilen teoriler,Bölgemize yakışacak ve yabancı düşmeyecektir.
Çünkü bu bereketli coğrafya,Asırlardır büyük oyunların oynandığı,Ve üzerinde yaşayan milletlerin bir türlü huzur bulamadığı,Bir satranç tahtasına dönüştürülmüştür.
Emperyalist devletlerin kıymetli taş,Vatanlarını kader belleyenlerin ise,Piyon sayılacağı bir büyük oyun planlanmıştır.
Ancak,Yaşanan her olay göstermiştir ki;Bölgenin yegane sigortası,Büyük Türk milleti,Ve onun kurduğu Büyük Türkiye Cumhuriyeti’dir.
Türkiye,Kendi güvenliği ve bekası münasebetiyle,İlgi alanına giren coğrafya üzerindeki,Tüm gelişmelere özenle yaklaşmalı,Sorunları toptancı bir tarih şuuruyla kavramalı,Kendisine yakışan bir devlet aklıyla hareket etmelidir.
Üzerimizde gözü olanların,Bu topraklarda güçlü bir Türkiye’yeTahammül gösteremeyeceklerini biliyoruz.
Ancak, onlar ne yaparlarsa yapsınlarVe hangi melun planları devreye sokarlarsa soksunlar,Türk milleti tarihin kendisine yüklediği misyona sırtını dönmeyecek,Şah olması icap eden coğrafyada,Piyon olmaya asla rıza göstermeyecektir.
Aksi hayaller kuranlara tavsiyem,Tarihimizin altın sayfalarını gözden geçirmeleridir.
Değerli dava arkadaşlarım;Hangi zorlukları aşarak bugünlere geldik,Hatırlamanızı isterim.
Mustafa Kemal Atatürk’ün Nutku,“1919 senesi Mayıs’ınınOn dokuzuncu günüSamsun’a çıktım.Vaziyet ve genel manzara…”Diye başlar ve devam eder.
Sonraki satırlarda,Memleketin içine düştüğü hazin durumuBir analiz yapmakVe bir çare bulmak üzere,Tüm açıklığıyla sıralar:
Ordu yenilmiş,İşgaller başlamış,İmparatorluk tasfiye halinde.Devleti yönetenler,Makamlarını korumak ve kurtarmak derdinde.İçerideki bir takım zararlı cemiyetler,Yabancılar, işbirlikçiler iseKendi lehlerineBu taksimattanPay koparmak derdinde.
Millet ise;Harap, bitap, fakir,Moralsiz, yorgundur.Dahası;Memleketi idare edenlerin halinden,Milletin manevi duygularını kullanarakGafletlerini saklamaya çalışanlarınBiçareliklerinden de bihaberdir.
Sonra vardığı kararı,Bulduğu çözümü,Vatanı ve milleti kurtarmanınAsıl yanıtını bulmak üzereKendisine en başta sorduğu soruyu tekrarlar:
“O halde ciddi ve hakiki karar ne olabilirdi?”
Ve der ki:“Efendiler,Bu vaziyet karşısındaBir tek karar vardı.O da,Milli hakimiyete dayanan,Kayıtsız şartsız, müstakilYeni bir Türk devleti tesis etmek!
İşte,Daha İstanbul’dan çıkmadan evvel düşündüğümüz,Ve Samsun’da,Anadolu topraklarına ayak basar basmazTatbikatına başladığımız karar,Bu karar olmuştur.”
105 yıl sonra,İçinde bulunduğumuz şartların1919’un şartlarınaNe kadar benzer olduğunu;Nasıl bir çaresizlik içerisinde olduğumuzu,Burada,Bir kere daha sıralamayacağım.Bunun hamasetine de yaslanmayacağım.
Buradan milletimizin kırık kalbine,İncinen gururuna,Çiğnenen onuruna,Zedelenen ruhuna,Bir vesvese daha vermeyeceğim.
Bizlerİyi ve cesur insanlar,Çarşıdan, pazardan,Hastaneden, mahkemedenOkuldan, karakoldan habersiz,Şuursuz ve duyarsızlardan,Yani milleti maraba sayanlardan değiliz!
Çocukluğunda,Bağdaş kurup oturduğuO yer sofralarını,Yere düşen ekmeğiÖpüp alnına koymayı,Yatarken dua ettiği yaradana,Sadece kendisi için değil,Vatanı ve milleti için deKalpten dua edenleriz.Bizler,Bu toprakların değerlerine yabancılaşmış,Aymaz atanmışlardan hiç değiliz!
Bugün burada,105 yıl sonra,TekrarlanmasıVe hatırlanması gereken şey;Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ünTüm sorunları çözmek içinOrtaya koyduğu;“Milli hakimiyete dayanan,Kayıtsız şartsız, müstakilBir Türk devleti tesis etmek” ülküsüdür.
Aslına bakarsanız,Parlamenter sistemdeki ısrarımız,Mustafa Kemal Atatürk’ün ısrarıdır.Milli devletteki inadımız da,Mustafa Kemal Atatürk’ün inadıdır.
İşte biz o yüzden,Milli hakimiyet diyoruz!Milli meclis diyoruz!Milli devlet diyoruz!
Mustafa Kemal Atatürk,Devletin vatandaşa karşıMecburi vazifelerini sıralarken,
“Memleket içinde asayişi ve adaleti tesis ve idame ederek……Vatandaşların her nevi hürriyetini korumuş bulundurmak” demiştir.
Biz de bugünDevlet,Adaletle kaimdir diyoruz.
Çünkü105 yıl sonra,Geldiğimiz noktada,Vatan da, beka da artık adalettir!
Şimdi dönüp bir bakalım:Adalet sistemini, adalet duygumuzla,Hak ve hürriyetlerimizi, hakkaniyet duygusuyla,Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığımızı,O kimliğe sahip olmanın verdiğiGurur ve mutlulukla birlikte,Adım adımErozyona uğrattıktan sonra,Bu tek adam sistemini getirdiler.
İşte bu sistemdir,Adaleti, mülkün, temeli olmaktan çıkartan…
İşte bu sistemdir,Devleti milletten koparıp,Mülk sahiplerinin malı yapan…
Ve biz, o günden beridirHer işte adaletten yoksunuz.Her işte hakkaniyetten yoksunuz.Her işte hukuktan yoksunuz.Can, Mal, Namus güvenliğinden yoksunuz.
Tanzimattan bugüne,150 yıllıkMedeniyet kavgamızdan geriye düşmek,Bu iktidara nasip olmuştur.
Dilde, fikirde ve işte birlik diyen bizler için,Hukukta birlik olmak da amaçtı!
Bugün,Hiçbir yargı kararı yok ki,Bir haksızlığı giderebilsin,Birinin yüreğine su serpebilsin.
Hiçbir mahkeme salonu yok ki,Gerçek suçlular,Gerçek suçlarından cezalandırılsın.
Hiçbir hukuk yok ki,Kanuna karşı geleneKanunla karşı konulsun…
Artık iş öyle bir yere vardı kiBu kara düzendenKendileri bile şikayet ediyorlar.
Evet,İktidardan bahsediyorum.Olanlara darbe diyor,Operasyon diyorlar…
İktidar,Adeta kendini yemeye çalışanBir yılan misali kuyruğuyla savaşıyor.
Kendi geçmişini unutan bir meczup gibi,Aynada gördüğü suretine terörist diyor.
Albümde gördüğü fotoğrafınaDarbeci diyor,FETÖ’cü diyor.
Vesayet vesvesine sığınarakMillete operasyon çekiyor.
Unutmadık elbet!Her darbe bir vesayet kattı hayatımıza.60’ta, 70’de80’de ve 28 Şubat’ta…Sonra ne oldu?
2005 yılında vesayetten doğanlar,FETÖ vesayetini armağan ettiler Türkiye’ye.
Çıkarları çatışınca,17/25 Aralık’tan sonra;FETÖ ile sözde mücadele edenlerinVesayeti başladı.
15 Temmuz’da,Hain darbe girişimi sonrası ise;Olağanüstü hal vesayetiyle tanıştık.
Son olarak,24 Haziran 2018’de,Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yarattığıTEK ADAM vesayeti çöktüTüm kasvetiyle üzerimize…
Daha kötüsü ise,Her vesayet dönemininMuktedirlerine göre karar veren,TÜRK YARGISI’nın durumu idi.
Oysa ki;Milletimizin,Vesayetçilere karşıSığınabileceği tek liman,Kararlarını “Yüce Türk Milleti Adına” verenTürk yargısı olmalıydı…
1960’ta,Oy sandığını idam sehpasına çeviren aynı yargıydı.Bir başbakan ve iki bakan asmanınTarihi kara lekesini hiç umursamadı…
1980’de,Her renkten kalemi,Eşitlik ilkesi gereğinceUmarsızca kıran, yine yargıydı.Ve duymadı,Hücrelerde ve zindanlarda yapılanİşkencelerin çığlıklarını…
28 Şubat zulmünde,Muktedirleri memnun,Milleti mağdur eden,Ve o haklı mağduriyetten,İnsafsızca nemalananları abat eden,Yine o yargıydı…
Şerefli TÜRK ORDUSUNA kurulan şerefsiz kumpaslarda,Yalanları, doğruların üzerine boca ettirenYine aynı yargı idi…
Ve Türk devletinin harem-i ismetine girenDüşman askerinden bile düşmancaDevlet sırlarını yağmalayan da yine o idi…
FETÖ ile sözde mücadele edenlerin,SENİN FETÖCÜN, BENİM FETÖCÜM BORSASINDAYatırımı muktedirlere yapan,Yine yargı idi…
OHAL’de iseÖnce yaşları kurutup,Sonra hepsini ateşe verdi.
Tek adam sisteminde;Sinan Ateş’in kanıylaİddianame yerineHatır senedi yazan daO senedi cirolayan daYine yargı idi…
TÜRK MİLLETİ adına diye başlayan kararlar,Çok uzun zamandır,Muktedirlerin takdirlerine,Cemaat ve tarikatların dualarına hasredilir oldu.
Kolluk kuvvetini saran,Şimdilik isimlendirilmemiş örgütler,Ve hukuk sistemini kuşatan,Sevr misali bölüşmüş ideolojik gruplar derken;
Mahkemelere,Yargıya,Adalete,Artık kim güvenebiliyor ki?
Kendisine yapılan haksızlığa karşı,Güvenle ve inançla,“Ankara’da hakimleri var diyerek”Kim kendini teskin edebiliyor?
Hangimiz karakoldan aranınca,Adliyeden tebligat gelince,Gönül rahatlığıyla,Yaptığından ve yapmadığından emin olarakOralara gidebiliyor ki?
Çok yakın zamandan bir örnek olarak,Ankara Organize Suçlar Müdürü,Savcılığa gidip ifade vermek istiyor,Savcı, ifade vermeye gelene gözaltı kararı çıkartıyor,Emniyete güvenmeyipJandarmaya aldırıyor,Jandarma alıpİstihbarat Teşkilatına götürüyor.İl Emniyet Müdür YardımcısıVe beraberindekiler tutuklanıyor,Hiçbir şey olmasa bileBelli ki bir şeyler oluyor.
6-7-8 Ekim’de;2 polisimizin şehit olduğu35 vatandaşımız hayatını kaybettiği,326’sı güvenlik güçlerimiz olmak üzere761 kişinin yaralandığı,197 okul, 269 kamu binasının tahrip edildiği,1731 ev ve işyerinin yağmalandığı,1230 aracın zarar gördüğü olaylar,2014’te yaşandı, iddianamesi 6 yıl sonra yazıldı.Davası ise 7 yıl sonra açıldı.Gecikmenin sebebi ayrıntıda gizlidir!
Zira; açılım sürecinin taraflarıHatırlatılmasını sevmezler ama ben unutturmayacağım,O ağalar Dolmabahçe’de,6-7-8 Ekim’den 4 ay sonra28 Şubat 2015’te buluşup sonrasında da“Barış bildirisi” okudular…
Yani sanıklar,Ve iktidarın siyasi temsilcileri,Önce uzlaşmaya oturdular, sonra bozuştular…
Mahkemenin gerekçeli kararınıMerakla bekliyoruz.Ülkemizi ateşe çevirmek isteyenlereVerilen cezaları ayrıca değerlendireceğiz.Ama onlarla Dolmabahçe’de pazarlık edenleri de,Asla unutmayacağız…
Bir yandan mafya operasyonları derken,Bir yandan 6-7-8 Ekim davası sonuçlandı.Bir yandan gezi davaları derken.Bir yandan 28 Şubat afları gerçekleşti.
Yasamanın fonksiyonlarını,Yürütmenin hafızasını,Yargının geleneklerini,Adaletin akıl ve ahlakını,Hunharca ve taammüden yok eden bu sistem ve sahipleri,Aynı haber bültenlerinde,Aynı haber manşetlerinde poz verdiler.
Birileri takke alırken,Birilerinin külah verdiği bu simsar sahnesinde,Hikaye,Hep üstünlerin hukukunu anlatır.Yönetmense,Hep muktedirlerin koltuğundadır…
Bu hikayede,Laiklik elden gidiyor diyeLaiklik tarumar edilir.Sorunları çözeceğiz diyeMilletin birliği çözülebilir.
“Yeter artık” diyenlerin sözü,“Yetmez ama evet” manşetiyle görülebilir.
Ama hakkı istiklal olan bu millete,Hiçbir zaman o hak reva görülmez.
Başka bir sorumlu aramaya hiç gerek yok.Yeni bir şey lazımsa Türkiye’ye,Eğer değişecek bir şey varsa,O da bu hilkat garibesi sistemdir.
Bu yüzden önerimizi ortaya koyduk…Yani yıllardır,Yalnızca hastalığı teşhis etmiyor,Gereken reçeteyi söylüyoruz.Tedaviyi de söylüyoruz.
Karşı karşıya kaldığımızTüm sorunlarla ilgili olarak,İlgilileri zamanında uyardık.Yapmayın etmeyin dedik.
Attıkları yanlış adımların,Nelere sebep olacağını da,Ayrıntılarıyla birlikte milletimizle paylaştık.Ve her zaman haklı çıktık!
Bu yönüyle bakıldığında,İYİ Parti bu ülkenin, erken uyarı sistemidir.
Gelin,Yeni maceralar peşinde koşacağınıza,Ülkenin gerçeklerini konuşalım.
Gelin,Erkleri birbirine karıştıran,Ülkeyi tek adamın hırslarına ve hevesleri terk eden,Bu ucube sistemden kurtulmanınYollarını arayalım.
Kuvvetler ayrılığı tam olarak sağlandığı,Hukuk devletinin gereklerinin tamamlandığı,Demokratik devlet olma şartlarının taşındığı,Sosyal devletin vatandaşına gerçekten göz kulak olduğu,İnsan hak ve hürriyetlerine dayanan bir devletiOrtaya çıkartmak için el ele verelim.
Kimseye kapattığımız bir kapı yoktur.Bizim sevdamız Türkiye,Kaygımız Türk milletinin geleceğidir.Ülkemiz ve milletimiz için her türlü fedakarlığa hazırız.Dün böyleydik, bugün böyleyiz,Yarın da böyle olacağız…
Değerli Dava Arkadaşlarım,Aziz Milletim;
Önce yumuşama ve normalleşme,Sonra, içeriği belli olmayan “Yeni Anayasa”,Daha sonra da etki ajanı tartışmaları,Ve ekonomik felaketleri konuşulmaz kılma tiyatroları…
Adalet terazisini,Hurda demir fiyatıyla görenler,Türk milletine,Pul kadar bile değer biçmiyor…Nereden mi biliyoruz?Emeklilerin feryatlarını duymayıp,“KYK yurtlarında 1 ay tatil” teklif edenlerden…
Toplumun her kesimi gibi,Emekliler iktidarın zulüm sopasındanPayına düşeni fazlasıyla alıyor.
Herkesi emekli ederken,Ekmeğe muhtaç etmekten hicap duymuyorlar ama,Kendileri ne emekliliği,Ne de emeklinin yaşadıklarınıElbette düşünmüyorlar.
Ülkemizde şu anda yaklaşık 16 milyon emekli vatandaşımız vardır.Çaresizliğinizden milyonlarca emeklinin en düşük emekli maaşını ancak 10 bin lira yapabildiniz.
Bakan Işıkhan ise düşünmüş, taşınmış,Bu konuya bir çare bulmuş:
“Emekli Kart”…Ne sağlıyormuş bu kart?Kamuya ait misafirhane, öğretmenevi,Sosyal tesis ve konuk evlerinde%15 indirim.PTT’de özel emekli paketi ve indirimler.Çok güzel. Sorun yok.
Ama bir şey daha varmış,Gençlik ve Spor Bakanlığı tesislerindenYani KYK yurtlarındanUygun zamanlarda,Yaz aylarında1 ay ücretsiz yararlanma hakkı!Evet, aynen böyle söyledi sayın bakan.
O yurtları depremzedelere açmak için40 takla attıkları zaman hatırlamışlardı.Ki o zaman bile nazlanmışlardı!
Bu arada, depremzedeler konusunu da tamamen unuttular.Halen binlerce insanın per perişan yaşadığı koşulları unuttular.Verdikleri ev ve iş sözlerini de elbette unuttular.
O yurtları da düşen asansörlerle hatırlamışlardı.Daha hayatının baharında gençlerimiz can verdiğinde,Hatırlar gibi yaptıkları ise hemen anlaşıldı.Peki ne oldu sonra? Bilen yok.Sorumlular cezalandırıldı mı?Asansörlere ve yurt binalarına bakım yapıldı mı?Hatırlayan yok!
O yurtları bugün iseEmeklilere bedava tatil planı ile hatırladılar.
Sağ olsunlar,Yine büyük bir lütuf.Yine büyük bir vizyon!
Önce şunu belirtmek isterim kiGarabet daha bir görünür olsun:Yaz tatillerinde, 1 aylığınaEmeklilerimize açacaklarını söyledikleri yurtlardanAntalya’da 7, Aydın’da 8 ve Muğla’da 4 tane var.
Yaklaşık 3800 kişilik de kapasitesi var.16 milyon emekli olduğuna göre,1403 emekliden 1 tanesiO yurtlarda 1 gün kalabilir.Belki bu talih kuşu yüzüne gülebilir.Elbette ne biz, ne emeklimiz,Bu ağlanacak hale gülmüyor, gülemiyoruz.
Bugün,Milyonlarca emekli vatandaşımızınAsgari ücretin altındaEmekli maaşı almasının tek sebebi,AK Parti iktidarının 2008 yılında yapmış olduğu düzenlemelerdir.Güncelleme katsayısını %100 den %30 a düşürdüler.Aylık bağlama oranını %75’lerden %50 ye düşürdüler.Sonuç ise,2003 Ocağında en düşük emekli maaşıAsgari ücretten yarı yarıya fazla iken,Bugün en düşük emekli maaşı asgariAsgari ücretin altındadır.
Emekli vatandaşlarımızın dertleriniBir nebze olsun çözeceksenizSaçma sapan vaatler yerine,En düşük emekli maaşını,21 sene önceki haline getirinVe asgari ücretin üstüne çıkarın.
Tüm milletini yoksullukta eşitleyen iktidarın,Diplomalı yoksullarımızla,Bastonlu yoksullarımızıBir araya getirdiği noktaKYK yurtları!
O yurtlardan es kaza mezun olup da çıkarlarsa,Karşı karşıya kaldıkları şey,İşsizlikle, ekmek parasıHayatla, ölüm arasındaki ince çizgidir.
Neden mi bahsediyorum?Balıkesir’de kuryelik yaparakEmeğinin peşinden koşan üniversite öğrencisi gencimiz,6 suçtan sabıkalı bir katil tarafından katledildi!Evet! 6 tane sabıka.Ve dışarıda gezebiliyor!
Üsküdar’da gündüz vaktiBir vatandaşımızı kaçırıpİşkence ederekSoygun yaptılar.
Bağcılar’da bir taksi şoförü,Bir meslektaşını,Borç için öldürdü.
Kadın cinayetleriArtık manşet bile olmuyor!Görevinin başında katledilen öğretmenimizin daha 40’ı çıkmadı.Ülkemizin 81 ilinden gelen haberler:Gasp, yaralama, vahşet, cinayet.
Sanılmasın ki sadece organize suç var.Sanılmasın ki Sadece Mafya-Devlet ilişkisi var.
Dillerine pelesenk ettikleri “Türkiye Yüzyılı”nda;Market kuyrukları Sovyetler Birliği,Sokaklar Ortadoğu,Yollar Latin Amerika!
İşte Tayyip Erdoğan Türkiye’si,Gazetelerde koskoca bir,Üçüncü sayfa haberi!
Sınır güvenliği ile ilgisi olmayan iktidarınSokak güvenliğiyle de ilgisi yok.
Artık Büyükşehirlerin bazı yerlerindeSuç gettoları oluşmuş haldedir.Can, mal, ırz namus güvenliği kalmamış haldedir.
Örneğin bir zamanlar,7/24 sokak güvenliği içinİçişleri Bakanlığı bünyesine alınan“BEKÇİLER” nerededir?
Alınan bekçiler görev sahalarındaGörevli oldukları saatlerdeGerçekten dolaşmakta mıdır?
Emniyetimizin diğer birimleriyleİşbirliği sağlamakta mıdır?
Yargıda reform nidaları atanlar!Güvenlik birimlerimize yardımcı olmanızın bir yolu daİnfaz düzenlemelerini gözden geçirmektir!Katili, caniyiGözü dönmüş, ıslah olmamışlarıSokaklara salmamaktır!Sokakları ölünebilir değil,Yürünebilir yapmaktır.
Bu memleket,Siyasileşmiş cemaatlerin, mafyalaşmış siyasetçilerin,Ve siyasallaşmış mafyaların,Devlet içindeki güç mücadelesinden bıkmıştır.
Bu millet artık,İktidarın zaaflarından beslenen karanlık güç odaklarından yorulmuştur.
Bugün Türkiye’de,Bürokrasi ve yargı,Şayet devlet içinde yapılanmış ve siyasallaşmış cemaatlerinOyun sahası haline gelmişse,Ve suç örgütlerinin hakimiyet ve hesaplaşma alanına dönüştüyse,Bunun bir tek sorumlusu vardır,O da iş bilmez Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarıdır.
Milletimiz emin ve müsterih olsun.Bu düzen böyle gitmeyecek, bu devran böyle sürmeyecektir.İktidarın bütün yanlışlarını,Bir bir yüzlerine çarpacak iyiler ordusu var.Milletimizin yanında durmayaVe onun hakkını sonuna kadar savunmaya kararlıyız.
Değerli dava arkadaşlarım,Aziz Milletim;
Sokaklarında güven olmayan ülkemizin,MaalesefGıdalarında da güvenlik yok.Karın tokluğuna çalışan vatandaşımız,Kazandığını bir tas çorba için harcarkenYediğini, içtiğiniDenetleyen yok!Ve biz bunları ancak,Gümrük kapılarından dönen ürünlerden biliyoruz.Gümrük kapılarından dönen zehirli gıdalarıBize yedirdiklerini iseTesadüfen öğreniyoruz.
Yani,Gıda enflasyonu ile gıda terörüEl ele gidiyor…
Hani, doğum istatistiklerine bakıp,“Varoluşsal tehdittir, felakettir” diyor ya Sayın Erdoğan…Böyle bir Türkiye’de,“Dünyaya üç çocuk getirin” diyecekseniz,Önce siz üç işi yapacaksınız!
Birincisi: Gıda enflasyonunu düşüreceksiniz.İkincisi: Sokaklarda asayişi sağlayacaksınız.Üçüncüsü: Türk gençliğinin refahını artıracaksınız.
Gelecekten umudu kestiği için,Gençler vize kuyruklarında…Çeteler elini kolunu salladığı için,Sokaklar güvensiz, canlar değersiz.Tarım katlettiği için de gıda pahalı…
Sen tarımda ithalat lobilerine boyun eğme,Bak bakalım gıda ucuzluyor mu, ucuzlamıyor mu?
Geçen haftaDünya Çiftçiler Günü’nü kutladığımızKöylümüzü, çiftçimiziKorumak istiyorsak,Depolama faaliyetlerini desteklemeli,
Soğuk depo ve soğuk zincirden,ÇiftçimizinDaha fazla faydalanmalarını sağlamalıyız.
Yakın bir zamanda,Yıllardır soğan ve patatesiMağaralarda depolayan çiftçiler,Adeta terörist ilan edilmiş,Enflasyonun baş sorumlusu gösterilmişlerdi.Ne oldu peki?Patates soğan ucuzladı mı?Enflasyon düştü mü?Yiğidin muhtaçlığı bitti mi?
Millet,Koyunu çitlerden atlarken,Artık gece rüyasında bile göremezken,Sayın Erdoğan,Tarım ve hayvancılıktaÇağ atlamaktan bahsediyor.
İYİ Parti olarak 3 yıldırTarım ürünlerinin depolanmasında,Bu işle ilgisi olmayan kişiler yüzünden,Hem Fiyatların kontrolsüzce dalgalandığını,Hem de depolamanın sağlıksız yapıldığını söylüyoruz.
Yani hem pahalı gıda,Hem zehirli gıda yiyoruz.
Tarım ürünleriniBir borsa yatırım aracı gibi görenler yüzündenMemleketteki buğdaydan habersiz,Buğday ithal eden bir TMO olduğunu söylüyoruz.
Enflasyonun sebebini esnafta,Üreticide ya da halk arasında aramayın.
Hayat pahalılığının, yoksulluğun tek sebebi,İzlediğiniz yanlış ve akıl dışı politikalardır.
Eğer bugün birileri haksız kazanç elde ediyorsa,Sebebi izlediğiniz yanlış politikalardır.
Bugün Türkiye,Dolara en yüksek faizi veren ülke ise,Sebebi izlediğiniz yanlış politikalardır.
Merkez Bankası,İftiharla sunduğunuz tasarruf tedbirlerinin8 katı kadar,Yani 818 milyar zarar ediyorsa,Ve bunu da,Sadece 2023 yılında yapmışsaSebebi izlediğiniz yanlış politikalardır.
Eğer başarılı bir istikrar programı izleyeceksiniz,En başta tarımda reform yapacaksınız.Ürün zincirlerinde oluşan,Simsar yapılanmayı kıracaksınız.
Barınma ve gıda krizini çözmek için,Yeni bir kentleşme modeli ileKöy ve kent dengesini yeniden sağlayacaksınız!
Yeni ve nitelikli istihdam,Yerli istihdam sağlayacaksınız!
Kayıt dışını azaltacaksınız.Asgari ücret döngüsünü kıracaksınız!
Aksi halde,Ne diplomalı yoksullarımız,Ne de bastonlu yoksullarımızınKaderi değişmez…
Aksi haldeKimsenin karnı doymaz,Gençlerimiz aile kuramaz!
Sayın Erdoğan nüfus diyor,Nüfus artış hızımızdan yakınıyor.Aileden ve ailenin kutsallığından bahsediyor.Elhak doğrudur.
Ben size söyleyeyim Sn. Erdoğan,Sınır güvenliği olmayan bir ülkede,Can ve mal güvenliği kalmamış,Sokak güvenliği kalmamış,İş güvenliği kalmamış,Sosyal güvenliği kalmamış,Milli Eğitimi kalmamış,Barınacak ev kalmamış bir memlekette,Aile de olmaz, nüfus da olmazOnun güvenliği de olmaz!
Türkiye’yiÜlke güvenliği diye,Güvenlik koridorlarına soktunuz.O koridorlardan geçen milyonlarca kaçağı da,Ensar masallarıyla, güvenlik masallarıyla uyutup,Şehirlerimize doldurdunuz.Ve hepimizi,Cumhuriyet’in 100. yılındaBütün güvenlik krizlerini aynı anda yaşadığımızBir cendereye mahkum ettiniz.
Bu arada,Her şeyi satılabilir,Her şeyi İhale edilebilir gördünüz.
Vatan toprağına,Kupon arazi muamelesi yaptınız.
E haliyle Türk vatandaşlığını da,Eşantiyon malzemesi yaptınız.
Kamyon kasalarınaTır dorselerine doluşan herkes,Bu sınırlardan girerken,Mafyalara, çetelerePasaport verdiniz.
Alkole ve sigaraya savaş açtınız da,Uyuşturucu tacirlerine,Resmi korumalar verdiniz
Bu ülkenin çocuklarını,Elinde diplomasıyla mesleğiyle,Vize alamaz hale getirdiniz.
Siz bu ülkenin değil çocuklarını değil,Başka ülkelerdeki çocuklarıDaha çok sevdiniz Sn. Erdoğan…
Kendi çocuğunu sevmeyen taş kalpli bir baba gibi,Sevgiyi ve şefkati,Bu devletin lügatindan çıkarttınız.
Aynı ihtilalcilerin yaptığı gibi,Kendi nesillerinizi yetiştirmek isterken,Tüm yetişmiş fidanları kırdınız,Tüm ağaçları kestiniz,Bu ülkeyi duygusuz çöle çevirdiniz Sn. Erdoğan…
İşte o yüzden kimse evlenip aile kurmuyorİşte o yüzden kimse çocuk yapmıyorİşte o yüzden nüfus artışı hızı düşüyor.
Bu sistemin çarkları ve dişlileri arasında,Ezilen ve eriyen bu asil millettir.
Üç yanı deniz,Dört bir yanı ova,Bu zengin coğrafyanınVarsıl vatanındaFakir çocuklarız biz…
Yoksul bir hayata zincirlenmişiz gibi,Sanki bize “yaşamak” bahşedenler,Bu düzene başını eğ,Ve şükret diyorlar…
Unutulmasın;Biz, makus talihini yenen bir milletiz.Bize biçilen role ve dayatılan kadere,Boyun eğmeyenleriz…
İstediğimizde,Tarihi de, talihi de değiştireceğimizi biliyoruz.
Bir tercih yapacaksak da,Bunu en başından söylemişiz:Yıkılsın düzen, yaşasın millet bizim sloganımızdır.
Biz bu milletin birleştirici gücü olacağız.Vatanını seven ve uğruna fedakarlık yapmaya hazır olanHerkese bağrımızı açacağız.Ayrıştırmayacağız, buluşturacağız!Kovmayacağız, kavuşturacağız!Kutuplaştırmayacak, kucaklaştıracağız!
Bu milletin her bir ferdi,Çalışarak üretecek ve adaletle bölüşecek Türkiye hayaliniGerçeğe dönüştürmek üzere yollara düşecektir.
Yeni bir Türkiye için herkesi gönül seferberliğine davet ediyorum.İYİ Parti’nin çatısının altında bütün vatanseverlere yer var.
Yunus’un dediği gibi;Gelin tanış olalım,İşi kolay kılalım,Sevelim sevilelim,Dünya kimseye kalmaz.
Hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.Yüce Allah’a emanet olunuz.
