Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, Oğuzhan Uğur ile Mevzular Açık Mikrofon Programına konuk oldu.
“İYİ Parti, Zafer Partisi ile seçim ittifakı yapacak mı?” sorusun üzerine Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Sayın Ümit Özdağ’ın kendisiyle çok yakın görüşen biriyim. Bu, dünden bugüne olan bir ilişki de değil. Öncesi de var. Yani sadece siyaseten tanışıyor değiliz. Birbirimizin kim olduğunu, ne olduğunu, huyunun suyunun ne olduğunu gayet iyi biliyoruz. Şimdi kendisi bir açıklamasında, ‘Müsavat Dervişoğlu benim dostumdur. Bir sıkıntı olursa onun hemen yanıma koşacağını biliyorum’ dedi. Ben de aynısını yaparım. ‘Ama siyaset başka bir şey’ dedi. Şimdi sevgili Ümit Özdağ aynı zamanda bir siyasi stratejist. Bizim bir araya gelmemiz icap ettiği zaman, onun stratejik dehasından istifade etmeye de çalışırım. Bundan uzak durmam. Ama bunun zamanından önce tartışma masasına getirilmesinin bugün bize bir faydası yok. Rakiplerinin defans yapmasına yardımcı olmuş olursun. Yanlış zamanda atılmış bir adımdan ders çıkarmadık mı? Bir belediye başkan adayının erkenden cumhurbaşkanı adayı olmasının sonuçlarını görmedik mi?” dedi.
“BİZ BU SİSTEMİ DEĞİŞTİRMEK İÇİN ÇABA SARF EDİYORUZ”
İttifak yapılmaması durumunda iki partinin de baraj altında kalacağının iddia edilmesi üzerine Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Türk milliyetçileri bir araya gelsin. Senin gönlünü de hoş edelim. Yüzde 12 oy alalım. Yüzde 12 ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde senin ve benim görüşlerimi temsil eden 35 tane milletvekilimiz olsun. Ama bu iktidar da varlığını sürdürsün (!) Biz bu ceberut rejimi yıkmak ve bu sistemi değiştirmek için çaba sarf ediyoruz. Yani insanların siyaseten gönlünü hoş etmek için mücadele etmiyoruz. Türk milliyetçiliği Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde sessiz ve sahipsiz kalmaz, merak etme. Ayrıca da İYİ Parti’nin herhangi bir baraj sorunu yok. Onun da altını çiziyorum.” ifadelerini kullandı.
“SİYASİ PARTİLER İKTİDAR OLMAK AMACIYLA KURULUR”
Seçim anketlerine işaret eden Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Örnek veriyorum; biz 6.9, Zafer Partisi 5.1. Bizi 7.1 yapmıyorlar. Çünkü senin tarif ettiğin birleşmeyi müşahhas hale getirmeye çalışıyorlar. Bir başkası anket yapıyor. Ümit Hoca 6.7, biz 3.8’iz. Hangisine güvenelim? Ben halka bakıyorum ve sonunda da sandığa bakacağım. Türk milletinin menfaati için uygun olan ne varsa, bu ceberut rejime karşı mücadele etmenin şartlarını nasıl doğru bir biçimde oluşturmaya muvaffak oluyorsak o noktadan hareket edeceğiz. Türk milletinin karşı karşıya bulunduğu bu durumdan kurtarabilmek onun makus talini değiştirebilmek için çaba sarf edeceğiz. Siyasi partiler iktidar olmak amacıyla kurulur. Bu ülkenin kaderini değiştirmek için bir yolculuğa çıktığımızı söylüyorum” şeklinde konuştu.
Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Kimse Türk milliyetçiliğinin siyasi kaderine hükmetmeye çalışmasın. Türk milliyetçiliği Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş felsefesidir. Sen ben olmasak da Türk milliyetçiliği yaşar” diye ekledi.
“AKŞENER’İN GÜNAH KEÇİSİ OLARAK ORTAYA ATILMASINI KABULLENEMEYİZ”
İYİ Parti Kurucu Genel Başkanı Meral Akşener’in, altılı masa dönemindeki siyasi stratejisi kapsamında “Seçimin kaybedilmesinde başrol oynadığını düşünüyor musunuz?” sorusu üzerine Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “O dönemde yaşananların fiilen içindeyim. Cümlelerimizi de ziyadesiyle ölçülü bir biçimde seçerek kurmak mecburiyetindeyiz. Çünkü netice itibariyle kaybedilmiş bir seçim var ortada. Neden kaybedildiğini hepimiz biliyoruz. Ama bu seçimin günah keçisi olarak Sayın Meral Akşener’in ortaya atılmasını doğrusunu isterseniz kabullenebilmek mümkün değil. Altılı masada sadece İYİ Parti seçimi kazanacak adayı bulalım diye ısrarlı davrandı. Altılı masanın diğer beş bileşeni zaten seçimin kazanılacağına inandırılmıştı” yanıtını verdi.
“’LOKOMOTİF BENİM. VAGON OLARAK ARKAMA TAKIL’ DAYATMASINI KABUL ETMEM”
“Kim olursa olsun. Yeter ki Tayyip Erdoğan gitsin” türünden bir bakış açısına sahip olmadıklarını vurgulayan Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Biz birini göndermek için siyaset yapmıyoruz. Bunu niye tartışıyoruz? Sistem bizi bu tartışmanın içine çekiyor. Çünkü Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde Cumhurbaşkanı’nın seçilebilmesi için 50 + 1’lik oya ihtiyaç var. 50 + 1’i temin edebilmek için de siyasi ittifaklara ihtiyaç var. Ben kimi desteklerim biliyor musunuz ya da ben neyi hedeflerim? Türkiye’yi bu sistemden kurtarmayı vadedecek cumhurbaşkanı adayı bulmamız lazım bizim. Ben onu desteklerim. Ve bu ceberut sistemden, bu ucube sistemden Türkiye’yi kurtarıp; parlamenter demokratik sisteme geçmek suretiyle hem Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne itibar kazandıracak hem de erkler hiyerarşisinin yeniden yaşama geçirilmesini temin edecek, Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğu gerçeğinin altını kalınca bir çizgiyle çizecek, Yargıyı siyasi aparat olarak kullanmayacak, umutsuz hale getirilip geleceği karartılan gençlerin istikbalinin ve ufkunun aydınlanmasını temin edecek kişiyi desteklerim. Onun için ‘Ben adayı destekledim. Lokomotif benim. Sen de vagon olarak arkama takıl’ dayatmasını asla ve kata kabul etmem” dedi.
“BENİM DEFTERİMDE İHANET YOK BİRADER”
Bir izleyicinin, “Meral Hanım, aktif siyaseti bıraktıktan sonra olumlu yönde eğimiz devam etmekte. Sorum şu: Burası Türkiye. Şu anki bulunduğunuz konumdan ikinci çözüm sürecine destek verdiğiniz bir günü görür müyüz?” sorusunu üzerine Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Boş bir soru. Tamamen kişiselleştirmiş. Birinin üzerinden intikam almaya yönelik. Sen istediğin gibi soracaksın, ben yine nezaketten hep alttan alacağım diye düşünme. Niye sen beni kendi dönemimle anlatmaya çalışmıyorsun da ‘O böyle oldu. Yarın buraya da gider misin?’ diye değerlendiriyorsun? Bende öyle bir karakter vardır gibi bir hissiyat mı yaratıyorum? Olumluyorsun diyorsun. Meral Akşener benim partimin kurucu genel başkanı. Sen istiyorsun diye linç edecek halim yok. Eleştirebilirsin ama olumluyorsun deyip beni de itham edilen yere koyarsan o zaman olmuyor. Ben sana derim ki, beni dönemimle yargıla. ‘Burada böyle yapıyorsun. Yarın öbür konuda böyle yapar mısın?’ Benim defterimde ihanet yok birader” ifadesini kullandı.
“BİR DAHAKİ MİLLETVEKİLİ LİSTESİNİ BEN YAZACAĞIM”
“İYİ Parti hangi kriterlerle milletvekili adayı belirliyor ki, vekiller seçimin hemen arifesinde istifa ediyor?” sorusu üzerine Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Hiç merak etme. Bir dahaki listeyi ben yazacağım. Kimisi siyaseti bir ikbal yolu ya da yükselme basamağı olarak görür. Dolayısıyla İYİ Parti’nin siyasi ömrüne vade biçildiğinde, kendisine orada bir istikbal kalmadığı yönünde bir kanaat geliştirir. O sebeple kendisine başka kapılarda istikbal arar. Ben gidenlere de hakaretamiz ifadelerde bulunmadım. Bizden ilk gidenler Cumhuriyet Halk Partisi’ne transfer edildi. Cumhuriyet Halk Partisi, İYİ Partili milletvekillerini transfer edince, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin bugün Cumhuriyet Halk Partisi’nden transfer ettikleri için bir meşruiyet alanı oluşturulmuş oldu. Cumhuriyet Halk Partisi’nin değerli genel başkanına da bu konuda gerekli uyarıyı o zaman yapmıştım. İYİ Parti’den istifa eden hiç kimse İYİ Parti ile ilgili olumsuz bir beyanda bulunmamıştır. ‘Parti programını değiştirdi’, ‘eksen kayması yaşadı’ dememiştir. Gidenlerin tamamına yakını helalleşerek, vedalaşarak gitmek istemiştir. Ben de cevaben ‘Gidenlerin yolu açık olsun. Siyaset gidenlerle değil kalanlarla yapılıyor’ dedim” ifadelerini kullandı.
“TÜRKİYE’NİN SİYASİ AHLAK YASASINA İHTİYACI VAR”
Siyasetteki transferler sorulan Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “İYİ Parti, siyasi transferlerin en çok zarar verdiği parti. Dolayısıyla bu transferlere olumlu bakabilmek mümkün değil. Türkiye’nin ciddi bir anlamda siyasi ahlak yasasına ihtiyaç duyduğu kanaatini taşıyorum. Bir partiden seçildiyseniz, o partiden şayet istifa ederseniz, gücünüzü de eğer halktan aldığınıza inanıyorsanız milletvekilliğinden de istifa etmeniz gerekiyor. Ama bu istifalar neden oluyor? Bu transferler neden oluyor? Onun arka planına da bakmak lazım. Çünkü iktidar için meclis aritmetiği çok önemli bir hale geldi. İktidarın bileşenlerinin erken seçim kararı alabilmesi ve Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı adaylığını mümkün kılabilmeleri için Meclis’te nitelikli çoğunluğa ihtiyaç var. Dolayısıyla 360 milletvekiline ulaşmaları gerekiyor. O sebeple iktidar kendi lehine meclis aritmetiğini değiştirebilmek için bu yolda ciddi bir strateji uyguluyor. Ayrıca Türkiye’de anayasa konuşulup tartışılıyor ve bu anayasanın Türkiye’nin tartışılmazlarını tartışma masasına yatıran bu süreçten sonra vatandaşlık tanımını ve ana dilde eğitimi ya da bu yoldaki arayışları mümkün kılabilecek şekilde 400 milletvekillik bir meclis çoğunluğuyla yapılabilmesi ancak mümkün. Dolayısıyla o yönde de bir rezerv biriktirme çabası içerisine giriyorlar.” ifadesini kullandı.
“İMRALI’YA GİTMEYE TALİP OLACAK KADAR PERVASIZLAŞTI”
Terörsüz Türkiye adıyla yürütülen süreç kapsamında sorulan soru üzerine Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Bu süreç bir sorunu düzeltmek için yaşama geçirilmiş bir şey değil. Bir sorun çıkarmak ve Türkiye’de tartışılmazları tartışma masasına yatırmak için icat edilmiş bir süreç. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin böyle bir sürece alet edilmemesi adına da gerekli uyarıları yaptık. Ama biliyorsunuz milliyetçi bir partinin genel başkanı neredeyse kendisi İmralı’ya gitmeye talip olacak kadar pervasızlaştı” dedi.
“CESEDİMİ ÇİĞNEMEDEN ÖCALAN’I MECLİSE GETİREMEZLER”
Süreç kapsamında gündeme gelen umut hakkı tartışmaları sorulan Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Bu meseleye kimse müdahil olmazken, böyle bir süreç başladığında ‘Acaba ne söylersem? Kim nasıl anlar ve kimlerin oylarını kaybederim?’ endişesiyle hareket ederken, yani herkes sükût ederken; ben tek bir cümle kurmuştum. ‘abdullah öcalan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gelsin, örgütünü feshetsin, umut hakkından da sonuna kadar yararlansın’ dediklerinde açık ve net olarak ifadem şudur: Bizim cesedimizi çiğnemeden onu Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getiremez. Şimdi süreci ısıtıp pişiriyorlar. Umut hakkı üzerinden anlaştıklarını söylüyorlar ama bizim bu anlaşmaya dair somut bulgulara erişmediğimizi bilmenizi istiyorum. İmralı’da olan o caninin umut hakkından yararlanabilmesi hukuken mümkün değil. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti, abdullah öcalan denen caninin tutuklandıktan sonra bugüne kadar örgütünü yönettiğini söylüyor. Bunu nereden anlıyoruz? Örgütü ona feshettiriyorlar. Silahı sözde ona bıraktırıyorlar. Suriye ile alakalı kendi kurduğu örgütün uzantısı olan ypg ve pyd ile onu muhatap tutuyorlar. Ayrıca iktidarın bileşenlerinden biri de bu cani başı için ‘örgütün kurucu önderi’ diyor. Dolayısıyla 1999’da yakalanmış ama 2026 yılının Şubat ayına kadar suç işlemeye devam ediyor. Hukuken umut hakkından yararlanamaz. Ama siyaseten onu umut hakkından yararlandırmaya kalkarlarsa bu millet bunu yapanları asla affetmeyecektir. Meclise gelmesi meselesini sordunuz. Benim cesedimi çiğnemeden onu yapamazlar. Beni de değil bizi çiğnemeden yapamazlar” şeklinde konuştu.
“ÖCALAN’A UMUT HAKKI ARAYAN KİŞİ DAVA ARKADAŞIM OLAMAZ”
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli hakkında geçmiş dönemde sarf ettiği “Benim olduğum yerde art niyetli sözler söylenmesine izin vermem” şeklindeki sözleri sorulan Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Bu süreç eski partimiz Milliyetçi Hareket Partisi’nin içinde kongre mücadelesi verdiğimiz dönemdi. Kendisinin yakın çevresi onun şahsiyetine yönelik birtakım şeyler söylüyormuşuz iddiasında bulunuyorlardı. Bir gazeteci de bir televizyon programında onu bana sordu. Bizim mücadelemizin ilkelerimizden kaynaklandığını, Sayın Bahçeli’nin şahsıyla ilgili bir tartışmanın içinde olmadığımızı anlatmak için söyledim. O dönemin şartlarında MHP için, ilkemiz için mücadele veriyorduk. Sanki Devlet Bey’le şahsi bir husumetimiz varmış gibi de sunulmaya çalışılıyordu. Bugünlerde olduğu gibi. Hatta ‘Devlet Bey’in elini öpmek için sıraya koşuyordu’ diyorlar. Devlet Bey’le bu teması kurduğumda, o abdullah öcalan’a kurucu önder demiyordu. Ona umut hakkı vadetmiyordu. Ayrıca o biz o mücadeleyi verirken, iktidara böylesine yanaşıp teslim olmamıştı. Ayrıca biz o mücadeleyi verirken, sistem değişikliğine vesile olabilecek Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni de önermemişti. ‘Ne oldu da şimdi farklı düşünüyorsunuz’ sorusunun cevabı. ‘abdullah öcalan’a kurucu önder deyip ona umut hakkı arayan kişi dava arkadaşım olamaz’ diye söyledim. Hem Adalet ve Kalkınma Partisi ile müştereken sistem kurgusu yapması hem Türkiye’de milli devlet vasfımızın, ulus devlet vasfımızın tartışmaya açılması hem vatandaşlık tanımının tartışılması, onun yol göstericiliğinde gerçekleştirildi” şeklinde konuştu.
“HASSASİYETLERİMİZİN DİKKATE ALINMASI HUSUSUNDA BAZI PARTİLERİ UYARDIK”
İYİ Parti’nin süreç komisyonuna katılan partilerle ittifak yapma olasılığı sorulan Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Bu sürecin temel taşıyıcı kolonlarını oluşturan siyasi partiler AK Parti, DEM ve Milliyetçi Hareket Partisi. Bir de sürece nasıl müdahale edeceğini henüz belirleyemeyen, bir şekilde müdahale ederse birilerinin oyunu kaybetme endişesi içerisinde olan Cumhuriyet Halk Partisi var. Bir tarafta mecliste komisyon çalışmaları sürdürülürken bir diğer tarafta konuyla ilgili basına kapalı konferanslar da tertip ediliyor. Kamuoyu bunları araştırmıyor ama işin aslına bakarsanız bir kısım insanlar olup bitenlerden siyaseten nasıl fayda temin edeceğiz kaygısına kapılmışlar. Bizim dik duruşumuzun sebebi bu meselenin bir siyasi mesele olmadığı, bir beka sorunu olduğu gerçeğinden kaynaklıdır. O sebeple duruşumuzu net olarak ortaya koyduk. O komisyon talebi de sürecin böyle ilmek ilmek dokunması hali de aslında İmralı’daki cani başının taleplerinden kaynaklanmış durumlardır. O konuda da her fırsatta siyasi partileri uyardım, hatta uyarmakla kalmayıp ‘Bu değirmene su taşımayın. Bunun ağır sorumluluğu altına kalmayın. Komisyondan çekilin’ diye tavsiyede bulunmuştum. Ama siyaset bir dengeyi gerektiriyor. O denge içerisinde farklı mülahazalarla farklı adımların atıldığına da şahitlik ediyorum. Üzülerek bunları görüyor ve gözlemliyorum. ‘Bunlarla ittifak kuracak mısınız’ dediniz. Taşıyıcı kolonlarla zaten aynı cennete bile giremeyiz. Kimse kusura bakmasın. Ama hassasiyetlerimizin dikkate alınması hususunda bazı siyasi partileri uyardık. Şimdi bu sürecin hitamındaki tavırlarına bakarak biz de bir durum değerlendirmesi elbette ki yapacağız. Uyarılarımızın içinde şu da var. ‘abdullah öcalan’ın kurduğu örgütün siyasi uzantısı olan partinin, milli geleceğimize döşediği mayınlardan uzak durun’ diye bir siyasi partiyi bilgilendirdik. Geleceğimize mayın döşeyenlerle birlikteliklerini sürdüreceklerse, bizim siyaseten takındığımız tavır farklı algılanmamalıdır. Kamuoyu da bunu doğru bir biçimde anlamalıdır. Bu hafta bir çalışma var. Raporun yazılacağı söyleniyor. Umut hakkı gibi konularla kanaatleri neymiş, onlara bakacağız” dedi.
“ÇÖZÜM DEĞİL, ÇÖZÜLME SÜRECİ”
“Bu bir çözüm değil çözülme süreci” diyen Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Süreç başladığından ne konuşuldu? Üniter yapımız konuşuldu. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tapu senedi olan Lozan konuşuldu. Vatandaşlık tanımımız tartışıldı ve Türklüğün etnik bir işaretleme olduğu konuşuldu. Türkiye’de tartışılmaması gereken ne varsa o konuşuldu. Siyasiler sanki felsefe dersinde. Lozan’ın neyini konuşacaksınız? Bu ülkenin tapu senedinin neyini tartışacaksınız? Türklük tanımının neyini tartışacaksınız? Bir üniter devletin vazgeçilmezi olan dil birliğinin neyini tartışacaksınız? Bir de bunun üstüne papyon kravatı olarak abdullah öcalan’ın umut hakkından yararlanması ve özgürlüğüne kavuşturulması hususu geldi. Bu çözüm süreci diye tarif edilen süreçte Türk milletinin bir tek sorunu bile konuşulmadı. Ayrıca Türkiye’nin gerçek gündeminin konuşulmasının da önüne geçildi. İYİ Parti olarak bu tuzağa düşmemek adına hem bu sürece dair eleştirilerimizi söyledik hem de reel sektörden başlayarak Türkiye’nin gerçek sorunlarını kamuoyunun gündemine taşımaya çaba verdik” diye ekledi.
