Kapat

Kategoriler

  • Basın Açıklamaları
  • Genel
  • İl Programları
  • Söyleşiler
  • TBMM Grup Konuşmaları
  • Videolar
Müsavat Dervişoğlu

Müsavat Dervişoğlu
İYİ Parti Genel Başkanı

Türlü hukuksuzlukların, bitmeyen utanmazlıkların, doymak bilmeyen hırsızlıkların son bulması için; milletimizden aldığımız güçle mücadele etmeye devam edeceğiz.

Müsavat Dervişoğlu Resmî Web Sitesi
  • ANA SAYFA
  • HAKKIMDA
  • İÇERİKLER
    • Basın Açıklamaları
    • Genel
    • İl Programları
    • Söyleşiler
    • TBMM Grup Konuşmaları
    • Tv Programları
    • Tüm Videolar
  • İLETİŞİM
Müsavat Dervişoğlu
Müsavat Dervişoğlu

GENEL BAŞKANIMIZ SAYIN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU, SÖZCÜ TV’DE İSMAİL KÜÇÜKKAYA’NIN GÜNDEME İLİŞKİN SORULARINI YANITLADI

14Eyl’26

  • Tv Programları
WhatsApp'ta Paylaş
GENEL BAŞKANIMIZ SAYIN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU, SÖZCÜ TV’DE İSMAİL KÜÇÜKKAYA’NIN GÜNDEME İLİŞKİN SORULARINI YANITLADI
Yeni Parti yerine İYİ Parti diyen Özgür Özel’in dil sürçmesi sorulan Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Yeni Parti demiş olsalar bile bazen İYİ Parti gibi algılanıyor. Kuruluş süreçlerimiz birbirine benziyor. Sa

Yeni Parti yerine İYİ Parti diyen Özgür Özel’in dil sürçmesi sorulan Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Yeni Parti demiş olsalar bile bazen İYİ Parti gibi algılanıyor. Kuruluş süreçlerimiz birbirine benziyor. Sayın Özel’in bugün geçtiği yerden biz 10 yıl önce geçtik. Dolayısıyla hangi sorunlarla karşı karşıya kalabileceklerini üç aşağı beş yukarı şahidim. Özgür Bey’le aramdaki özel münasebetin siyaset sahnesine de yansımış olması, bir yumuşamaya vesile olmuş olması elbette çok önemli. Birbirimize sevgi ve saygı noktasında şahıslarımızdan kaynaklı problem yaşamıyoruz ama görüşlerimiz nokta-i nazarından ayrı düştüğümüz, meseleleri farklı değerlendirdiğimiz konular var” dedi.

“ASIL NORMALLEŞME BUDUR”

Tüm siyasetçiler gibi Türkiye için siyaset yaptıklarını söyleyen Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Ben bu güzellikleri diğer partilerle de yaşamak isterim. Siyasetteki nobranlığın ortadan kaldırılması, karşılıklı anlayışın ve hoşgörünün hüküm sürmesinden yanayım. Hep de onu yapmaya çalışıyorum. Şahsımdan kaynaklı bir saygı krizi de yaşanmasın istiyorum. Bunu hem Sayın Cumhurbaşkanı’na hem iktidarın diğer bileşenlerine karşı da sergiliyorum ama her zaman yaptığımızın karşılığını alabildiğimizi söyleyebilmek de mümkün değil. İşte asıl normalleşme budur. Yani normalleşme bir konuyla ilgili taviz vermeyi gerektirmez. Medeni ölçüler içinde sürdürülen ilişkinlerin siyaset sahnesindeki gerginliği ve kutuplaşmayı ortadan kaldırabilecek bir dile dönüştürülmesi gerekir” ifadesini kullandı.

“MANSUR YAVAŞ’IN, ERDOĞAN’LA GÖRÜŞMESİNİN YADIRGANACAK BİR TARAFI YOK”

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la bir araya gelmesi ardından başlayan tartışmalar sorulan Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Ben öncelikle bu fotoğrafları yorumlamaya muhtaç hâle getiren siyasi ortamdan şikâyetçiyim. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’nın Sayın Cumhurbaşkanı’yla görüşmesi, konuşması, bazı meselelerle ilgili fikir alışverişinde bulunmasının yadırganacak bir tarafı yoktur. Ancak muhalefet ile iktidar arasında diyalog kopuk olunca bu görüşmelerin arkasından farklı anlamlar aranacağı hâle geliyor. Aslında burada sorumluluk alması gereken muhalefet kadar iktidardır da. Dolayısıyla Tayyip Erdoğan’ın bir siyasi partinin genel başkanıyla, bir büyükşehir belediye başkanıyla yapmış olduğu konuşmanın ya da görüşmenin; Türkiye’de spekülasyon konusu olmaması gerekiyor. Asıl düzeltilmesi, üzerinde konuşulması ve tartışılması gereken konu budur. Tayyip Erdoğan’la mazisi kendisine kefil Mansur Yavaş’ın, özel bir görüşme esnasında neleri konuşup tartıştıkları eğer toplumun merakını mucip oluyorsa, soru işaretlerini ortaya çıkaran olumsuzlukların ortadan kaldırılması durumu söz konusu olmalı” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne dair geçmiş dönemde yaptığı eleştiriler hatırlatılan Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Bu sistem istikrarı sağlayacak diye getirildi. Hatırlarsanız çok partili demokratik hayat ve parlamenter sistem yürürlükteyken koalisyonlar seçimlerden sonra kuruluyordu. Şimdi koalisyonlar ve ittifaklar, Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin yüzde 50+1 arayışı yüzünden maalesef seçimlerden önce kuruluyor. Birbiriyle hiç yan yana gelemeyecek siyasi partileri iktidar karşıtlığı münasebetiyle de aynı safta barındırıyor. Şimdi yüzde 49,5’i 50’ye tamamlamak için gerekli olan 0.5’lik oy, bu sistemde 0.5 eşittir 100’e tekabül ediyor. Dolayısıyla bunun getireceği tehlikeleri önceden görmek için kâhin olmak gerekmiyor. Ayrıca bunun yanında siyasetin taşıyıcı kolonları görevini üstlenen merkez düşünceli siyasi partileri de marjinal alanlara çekmek gibi bir tehlikeyi beraberinde getiriyor. Ben bugün bunu yaşıyorum mesela. ‘Bir alanın müttefiklerini bir araya toplayın’ iddiası bana karşı siyasi bir argüman olarak kullanılıyor. Oysa ben toplumun bütün kesimlerinin kucaklanması gerektiğine inanan bir siyasiyim. Sistem bizi buraya getiriyor. Cumhur İttifakı deyince onun bileşeni partileri birbirinden ayırabiliyor musunuz? Ayıramıyorsunuz. Diğer tarafta da bu sistemle mücadele edenle, birbirinden çok farklı düşüncelere sahip olmalarına rağmen özdeşmiş gibi gösterebiliyor. Bugün müttefik oldukları parti üzerinden bugün muhalefeti ‘yakınlaşıyorlar’ iddiası ile itham edenler bugün onlarla beraber. ‘Elektrik saatlerini PKK’lılar okuyacak’ diyorlardı. Toplumsal fay hatlarını harekete geçirebilecek malzemelerden yararlanıyorlardı” dedi.

“ATATÜRK BU YETKİLERİ REDDETMİŞTİ”

“Bu sistem, Sayın Erdoğan’ın karakteristik özelliklerine göre kurulmuş bir sistem. Ona göre dikilmiş bir elbise’ diyen Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Yani Tayyip Erdoğan’ın ne yapacağını bildikleri kadar ne yapmayacağını da bilenlerin verdiği yetkiler bunlar. Bu yetkilerin kimin elinde ne hâle geleceğini kestirebilmek mümkün değil. Türkiye’nin bugün de kapalı kapılar ardında konuşulan ama yarın alenileşeceğine inandığım en önemli sorunlarından birisi bu. Tayyip Erdoğan sonrası bu yetkiler birilerinin eline geçer ve o yetkiyi eline alan bunu Tayyip Bey’den daha nobranca kullanırsa; bu kimlerin iştahını kabartır, kimlerin işine yarar? Buna “Bu yetkileri Tayyip Erdoğan kullanacak.” diye karşı değilim sadece. Bu yetkiler Atatürk’e bile verilmeyecek yetkilerdir. Ayrıca bu yetkiler teklif edildiğinde Atatürk bunu reddetmişti zaten” ifadesini kullandı.

MANSUR YAVAŞ ADAY OLURSA İYİ PARTİ DESTEKLER Mİ?

Mansur Yavaş’ın aday gösterilmesi durumunda İYİ Parti’nin tavrı sorulan Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Buna şimdiden bir şey söyleyebilmen mümkün değil. Adaylık kararını verecek olan Mansur Bey’dir. Bir siyasi partinin cumhurbaşkanı adayı ya da 100 bin imzayla cumhurbaşkanı adayı olabilir. Kendi siyasi geleceğini bir tarafa bırakır, Türkiye’nin geleceğiyle ilgili bir karar verebilir. Benim şimdiden sadece Mansur Bey için değil, başka muhtemel adaylar için de onların stratejisine zarar verecek beyanlardan azami ölçüde uzak durmam gerekir. Bunu siyasi bir sorumluluk olarak görüyorum. Örneğin Sayın İmamoğlu’nun adaylık açıklamasını, kendi partisinin içindeki bir oylamayla belirlediler. O zaman muhtemel tehlikeleri işaret etmiştim ama belki algılanmadı, belki anlaşılamadı. 31 Mart seçimlerinden hemen sonra muhalefet erken seçim talebinde de bulunmuştu. Bu durumun rejimin kurucularının iştahını kabartacağı endişesini dile getirmiştim. O endişelerim, o tehlike gerçek oldu. Diploması münasebetiyle Sayın İmamoğlu’nun elinden cumhurbaşkanı adaylığı imkânı kaldırıldı” şeklinde konuştu.

DERVİŞOĞLU’NDAN BÜTÜNLEŞİK MUHALEFET ÇIKIŞI

Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Muhalefetin tedbirle hareke etmesi gerekiyor. Muhalefetin iktidara karşı ortaklaştığı bir aday da olabilir. Muhalefet seçimlere müstakil de girebilir. Ama ortak bir düşüncenin tanımlanması gerekiyor. Bu sistem Türkiye’ye yük ve külfet. Bu sistemden kurtulabilmek adına bir siyasi birlikteliğe ihtiyaç varsa -ki ben buna bütünleşik muhalefet diyorum; yani neleri değiştireceğimizde hemfikir olacağız ama kendi özgün değerlerimizi de muhafaza edeceğiz. Bu yolda atılması icap eden adımların tamamına tereddütsüz dahil olacağımı söyleyebilirim.” diye ekledi.

ÜSKÜDAR BELEDİYESİ’NİN AK PARTİ’YE GEÇMESİ

Üsküdar Belediyesi’nin AK Parti’ye geçmesine değinen Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “İki belediye meclis üyesini alıp tutukluyor, dört tanesini devşiriyorsunuz. Milletin size vermediği bir makamı almakla yetinmeyip gösteri yapıyorsunuz. Sonra da milli irade diye bağırıyorsunuz. Kim inanır size?” diye sordu.

ERDOĞAN’IN ‘SEÇİM’ AÇIKLAMASI: “SEÇİMİ RİSK OLARAK GÖRÜYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rize’deki “Yaklaşan seçimleri başarıyla atlatacağımıza olan inancımı yineliyorum” şeklindeki çıkışı sorulan Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Seçimi bir tehlike görüyor. Seçim her siyasetçi açısından risklidir. Çünkü beklediğiniz vatandaşın oyu ve kararıdır. Dolayısıyla herkes açısından, her siyasi parti açısından, her yönetici açısından kendi içinde bir risk barındır. Ama mahsurlu olan; o riski ortadan kaldırabilmek adına hukuk dışı yollara tevessül etmek, demokrasinin gelenekleri ve teamülleriyle yan yana gelmeyecek adımları atmak ve planlamaktır. Bu hükümetin eleştirdiğim yanlışlarından biri de odur. 6 defa gidecekseniz 7’nci defa gelirim diyenlerin rejimidir demokrasi; ‘Geldiğim yerde kalırım, gidersem de dönemem’ diyenlerin değil. Bu endişe Sayın Cumhurbaşkanı’nı çepeçevre sarmış durumda. Ayrıca sadece Sayın Cumhurbaşkanı da değil. Kendisinin etrafında kümelenmiş bir grup Sayın Cumhurbaşkanı’na kalkan oluyorlarmış edasıyla hareket ediyor. Oysa onların korudukları Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ailesi değil, onların korudukları kendileridir” dedi.

“SEÇİME BİR AY KALA YAPILAN SEÇİM, ANAYASANIN ARKASINDAN DOLANMAKTIR”

Erken seçim tartışmalarına değinen Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Siz normal seçimin tarihine bir ay kala seçim yaparsanız, bu durum anayasanın arkasına dolanmak anlamına gelir. Seçime bir ay kala yapılan seçim, erken seçim sayılamaz. Hukuki olur, kanuni olur ama meşru olamaz. Sayın Cumhurbaşkanı’nı da, anayasanın arkasına dolanmış bir siyasi parti genel başkanı konumuna taşır. Bu sıfat da onu Cumhurbaşkanlığı’nda ziyadesiyle uzaklaştırır. Bu ülkeyi yönetenler açısından Türkiye’nin demokrasi yolunda doğru bir adım atması hesaplanıyorsa; bunun formülü anayasanın arkasından dolanmak, siyasi manipülasyonlar yapmak, siyasi partilerin içine el atmak, siyasi partilerin içinden adam devşirerek arzulanan meclis aritmetiğini elde etmek değildir. Burada yapılması gereken şey demokrasinin geleneklerini hukuk ve adalet çerçevesinde ele alarak Türkiye’nin kurtuluşunu temin etmektir” ifadesini kullandı.

GÖKÇEK HAKKINDA SORUŞTURMA

Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in de ifade verdiği soruşturma sorulan Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Öncelikle şunu bilmemiz gerekiyor. Bu iktidar 25 yıldır iş başında. 25 yıldır iş başında olan bir iktidarın kendi hatalarını düzelterek toplumdan takdir beklemesi benim tarafımdan kabul edilebilir bir şey değil. Gökçek, 9 yıl önce görevinden alınmıştır ve biz onun ne sebeple görevinden alındığını hala bilmiyoruz. Ayrıca Gökçek hakkında, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde yapmış olduğu yolsuzluklar ve usulsüzlüklerle ilgili 94 ya da 96 suç duyurusunda bulunulmuştur. Kamuoyu bu zamana kadar bunlarla ilgili ne tür işlemler yapıldığı konusunda da fikir sahibi değildir. Bu yargılamaları maalesef bir iletişim kampanyası gibi yönetiyorlar. Bu da adalet duygusunun zedelenmesine ve aşınmasına gerekçe teşkil ediyor. Gökçek hakkında yapılan bu tahkikat oğlu ve gelini ile ilgili. Gökçek’in aleyhindeki iddialarla ilgili adalet huzuruna çıkarıldığına henüz şahitlik etmiş değiliz.” şeklinde konuştu.

“ANKARA’YI PARSEL PARSEL VERMEKLE, ‘NE İSTEDİLER DE VERMEDİK’ DEMEK ARASINDA FARK YOK”

“İktidar kendine yakın olanları da yargılıyor” yaklaşımına tepki gösteren Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Bir Melih Gökçek’in yargılanmasıyla bu iktidarın üzerindeki gölgelerin tamamının kaldırılacağını düşünüyorsak büyük bir yanılgı içerisindeyizdir. Ankara’yı birilerine parsel parsel vermekle, ‘ne istediler de vermedik’ demek arasında bir fark yoktur bana göre. Dolayısıyla kafanın ve bakış açısının sorgulanması gerekir” diye ekledi.

DAVUTOĞLU HAKKINDA SORUŞTURMA

Ahmet Davutoğlu hakkındaki soruşturma da sorulan Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Bunu sön derece yanlış bulduğumu söylemeliyim. Çünkü siyasi şahsiyetler kampanya dönemlerinde maksadı aşan ifadelerde de bulunabilirler. Bir başbakanın, bu tarz söylemlerden ötürü Cumhuriyet Savcılığı tarafından resen soruşturmaya tabii tutulması kabul edilebilir bir şey değildir ama bu başka şeyleri de beraberinde getirir. Bu aktüel insanların durumlarının magazinel bir biçimde ele alınmasını son derece yadırgıyorum” dedi.

NUMAN KURTULMUŞ VE SÜLEYMAN SOYLU’NUN SÖZLERİNİ HATIRLATTI

Günümüzde iktidar cephesindeki isimlerin geçmiş dönemde AK Parti’yi hedef alan sözlerini hatırlatan Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Numan Kurtulmuş, HAS Parti Genel Başkanı’yken AK Partilileri hırsızlıkla suçlamış, ‘Harun gibi geldiler, Karun gibi oldular.’ demiş. Bunun Davutoğlu’nun söylediğinden bir farkı yok. Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Demokrat Parti Genel Başkanı’yken ‘Bu iktidarın paçalarından yolsuzluk akıyor.’ demiş. Bugün Cumhur İttifakı’nın ortağı olan Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ‘Külliye, haramın, günahın ve kirlenmişliğin fildişi kulesidir.’ demiş. Eğer meseleyi bu laflar söylendikten birkaç yıl sonra ele alır da bu kabil soruşturmalar yaparsanız, bugün muarızlarınız olduğu kadar muvafıklarınızın da üzerinde demokrasi kılıcını sallıyor olursunuz. Bu durum herkesi tehdit etmek anlamına gelir” ifadesini kullandı.

“BİZE YÜZDE 10-15’LER YETMEZ”

İYİ Parti’nin seçim beklentisi sorulan Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Partimize olan yönelişin, takdirin ve teveccühün tercihe doğru dönüşmeye başladığını gözlemliyorum. Gerçekleştirdiğim yurt gezilerinde de bunu görüyorum. Bu sevginin ve yönelişin konjonktürel olmadığı kanaatini de taşıyorum. Genel Başkan olduğumda ‘Tanınan bir siyasetçi olmayabilirim ama en azından kötü tanınan bir siyasetçi değilim’ demiştim. Tanınma oranımız arttıkça, Türk siyasetinde yerleşik bir ağırlığımız olacak” şeklinde konuştu.

Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Bizi 3’lerde 5’lerde gösteren kamuoyu araştırmaları yüzde 10’lara çıktığımızı söylüyor. Biz yüzde 10’u iki defa aldık zaten. Yüzde 10’lar, 15’ler bize yetmez. İYİ Parti’nin Meclis’te kapsamlı bir sandalye sayısıyla temsil edilmesi gerekiyor. İYİ Parti hakkettiği sandalye sayısıyla temsil edilirse; Türkiye’nin ve Türk milletinin beklentisinin hilafına kararları Meclis’te çıkarabilmek mümkün olmaz” diye ekledi.

EKONOMİDE İLK 48 SAAT İÇİNDE YAPILMASI GEREKENLER

Ekonomideki olumsuz tablo karşısında yapılması gerekenleri sıralayan Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Siyasi partilere hep ilk 100 günde ne yapılacakları sorulur. Ancak Türkiye’nin ilk 48 saat içinde neler yapmasını tespit etmesi gerekir. Mesela bolluk bereket ekonomisini temin edecekseniz, vergi dilimlerini güncelleyeceksiniz. Tarım kanunu size mükellefiyetler yüklüyor. Gayri safi milli hasılanın yüzde 1’ini çiftçiye destek olarak vereceksiniz. SGK ve vergi borçlarında zaman kaybetmeden yapılanmalar gerçekleştirmek gerekmekte. Bunu biz söylüyoruz diye mevcut iktidar yapmasın demiyoruz Aynısını yapsın. Vergi dilimlerini güncellesin, çiftçinin hakkını teslim etsin, emekliye memura kaybettiği enflasyon oranında maaş takviyesini yaşama geçirsin. Esnafın vergi ve SGK borçlarını yapılandırsın. KOBİ ve sanayicilerin KDV alacaklarını ödesin” açıklamasını yaptı.

Terörsüz Türkiye adıyla yürütülen sürece tepki gösteren Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Bu süreç vatandaşın hiçbir derdinin çözümüne taalluk etmeyecek. Süreç, yasal düzenlemelerin altyapısına baktığınızda sadece teröristlerin işine yarayacak bir biçimde sürüyor” dedi.

Türkiye’de süreçle ilgili atılmış adımların, terör örgütünün bütün unsurlarıyla birlikte silah bırakmasının gerekliliğine işaret ettiğini söyleyen Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Ancak bakıyoruz, Suriye’de böyle bir silah bırakma gerçekleşmiş değil. pyd-ypg tasviye mi oldu yoksa devletleşti mi onu tartışırız. Türkiye Cumhuriyet Devleti’nin tezi şuydu; bireysel teslim olma, bireysel entegrasyon. pkk’nın uzantısı ypg-pyd, Suriye ordusunun içinde devletleşti. Türkiye’nin kırmızı bültenle aradığı kişiler de Suriye’de devlet görevlisi kisvesine büründü. Dolayısıyla oradaki meseleyi örgütün tasfiyesi ya da Suriye’ye entegrasyonu olarak görmüyorum. Tugaylar halinde Türkiye’nin sınırına yakın bir yerde konuşlanmış olmaları da birtakım endişeleri beraberinde getiriyor” ifadelerini kullandı.

Terör örgütünün bütün unsurlarıyla silah bırakmasını devletin temennileri üzerinden ele alamayacağını ekleyen Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Bunları, örgütün yöneticilerinin beyanlarına bakarak değerlendirebilirim. Örgütün yöneticileri ‘Çerçeve yasa bizim silah bırakmamızı gerektirecek boyutta bir yasa değil’ diyor. ‘Biz silah bırakmayız’ diyor. Ayrıca İran’daki pjak rejime karşı ayaklanma yolunda silahlanmaya devam ediyor. Irak’taki pçdk’nın durumu da belli. Dolayısıyla bu sürecin kısa vadeli siyasi istifade alanlarının dışında toplumsal faydaya vesile olacağı kanaatinde değilim. Peki hangi zararları verecek? En başından bu yana söylüyorum; Türkiye’nin tartışılmaz değerlerini tartışma masasına yatıracak. İşte o sebepledir ki bugün milli kimliğimiz tartışılıyor, vatandaşlık tanımımız tartışılıyor. İki dil arayışları var. Terör örgütü uzantısı siyasi partinin dört parçalı kürdistan beyanları var” şeklinde konuştu.

Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu şöyle devam etti:

“En başında ‘salt milliyetçi reflekslerle hareket etmiyorum’ dedim. Ben kaygılarımı dile getiriyorum. Niyetlerini değiştirdiklerine de inanmıyorum. Nitekim bunun bir şımarıklığa vesile olabileceği endişesi de yaşıyorum. Aynı endişe ülkeyi yönetenlerde de var. Bu örgüt bana göre sıradan bir örgüt değil, narko terör örgütü. Bu zamana kadar hep ‘hangi suçu işleyenler ne zaman tahliye olacak’ ya da ‘abdullah öcalan canisi yararlanacak mı’ türünden konuşuldu.

öcalan’ın kanundan yararlanmayacağıyla biz teselli edilmeye kalkışıldık ama öcalan’dan daha tehlikeli 9 bin insan eğer bu yasal düzenleme gerçek anlamıyla yaşama geçirilirse hayatımıza girecek. Ayrıca kimse bu zamana kadar bu narko terör örgütünün mali kaynaklarının nasıl tasviye edileceğine dair bir değerlendirme yapmadı. Dolayısıyla bu örgütün finansman yapısının tasviye edilmesi için başka devletlerle de iş birliği gerekiyor. Mesela yine kimse konuşmuyor.

öcalan’a yeni bir ev yapıldığından bahsediliyor. Resmi bir açıklama var mı? Yapılmadı diyen var mı? Hatta Türkiye tarafından aranan birtakım insanlarla orada görüştüğü söyleniyor. Bu kabil süreçler ya çok kapalı ya da çok şeffaf yönetilir. Yarı kapalı yönetirseniz, açıklık ve kapalılık mekanizmasının siyasete yansımaları üzerinden hesabınız vardır hissiyatı oluşur.”

. Tüm hakları saklıdır. – TÜRKİYE’NİN GÜVENCESİ

  • Etiketler:
  • TV Programı
  • Televizyon
  • İYİ Parti

Bu içeriği paylaş

© 2026 | by TeMiZ

  • www.musavatdervisoglu.com.tr
İçerik
İçerik yükleniyor...