Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu programları kapsamında geldiği Van’da Van65 TV ekranlarında Orhan Olgun’un sorularını cevapladı.
Terörsüz Türkiye adıyla yürütülen süreç kapsamında kurulan komisyona neden katılmadıkları sorulan Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu; “Komisyon kurulma talebinin menşeinin Türkiye Büyük Millet Meclisi olmadığını biliyoruz. Daha sonraki süreçlerde de bu durum anlaşıldı. Komisyon kurulması yeni bir iş değil. İmralı’da yatan terör örgütü lideri, benim tanımlama göre İmralı canisi, hakikat komisyonu kurulması talebini çok önceden dile getirmişti. Sayın Bahçeli bir gün meclis kürsüsüne çıktı ve bu talebi diğer beklentilerle birlikte ifade etti. ‘Bu kürsüye gelsin. DEM Parti’nin grup toplantısında konuşsun. Örgütünü feshettiğini ve silah bıraktığını açıklasın. Ondan sonra da umut hakkından sonuna kadar yararlansın’ dedi. abdullah öcalan’ın Meclis kürsüsüne gelebilmesi mümkün değil. Çünkü abdullah öcalan, Meclis’e yakın bir semtte oturmuyor. Dolayısıyla hitabını meclis kürsüsünden yapabilme ihtimali yok. ‘Umut hakkından yararlansın’ denildiğinde, bu talep ve beklentinin de menşeinin aslına bakarsanız, abdullah öcalan’ın kendisi olduğu gerçeğiyle buluşuyoruz. Şimdi öcalan istedi diye Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde komisyon kurmanın önünü açan söyleme karşı da pek tabiidir ki o söylemi ifşa edecek ve onun arkasındaki gerçeklerin neler olabileceğini milletle paylaşacak birinin olması gerekiyor. Ben o tarihi sorumluluğu üstlendim” dedi.
“Asıl riski alan benim”
“Asıl riski alan benim” diyen Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Çünkü herkes belli bir kesimi Cumhurbaşkanlığı seçimi münasebetiyle oy potansiyeli olarak görüyor. Ben oy potansiyeli olarak görmüyorum. Ben toplumun bütün kesimlerindeki farklı görüşten insanları önce insan olarak görüyorum. Bu ülkenin vatandaşı olarak görüyorum. Buna bağlı olarak karşı duruş gerekçelerimi açıkladım. Çünkü meclisin bir aritmetiği var. Bu komisyon nasıl kurulacak? Hiç kimse o komisyonun nasıl kurulacağını en başından söylemedi. Mecliste bazı konularda uzlaşma komisyonları kurulur. O uzlaşma komisyonlarında mecliste grubu bulunan siyasi partiler, o komisyona eşit sayıda üyeyle katılırlar. Ve o komisyonların toplantı nisabı bellidir. Ancak böyle bir komisyon gündeme geldiğinde partinin biri “100 üye olsun” diğeri “50 üye olsun” dedi. Komisyonun nasıl kurulacağı bile en başında belli değildi. Meclis aritmetiğine bakarak siyasi partilere kontenjan verdiler ve toplantı nisabını da sonradan komisyon toplantısıyla belirlediler” ifadesini kullandı.
“Komisyona katılmayan partinin İYİ Parti olduğu yazmıyor”
Komisyonun en başından itibaren iktidarın ve İmralı’nın arzuladığı bir biçimde oluşturulduğunu savunan Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Böyle bir komisyona şayet dahil olsaydık, İYİ Parti olarak elbette ki karşı duruşumuzu sergileyecektik ama alınan yanlış kararın bizim hayır oylarımızda meşrulaşması tehlikesi söz konusu olacaktı. ‘İYİ Parti’nin hayır oyu verdi ama bu oylandı’ sonucu çıkacaktı. Şimdi aynı şeyleri düşünenlerin neredeyse ittifakla oluşturdukları bir komisyon raporu var. O rapora İYİ Parti’nin komisyona katılmadığı da koyulmamış. Raporda ‘Komisyona katılmayacağını daha önceden başkanlığımıza bildiren siyasi parti’ diyor. Yani İYİ Parti’nin adından bile bahsedilmiyor. Sizin çocuklarınız, torunlarınız, yarın meclis tutanaklarını alıp o dönemde neler olmuş diye baktığında, komisyona katılmayan partinin İYİ Parti olduğu bile yazmayacak” şeklinde konuştu.
“Komisyonda neler konuşulacağını Kandil’deki açıklamalardan öğrendik”
Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Komisyonun, kuruluş gerekçeleri itibariyle meşru bulmadığını söyledim. Bir şeyin planlandığını, bir ajandanın olduğunu, bu ajandanın da bana göre Cumhuriyete karşı bir kalkışma özelliği taşıdığını ve yine buna bağlı olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bir suça ortak edilmek arzusuyla bir dayatmanın muhatabı kılınmaya çalışıldığını anlattım. Düşünebiliyor musun; bir komisyon topluyorsunuz, alacağınız karar belli, yapacağınız iş belli. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni de o suça alet ediyorsunuz. Karşı durduğumuz mesele bu. Ama o komisyonda konuşulanların ne olacağını da komisyona katılan siyasi partilerin liderlerinden öğrenmiş değiliz. Kandil’deki açıklamalardan öğrendik. İmralı’daki açıklamalardan öğrendik. İmralı’nın uzantısı olan siyasi partilerin açıklamalarından öğrendik” diye ekledi.
“KCK’ya bağlı olan diğer örgütler silah bırakmış değil”
Yaşanan gelişmeler kapsamında silah bırakma gösterileri de olduğunu söyleyen Dervişoğlu, “Bugün anlaşılıyor ki bu bahse konu kişinin kurmuş olduğu örgütün çatısını olan kck’ya bağlı olan diğer örgütler silah bırakmış değil. Irak’ta pçdk, Suriye’de ypg/pyd’de, İran’da da pjak dinamik haliyle duruyor. Türkiye’deki bıraktı deyip teselli olacak halimiz yok. Zaten Türkiye’de terör sıfır noktasına çekilmiş durumdaydı. Şimdi bütün bunların sonunda sadece Anayasa’nın tartışılmaz bölümlerinin tartışma masasına yatırılacağını ve Türkiye’nin tartışılmaz değerlerinin tartışılacağını, bunun da toplumsal açıdan ciddi sorunları beraberinde getireceğini söyledik. Burada da haklı çıktık” dedi.
“Erdoğan bir kalemiyle öcalan’ı serbest bırakabilir”
Terör örgütü pkk’nın elebaşı abdullah öcalan için ortaya atılan statü tartışmalarına değinen Dervişoğlu, “abdullah öcalan bugün ‘Benim statümü verin’ diyor. Onu da dillendiren Sayın Bahçeli. abdullah öcalan devletle kendisini eşitlemek istiyor. Dolayısıyla komisyon içinden seçilmiş kişilerin kendisini ziyaret etmesini arzuluyor. Komisyondan bir alt komisyon oluşturularak İmralı’ya gönderiliyor. Bana göre bu kadar senaryoya gerek yok. Bunun hepsini hükümet tek başına yapabilir. abdullah öcalan’ın serbest bırakılmasına ve örgütünün mensuplarının insan içine karışmasına vesile olabilecek kararlar yasal düzenlemelerle olur. Bunu şimdi Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine getirecekler. Bunun için bu kadar velveleye gerek yoktu. Bu ülkeyi yönetenler abdullah öcalan’ın serbest bırakılmasını istiyorsa, Tayyip Erdoğan kalemiyle bunu yapabilecek durumda” ifadesini kullandı.
“Sorunu çıkaranla müzakere etmek başka sorunları getirir”
Türkiye’de bir kesime göre Kürt sorunu olduğunu söyleyen Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Bana sorarsanız Türkiye’de sorunu olan Kürtler var. Sorunu olan Türkmenler gibi sorunu olan diğer unsurlar gibi. Türkiye bir sorunla karşı karşıya ise o sorundan saklansın demiyorum. Ama sorunu çıkaranla birlikte süreci müzakere eder ve onun beklentilerini karşılayarak sorunu çözdüğünü zannedersiniz, bu uzun zamanda başka sorunları da beraberinde getirir. Hangi sorunları getirir? Emperyal güçler çevredeki unsurlardan yararlanıyor. Bunları silahlandırıyor, onları ordulaştırıyor. Din farklılıklarından yararlanıyor. Mezhep farklılıklarından yararlanıyor. Türkiye bütün bu olup bitenlere ne şekilde göğüs geriyor penceresinden baktığınızda milli kimlik, millî devlet ve üniter devlet özelliğini görüyor ve vatandaşlık tanımıyla buluşuyorsunuz” şeklinde konuştu.
“Bu insanların sözcüsü olarak İmralı’daki bir hükümlünün gösterilmesi kabul edilemez”
Kürtlerin yüzde 60’ının Ankara’nın batısında yaşadığına işaret eden Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Herhangi bir etnik kökenden olup Başbakan olmak istemiş de olamamış var mı? Genelkurmay Başkanı olmak istemiş, Cumhurbaşkanı olmak istemiş, müsteşar olmak istemiş, akademisyen olmak istemiş, milletvekili, bakan olmak istemiş; Türkiye kimin önünü kesmiş? Ama bunun üzerinde bu sorun var. Biz bu sorunla birlikte Türkiye’nin yapıştırıcı gücünü oluşturan vatandaşlık tanımıyla, milli kimliğiyle, üniter devlet yapısıyla bizi uğraştıracak bir zemin oluşturursak; çevremizdeki ülkelere uzun vadede ya da orta vadede benzetilme riskiyle karşı karşıya kalırız. Yüzde 60’ında fazlası Ankara’nın batısında yaşıyor. Siz o insanların sözcüsü olarak İmralı’daki bir hükümlüyü gösteriyorsunuz. Bu kabul edilebilir bir şey değil” dedi.
“Kürtler için savunma hattı oluşturdum”
Kürtler için de bir savunma hattı oluşturmaya çalıştığını söyleyen Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “öcalan eşittir pkk, o da eşittir Kürtler denkleminin yaşama geçirilebilmesi mümkün değildir. Böyle bir şeye ihtiyacınız varsa devletsiniz kardeşim. abdullah öcalan’ı serbest kalmasını mı istiyorsun? Niye meclisi alet ediyor, at imzayı. Şimdi bunları Devlet Bahçeli konuşuyor. Tayyip Erdoğan hala net bir şey söylemedi” değerlendirmesini yaptı.
“Kendine ait sorunları bölgeye münhasır sayan ve bunu Kürt sorunu olarak algılayanlar var”
“Sizce Kürt sorunu var mı?” sorusu üzerine Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Sorunu olan Kürtler var. Bakın, açıkça da altını çizerek söylüyorum. Kendine ait sorunları bölgeye münhasır sayan ve bunu Kürt sorunu olarak algılayanlar var. Ama devlet görevini yapsa, Cumhuriyet’in müesseseleri işlese, devletin ve milletin hafızası devreye girse herkes idrak edecek ki; o sorunlar hepimize ait sorunlar. Kürt sorunu olmaz mı? Var. Türk sorunu yok mu? Buradaki çocuk işsiz de Edirne’deki liyakatle bir yere mi yerleştirilmiş? Bura da milli gelir çok düşük de Karadeniz’de çok mu yüksek? Türkiye’nin milli gelirinin yüzde 80’i hortumlanıyor. Türkiye bunu konuşmak durumunda ama Türkiye gerçek gündemden uzaklaşarak tali sorunları ana sorunlar haline getiriyor” dedi.
“Numan Kurtulmuş, Numan Kurtulmuş’a rapor sevk etti”
Süreç kapsamında kurulan komisyona ilişkin tepkilerini dile getiren Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Ne tartışıldı, bana söylesinler. Hangi Kürt’ün bir sorunu tartışıldı? Komisyonun adı bile ‘Terörsüz Türkiye Komisyonu’ değil. İzin vermediler. Çünkü terörist olduklarına inanmıyorlar. ‘Özgürlük savaşçısıyız’ diyorlar. Türkiye’ye karşı savaş açtığını aleni itiraf ediyor. Terörsüz Türkiye’nin nasıl engellenecek diye terörü mü konuşuldu yoksa Abdullah öcalan’ın özgürlüğü mü konuşuldu? Gelip bana bunu açıklasınlar. (Komisyon raporu) İçinde bir defa Türk milleti geçmiyor. Başka bir usulsüzlüğü de anlatayım. Komisyonun başkanı kim? Numan Kurtulmuş. Meclis Başkanı kim? Numan Kurtulmuş. Komisyon raporu hazırladığında nereye sevk edildi? Meclis Başkanlığına. Altındaki imza kimi? Numan Kurtulmuş. Numan Kurtulmuş, Numan Kurtulmuş’a gönderiyor. Böyle bir şey olabilir mi?” ifadesini kullandı.
“Trump, Kürtleri savaş aparatı olarak görüyor”
Örgüt uzantıların ABD tarafından ordulaştırıldığına işaret eden Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Bu ülkenin Cumhurbaşkanı ‘pkk’nın uzantısı ypg’dir’ demedi mi? Amerika Birleşik Devletleri’nin 40 bin tır askeri yardım yaptığını söylemedi mi? Amerika Birleşik Devletleri’nin verdiği silahı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne kim teslim eder? Bu nasıl bir aymazlıktır? Ya da İran’daki pjak’ı İran rejimine karşı ayaklanmaya davet etmedi mi? İran’daki unsurların Irak’ın kuzeyindeki Kürtleri vurması için teşvikte bulunmadı mı? Bunlar gözümüzün önünde olup biten olaylar. Trump, Kürtleri İran’a karşı kışkırtmak istiyor. Savaş aparatı olarak görüyor. Benim onurlu ve eşit vatandaş gördüğümü o savaş aparatı olarak görüyor. Şimdi burada nasıl bir samimiyet terazisi kuracaksınız? Ben samimi değilim de bütün Kürtleri kullanmaya elverişli gören Trump mı samimi? Bu kadar suçu işleyen bir örgüte bir masumiyet hissesi kazandıramazsınız? O zaman orta ve uzun vadede başka şeylerle karşılaşma riskiniz söz konusu olur” şeklinde konuştu.
“öcalan’ın suç işlemeye devam ettiğini itiraf ettiler”
Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Süleyman Soylu’nun İçişleri Bakanlığı döneminde abdullah öcalan’ın örgütü hâlâ yönettiğine dair bir rapor var. Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yönettiğini zannedenler de örgütün yöneticisinin ve hâlâ suç işlemeye devam eden kişinin abdullah öcalan olduğunu itiraf ediyor. Bu vatan, bu devlet sırtlanların geçiş yolu üzerine kurulmuştur. Dündar Taşer böyle tarif ediyor. Dolayısıyla bu riskler burada olacak. Biz Türkiye olarak ne yaptık da kendimizi diğerlerinden ayırdık diye bakmamız lazım. Bizi diğerlerinden, İran’dakinden, Irak’takinden, Suriye’dekinden ayıran; milli kimliğimiz. Anayasa tartışmaları yaparak bizi bir ve bütün tutan kimliği zaafa uğratmaya çalışıyorlar. Ben de; emperyalizmin kuklalarına ve onların uzantılarının. Ajandalarına kardeşliğimizi feda etmeyelim, kurban etmeyelim diyorum. Bunun mücadelesini veriyorum” ifadelerini kullandı.
“Siyaseten ya da cismen feda edilmem gerekiyorsa buna razıyım”
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne yönelik eleştirilerde de bulunan Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Referandum çalışmalarında hep bunu anlattık. ‘Bir ülkenin kaderini bir kişinin iki dudağının arasına bırakırsanız, ülke üzerinde gözü olanların iştahını kabartırsınız’ dedik. Türkiye bugün bunu yaşıyor. Kendine mahkûm ettiği yöneticilerin hezeyanlarına maalesef kurban edilmek isteniyor. Kelimelerimi son derece dikkatli seçiyorum. Benim seninle arama girmesinler. Benim Hakkâri’deki adamla, vatandaşla arama girmesinler. Benim kardeşlerimle aramda nifak çıkarmasınlar. Yıllarını yatılı okullarda, yurtlarda geçirmiş, sosyal hayatın içinden gelmiş bir adamım. Kimin hangi karakterde olduğunu bilmiyor muyum? Bakın, bir örnek vereyim; belki izleyenler duygulanacak. Bu dünyanın hiçbir yerinde olmayan bir şey: tanrı misafiri tabiri. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde naçar kalıp kimin kapısına gitseniz sizi açlığa mahkûm ederler mi? “Ziyarete geleceğim.” dedim. “Bir keçim var, onu keseyim.” demiş. Bir şehit ailesinin evinde iftar yapacağım “Keçimi keseyim.” diyor. Şimdi bununla benim arama kim girebilir? Amerika, Rusya, Avrupa Birliği, İran, Irak, Suriye… Kim girebilir bu kardeşliğin arasına? Bu fitneyi, bu nifakı ortadan kaldırmak hepimizin görevi. Bunun için siyaseten ya da cismen feda edilmem gerekiyorsa ben buna razıyım arkadaşım” dedi.
