Kapat

Kategoriler

  • Basın Açıklamaları
  • Genel
  • İl Programları
  • Söyleşiler
  • TBMM Grup Konuşmaları
  • Videolar
Müsavat Dervişoğlu

Müsavat Dervişoğlu
İYİ Parti Genel Başkanı

Türlü hukuksuzlukların, bitmeyen utanmazlıkların, doymak bilmeyen hırsızlıkların son bulması için; milletimizden aldığımız güçle mücadele etmeye devam edeceğiz.

Müsavat Dervişoğlu Resmî Web Sitesi
  • ANA SAYFA
  • HAKKIMDA
  • İÇERİKLER
    • Basın Açıklamaları
    • Genel
    • İl Programları
    • Söyleşiler
    • TBMM Grup Konuşmaları
    • Tv Programları
    • Tüm Videolar
  • İLETİŞİM
Müsavat Dervişoğlu
Müsavat Dervişoğlu

‘’Türkiye NATO’yu toplantıya çağırmalı”

11Mar’26

  • TBMM Grup Konuşmaları
WhatsApp'ta Paylaş
‘’Türkiye NATO’yu toplantıya çağırmalı”
Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, 11 Mart Çarşamba günü partimizin TBMM grup toplantısında konuştu. “DEVLET CİDDİYETİ, ÖNCEDEN YAPILMIŞ HAZIRLIKLARLA ÖLÇÜLÜR” Ortadoğu’daki savaş karşısında hükümetin hazırlıksız

Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, 11 Mart Çarşamba günü partimizin TBMM grup toplantısında konuştu.

“DEVLET CİDDİYETİ, ÖNCEDEN YAPILMIŞ HAZIRLIKLARLA ÖLÇÜLÜR”

Ortadoğu’daki savaş karşısında hükümetin hazırlıksız olduğuna işaret eden Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Konuşuyorlar ama yapılan herhangi bir şey yok. ‘Gelişmeleri izliyoruz’ diyorlar. ‘Koordinasyon halindeyiz’ diyorlar. ‘Diplomasi yürütüyoruz’ diyorlar. Evet, barıştan yana bir pozisyon almaya çalışıyorlar. Ama ortada cevaplanmadan geçirilen birçok soru vardır: Türkiye’nin stratejik enerji güvenliği planı nerededir? Ham petrol stok politikası nerededir? Doğal gaz fiyat şoklarına karşı koruma mekanizması nerededir? Gıda arzı için olağanüstü tedbir paketi nerededir? Çiftçiyi, taşımacıyı, üreticiyi, sanayiciyi koruyacak somut devlet planı nerededir? Devlet ciddiyeti, yuvarlak cümlelerle ölçülmez. Devlet ciddiyeti, önceden yapılmış hazırlıklarla ölçülür” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE STRATEJİK HAM PETROL STOKLARINI DERHAL GÖZDEN GEÇİRMELİDİR”

“Enerji arz güvenliği, bu ülkenin tali bir ekonomi başlığı değildir. Doğrudan doğruya milli güvenlik başlığıdır” diyen Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Türkiye stratejik ham petrol stoklarını derhal gözden geçirmelidir. Enerji tedarikinde daha korunaklı, daha öngörülebilir ve daha sağlam mekanizmalar kurulmalıdır. Uluslararası piyasa şoklarının tamamı pompa fiyatı olarak milletin sırtına yüklenmemelidir. Akaryakıttaki vergi yükü yeniden ele alınmalıdır. Mevcut ekonomik programın bu fırtınaya dayanamayacağı kabul edilmeli, kırılgan yapı makyajla değil esaslı revizyonla düzeltilmelidir” şeklinde konuştu.

“BU ÜLKENİN GIDA GÜVENLİĞİ, MAKYAJLI TABLOLARA EMANET EDİLEMEZ”

Savaşın en ağır sonuçlarından birinin gıda güvenliği başlığında ortaya çıktığını kaydeden Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Öyle dış güçler falan değil, yaklaşık 25 yıllık bilinçli talan anlayışı tarafından tarımı tarumar edilmiş bir ülkeyiz. Tarımı hâlâ sıradan bir sektör gibi görenler, devletin ne olduğunu anlamamışlardır. Tarım sadece üretim değildir. Tarım bağımsızlıktır. Tarım milletin ekmeğidir. Tarım kriz zamanlarında devletin sigortasıdır. Türkiye ise gübrede dışa bağımlıdır. İlaç benzeri girdilerde dışa bağımlıdır. Yani çiftçinin rızkı, milletin ekmeği, dışarıdaki gerilimlere teslim edilmiştir. Bakınız, şimdi Mart ayındayız. Çiftçi ekim yapıp yapamayacağına bu ay karar verecektir. Yani çiftçi önünü görmek zorundadır. Toprak vaktinde besin ister. Üretim takvimi, yapay tartışmalara göre işlemez. Ama iktidar ne yapıyor? Yıllardır aynı yanlışı sürdürüyor. Üretimin yerine ithalatı koyuyor. Yani kendi çiftçisini değil yabancı ülkelerin çiftçilerini koruyor. Planlamanın yerine günü kurtarmayı koyuyor. Çiftçinin alın teri yerine piyasa ezberlerini koyuyor. Bu ülkenin toprağı kaderine terk edilemez. Bu ülkenin çiftçisi uluslararası krizlerin insafına bırakılamaz. Bu ülkenin gıda güvenliği, masa başı tahminlere ve makyajlı tablolara emanet edilemez” dedi.

“ÇİFTİNİN KULLANDIĞI MAZOTTAN KDV VE ÖTV KALDIRILMALIDIR”

Çiftçi borçlarının 1 trilyon 300 milyar liraya ulaştığına işaret eden Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Millî gelirin yüzde 1’i yani 15 milyar dolar tarıma destek olarak verilmesi gerekirken, bu çiftçiden esirgenmekte, dörtte biri bile verilmemektedir. Tarlalar, traktörler icralık, araziler satılıktır. Üreticiler yılda 3,5 milyar litre mazot kullanmakta; bunun için yalnızca 20 milyar lira mazot desteği verilmektedir. Oysa çiftçinin sadece mazot için ödediği KDV ve ÖTV 100 milyar liradır. Kaşıkla verilip, kepçeyle alınmaktadır. Krediye ulaşmak imkânsız hale gelmiştir. Vergi ve SGK borcu olanlar kredi temin edememektedir. Ziraat Bankası’nın faiz gelirleri yüzde 97 artmış, çiftçimiz geçen yıl 323 milyar faiz ödemiştir. Tarıma destek için kurulmuş banka, üreticilere tefeci faizi uygulamaktadır. Buradan hükümete çağrımız açıktır: Çiftçiye, olağanüstü destek programı derhal açıklanmalıdır. Gübre, tohum, mazot desteği artırılmalıdır. Çiftinin kullandığı mazottan KDV ve ÖTV kaldırılmalıdır. Üretim sezonu kaybedilmemelidir. Ham madde ve gübre tedariki için acil plan hazırlanmalıdır. Yerli üretim kapasitesi güçlendirilmelidir. Toprak yeniden stratejik alan olarak ele alınmalıdır. Çünkü toprağın zayıfladığı yerde yalnız çiftçi değil, devlet de zayıflar. Milletin lokması küçülür, huzuru da kaçar” ifadesini kullandı.

“ATATÜRK’ÜN ‘GAFLET, DALALET VE HATTA HIYANET’ UYARISI BUGÜN YENİDEN ANLAŞILMAKTADIR”

Yaşanan gelişmeler kapsamında “Sıra Türkiye’de” diye konuşanları hafife almadıklarının altını çizen Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Ama şunu da biliyoruz: Hasımlar güçlü devletin kapısını zorlayamaz; çakal gibi, zayıflayanların çevresinde dolaşırlar. Cesaretlerini kendi emel ve arzuları kadar, o ülkeyi yöneten iktidarın beceriksizliğinizden, dağınıklığından, stratejik körlüklerinden alırlar. O iktidarın sistematik zaaflarından güç alırlar. Bugün zaaflar ortadadır. Risklerle, tehditleri ayırt edemeyen, çıkarlarla, fırsatları birbirine karıştıran bir iktidar vardır. Bir zamanlar Lozan’da galip devletlere karşı iradesini kabul ettiren Türkiye Cumhuriyeti, bugün açık ve net bir devlet dili kurmakta zorlanıyorsa, bunda dış dünyanın cüreti kadar, içerideki irade kaybı da etkilidir. İşte bu nedenle Atatürk’ün “gaflet, dalalet ve hatta hıyanet” uyarısı bugün yeniden anlaşılmaktadır. Kriz ve savaş anlarında, aptallıkla kötülük, ahmaklıkla ihanet birbirine karışır. Bir noktadan sonra da hangisinin o iktidarın özelliği olduğunun bir önemi kalmaz. Çünkü bazen bir ülkeye en büyük zarar, dışarıdan gelen darbeyle değil; içeride yönetimin ciddiyetini kaybetmesiyle verilir” şeklinde konuştu.

“İRAN HALKI, KENDİ ÜLKESİNİN GELECEĞİNE KENDİ İRADESİYLE KARAR VERMELİDİR”

Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “ABD’nin kanlı yayılmacı tarihi ortadadır. İsrail’in şeytanlıkları ortadadır. Tüm bunlara karşı durmanın yolu nedir? Elbette o devleti, önce adaletle idare etmektir. Siyasete, hürriyete imkân vermek; korku ve yoksulluğu milletin kaderi olmaktan çıkarmaktır. Yani ‘iç cepheyi’ doğru yol ve yöntemlerle ‘sözde değil özde’ güçlendirmektir. Bu itibarla, bizim tutumumuz nettir. Ne milletinin geleceğini karartanlara itibar ederiz, ne de emperyalist kuklalara. Bizim için tek meşru özne, büyük çoğunluğu kardeşimiz olan İran halkıdır. İran halkı, özgürlüğe ve cumhuriyete layıktır. İran halkı, kendi ülkesinin geleceğine kendi iradesiyle karar vermelidir. Bu iradeyi mümkün kılacak imkanlara da sahip olmalıdır” dedi.

“İRAN’DAKİ REJİME KARŞI OLMAK BAŞKA; İRAN’IN ÇÖKÜŞÜNÜ ALKIŞLAMAK BAŞKA ŞEYDİR”

“Ama burada devlet aklının gerektirdiği ikinci bir hakikat daha vardır” diyen Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “İran’daki rejime karşı olmak başka şeydir; İran’ın çöküşünü alkışlamak başka şeydir. İran’ın çöküşü, Türkiye’nin lehine bir tablo doğurmaz. Tam tersine bölgeyi daha büyük bir kaosa sürükler. Irak’tan Filistin’e uzanan kırılgan hat daha da genişler. Afganistan-Pakistan çatışmasının etkilerini de yaygınlaştırır. 15 sene boyunca Suriye’de izlediğimizden çok daha büyük ve sonu gelmez savaşları ortaya çıkartır. Yeni terör örgütleri ve ağları meydana gelir. Yeni parçalanma senaryoları sahaya iner. Onun için biz şunu söylüyoruz: İran rejimini sevmek zorunda değiliz. Ama İran’ın çöküşünün bölgeyi cehenneme çevireceğini görmek zorundayız. Devlet aklı budur, Cumhuriyet refleksi budur” ifadesini kullandı.

“AZERBAYCAN’LA TÜRKİYE’NİN ARASINA NİFAK TOHUMLARI EKİYORLAR”

Son günlerde, Türkiye ile Azerbaycan arasına nifak sokmaya dönük sistemli bir iklim üretildiğini savunan Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Bunu tesadüf sananlar ya saftır ya da başka hesabın içindedir. Amaç açıktır: Türkiye’yi en has ve gerçek müttefikinden uzaklaştırmak, Kafkasya’daki etki alanını aşındırmak, bu milleti yine Ortadoğu’nun kısır döngüsüne hapsetmektir. Biz bu oyunu görüyoruz, kim olduklarını da biliyoruz. Kökleri çürük, amaçları karanlık şebekelerdir, bunlar… Azerbaycan’la ilişkimiz milli, öz ve duygusal bir kardeşlik bağıdır. Bu ilişki, aynı zamanda enerji ve ticaret meselesidir. Bu ilişki, Türk Dünyası’na uzanan damar meselesidir. Bu ilişki, iki kardeş ülke için de jeopolitik nefes borusudur. Ne gariptir ki, bir yandan ‘İsrail tehlikesi’ diyerek bu millete yeni bir sözde çözüm sürecini, terörle müzakereyi, İmralı’daki katili zaruridir diye yutturmaya kalkıyorlar. Öte yandan da Azerbaycan’la Türkiye’nin arasına nifak tohumları ekiyorlar. Demek ki sizin için tehdit, ilkesel bir güvenlik okuması değildir. Demek ki tehdidi işinize geldiğinde büyüten, işinize gelmediğinde görmezden gelen bir siyaset yürütüyorsunuz. Demek ki sizin derdiniz, millî güvenlik değil; iç siyasette kullanışlı malzeme üretmektir. Oysa bizim ölçümüz bellidir. Türkiye, Azerbaycan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve tüm Türk Dünyası bu fırtınalı çağda daha sıkı dayanışmak zorundadır. Çünkü bu çağ, yalnız kalanların çağı değildir. Bu çağ, hattını ve sathını kardeşleriyle güven içinde koruyabilenlerin çağıdır” şeklinde konuştu.

“ÜLKE SAVUNMASI EKRAN KABADAYILARINA BIRAKILAMAZ”

Türkiye topraklarına füze parçaları düştüğüne işaret eden Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Ve milletimiz şunu sormaktadır: Madem saldırı anında son kertede yine NATO sistemleri devreye girecekse, bu millete S-400 masalı neden anlatıldı? Uğruna milyarlar ödediğimiz, uğruna F-35 programından çıkarıldığımız, uğruna stratejik dengeyi bozduğumuz tercih kriz anında neden etkili bir güvenlik dayanağı olarak ortada değildir? Soruyorum ama cevabını da vereyim; tesadüfe bakın ki; Amerika’daki faili meçhul Halk Bankası davası düşüyor, sahibi meçhul S-400’lerden haber alınamıyor, Malatya Kürecik’te, akıbeti meçhul patriotlar kalkışa hazırlanıyor. Türkiye’nin güvenliği açısından atılan her adım şüphesiz önemlidir. Ancak, bir iktidarın kapı arkası pazarlıklarının neye mal olacağı da önemlidir. Ülkenin güvenliği söz konusu olduğunda stratejik ortaklığı bile riske atabilen bu akıl, kendi ikbali söz konusu olduğunda, her numarayı yapabilecek fıtrattadır. Milletin sırtına ağır bir maliyet yüklendi. Parası ödendi. Diplomatik bedeli ödendi. Kapasite kaybı yaşandı. Sonra ne oldu? Tehdit anında millet yine aynı soruyla baş başa bırakıldı. O halde burada strateji değil, israf vardır. Burada devlet ciddiyeti değil, siyasi gösteri vardır. Burada güvenlik planlaması değil, propaganda vardır. Ülke savunması televizyon hamasetine bırakılamaz. Reklamcılara bırakılamaz. Trollere bırakılamaz. Ekran kabadayılarına hiç bırakılamaz” dedi.

“TÜRKİYE NATO’YU TOPLANTIYA ÇAĞIRMALIDIR”

Türkiye’ye yönelik tehditler karşısında savunma planının açık ve ciddi biçimde ortaya konulması gerektiğini vurgulayan Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “NATO Anlaşması’nın 4. maddesi gerekiyorsa işletilmelidir. Soruyorum, bugün birçok NATO ülkesi Akdeniz’dedir. Bu süreçte, o ülkeler NATO kapsamında mı oradadırlar? Yoksa İran’a karşı savaş koalisyonu olarak mı hareket etmektedirler? Türkiye NATO’yu toplantıya çağırmalıdır. Bu savaşın sınır boyunda Türkiye Cumhuriyeti Devleti vardır. Sormalı, sorgulamalı ve güvenliği adına kırmızı çizgilerini kesinkes ilan etmelidir. Güney ve doğu sınırlarımız boyunca hava savunması, erken uyarı ve tehdit tespiti alanındaki zaaflar şeffaf biçimde araştırılmalıdır. Millet, güvenlik başlığında ne yapıldığını bilmelidir. Gerçek savunma, sloganla değil; hazırlıkla olur” ifadelerini kullandı.

“KKTC’NİN STATÜSÜ GÜVENCE ALTINA ALINMADAN, GÜNEY KIBRIS LEHİNE HİÇBİR YENİ GÜVENLİK MİMARİSİNE ONAY VERMEYİN”

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti de bu büyük jeopolitik türbülansın dışında olmadığını ekleyen Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Doğu Akdeniz’de yeni güvenlik düzenlemeleri, yeni diplomatik pazarlıklar, yeni denklemler konuşulurken hükümete açıkça sesleniyoruz: Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği konusunda somut ilerleme olmadan, KKTC’nin statüsü güvence altına alınmadan, Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarında Kıbrıs Türkü’nün hakkı tescil edilmeden, Güney Kıbrıs lehine hiçbir yeni güvenlik mimarisine onay vermeyin. Yunanistan’ın işportacı girişimlerine de sessiz kalmayın. Türkiye NATO üyesidir. Elinde veto hakkı vardır. Devlet ciddiyeti, masaya elindeki kartı bilerek oturur. Milletin hakkını pazarlıkta bozuk para gibi harcamaz. Kapalı kapılar ardında, gizli ajandalarla, oldu-bittilerle Kıbrıs Türkü’nün hakkı tartışmaya açılamaz. Kıbrıs Türkü’nün hakkı güvenceye alınmadan Rum tarafının güvenlik algısını tamir etmeye çalışan hiçbir siyasetin meşruiyeti yoktur” şeklinde konuştu.

“BU DEVLET AKLI DEĞİLDİR AKILSIZLIĞINIZDIR”

Ortadoğu’daki savaş üzerinden Terörsüz Türkiye adıyla yürütülen sürece dair eleştirilerde bulunan Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Bölgemizde ilk defa savaş çıkmıyor. İran-Irak Savaşı yaşandı. Körfez Savaşı yaşandı. Irak işgal edildi. Kuzeyde fiili yapılar oluştu. Arap Baharı patladı. Suriye iç savaşı çıktı. Vekâlet savaşları büyüdü. Bütün bunlar olurken kimsenin aklına Abdullah Öcalan canisini muhatap almak gelmedi. Şimdi bütün bunlardan daha büyük hangi keşfi yaptınız da birdenbire bu millete bunu “devlet aklı” diye anlatmaya kalkıyorsunuz? Açık söylüyorum: Bu devlet aklı değildir. Bu sizin aklınızdır. Akıl eksikliğinizdir. Akılsızlığınızdır. ‘Devlet aklı’ diye pazarladığınız şey, devletin değil; belirli bir siyasi tercihin, belirli bir rejim mühendisliğinin, belirli bir çözülme siyasetinin adıdır. Türk milletini etnik temelde tartışmaya açamazsınız. Vatandaşlığı kimlik pazarlığına çeviremezsiniz. Devleti Lübnanvari kota düzenine dönüştüremezsiniz. öcalan denen katili, Kürtlerin vasiliğine atayamazsınız. Türk milletinin omurgasını gevşetip buna “yeni paradigma” diyemezsiniz. Bunu jeopolitik diye meşrulaştıramazsınız. Bunu milli dayanışma diye satamazsınız. Bunu devlet aklı diye paketleyemezsiniz. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti; hanedan meraklılarının, etnik vesayetçilerin,

feodal derebeyliklerinin, teokratik düşlerin ülkesi değildir” dedi.

Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, şöyle devam etti:

“Şimdi 1.5 yıldır millete söylediğiniz yalanın ve bizim ısrarla takip ettiğimiz gerçeğin farkına varıyor musunuz? Kurucu önder dediğiniz teröristin örgütü kck’nın İran’daki uzantısı pjak ne yapıyor? Amerikan-İsrail projesine aparatlık yapıyor. Barış güvercini diye pazarlamaya kalktığınız terörist başı Türkiye’de, onun maşası pjak da İran’da ihanete devam ediyor. Terörsüz Türkiye ambalajının altındaki hakikat budur. Ben bu gerçeği anlattıkça siz duymama için elinizden geleni yaptınız. Ama kulaklarınızı DEM Parti’nin sözcülerine, Kandil eşkıyalarının ifadelerine,

İmralı’daki caninin yol göstermelerine bakarak anlamınızı temenni ediyorum. Madem Müsavat Dervişoğlu’nu dinlemediniz, hiç olmazsa onların irin kusan ifadelerinden, hangi felaketi bu milletin başına getirmek istedikleri gerçeğiyle buluşursunuz. Hala bize akıl satıyorlar. Her şey ortadadır. Biz onurlu ve eşit yurttaşlıktan bahsederken, ihanetin ve emperyalizmin kuklası olmak amacını taşıyalar, savaş aparatı olmaya razı oluyorlar da bu milletin eşit ve onurlu yurttaşı olmayı içlerine sindiremiyorlar. Buna ayakçılık kim varsa ve hangi görevdeyse, o görevini terk etmelidir.

Milli kimlik, üniter devlet yapımız, eşit vatandaşlık korunmalıdır. Aksi, bu ülkenin felaketidir.

Ak babalar gibi gözlerini ve ağızlarını açmışlar, Türk milletine ve Türk vatanına göz diktiklerini açıkça ifade ediyorlar. Artık yolun sonu görülmüştür. Yapılması icap edenleri bu iktidar beceremiyorsa, İYİ Parti bunu yapmaya hazırdır”

  • Etiketler:
  • TBMM
  • Grup Konuşması
  • İYİ Parti

Bu içeriği paylaş

© 2026 | by TeMiZ

  • www.musavatdervisoglu.com.tr